Para parayı çeker sözü de yerini bulabilir sanırım. Para ile para kazanılıyor. Ama ticari zekanın sonradan gelişmesinden ziyade mutlaka bir şeyler yaşamış , denemiş veya aileden gelen pozitif bir baskı olması da gerekebiliyor.
Kesinlikle öyle, çıraklığın insana kazandırdıklarından biri de erken yaşta bu olayların farkına varmanızı sağlamasıdır. Hani çoğumuza serbest çalışan, ticaret yapan insanların param yok demesi samimi gelmez ya, aslında doğrudur o. Paraları yoktur, çünkü yazdığınız gibi işler ya borçla döner ya da sıcak parayla. Memur olmayıp günü gününe garanti para kazanamayan bu arkadaşlar da doğal olarak pinti olmak zorundalar. Aksi takdirde batarlar zaten.
Yaşadığımız coğrafyanın da etkisi var. 'Türkiye'de ticaret borçlanarak mümkündür' klişesi birçok sektör için geçerlidir.
Para parayı çekiyor. Ve ne kadar paranın, ne kadar daha fazlasını çekeceğini aslında düşüncemizin sınırları belirliyor.
Çevremizde gördüklerimiz yada bize söylenenlerden zihnimizde sınırlar çiziyoruz.
Pandemi ekonomiyi vurdu derken bile sadece 1 yıl içinde Türkiye'deki milyoner sayısının
%35 artması hayret verici değil mi?
https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/...r-oldu-1834791
Birileri zihnin sınırlarını çok keskin bir şekilde aşarken, diğerleri imkansızlık telkininde bulunuyor.
Türkiye'de orta gelir sınıfının dramatik bir şekilde sonu geliyor. Artık tam anlamıyla zengin yada fakir var.
Ortası gerçekten yok. Bu yüzden başarılı olanları yakın mercekten incelediğimizde, bu radikal ayrımın sebebini daha iyi anlıyoruz.
Borçlanmayacak kadar güvensiz hisseden herkes ne yazık ki, ya fakirliğini koruyacak, yada fakirliğe doğru gidecektir.