İslamiyetin olduğu topraklarda doğup yaşamış ve ölmüş çok sayıda bilim insanı mevcut. Şu an matematikte bazı kuramların babası olarak anılan batılı isimlerden çok daha önce bu kuramları kullanarak çeşitli icatlar ortaya koymuş ve denk geldikçe beni şaşırtmaya devam eden çok sayıda insan var. Hatta öyle ki şu an Türkiye'de tartışmanın, hatta r10'da dahi konuşmanın mümkün olmayacağı felsefi konularda tartışmış, sorgulamış insanlar da var. Bunların hayat hikayelerine ve başarılarına kolayca ulaşmak mümkün, tavsiyem dini olmayan referanslar üzerinden okumanız. (Bunların bir kısmı dinsizlikle de itham edilerek veya çeşitli müslüman yöneticilerin hedef tahtalarına oturtularak öldürülmek istenildiği de olmuştur. Gazneli Mahmut'un yaptıkları buna iyi bir örnektir)

Öte yandan buluşlara karşı olan islamiyet değildir. Bununla beraber tek tanrılı dinlerin tamamı sert dogmalara dayandığından çağından sonra uygulanışı da o çağa saplanıp kalmıştır. Dini bir açıdan tartışmadan direkt sosyolojik olarak değerlendirerek; Muhammed'in ortaya çıktığı zaman Arap coğrafyası büyük bir kara delikti, bunları anlatmaya gerek yok cahiliye dönemine bakmak yeterli. Peki insanların alışkanlıklarını ve anlayışlarını olumlu yönde değiştirmiş bir peygambere inanan insanlar nasıl bu halde olabilir?

Bu duruma benzer şekilde gelişim göstermiş ve şu an böyle olmayan bir örnek olarak karşımıza hristiyanlık çıkar. Orta Çağ'da Avrupa'da cadı avları ve engizisyon mahkemeleri gibi birçok uygulama mevcuttu. Dünyanın yuvarlak olduğunu söylediği için közlerden dönen Galileo gibi isimlerden bahsediyorum. Böyle bir ortamda bilimin gelişmesi şu an müslümanların yoğun olarak yaşadığı coğrafyalarda bilimin gelişmemesinin nedeniyle aynıdır. Din ve devlet birbirine girmiş, dinin doğruları tek doğrular kabul edilmiştir. Yine Avrupa'da endüljans ile cennetten satılan araziler de bu döneme denk gelir (komiktir ki yakın tarihimizde cennetten toprak satan müslüman tarikatlar da mevcuttu, hala var mı bilmiyorum). Bu yapıyı kuran zihniyetin doğal olarak yapması gereken tek şey bu yapıyı koruyarak gelecek kârı hesaplamasıdır. Bu yapıyı korumak da insanların düşünmesini engellemek, düşünebileceklerinin sınırlarını yasaklar veya kısıtlamalarla çizmek ve bilimsel gelişimin önünü kesmektir. Hak verirsiniz ki atomdan küçük yapılar olup olmadığını merak eden bir milleti veya evrenin sınırlarını öğrenmek isteyen bir halkı cennetten satılan topraklarla kandıramazsınız. Ama cennetten aldığı toprak nedeniyle ne halt yerse yesin cennete gideceğine inanan insanların atoma veya uzaya ilgi duymamasını sağlayabilirsiniz. Bu yapının yıkılışı da bilimsel gelişmelerin kabına sığmaması, Martin Luther gibi din insanlarının cennetten arazi satmanın doğasını tartışmalarıyla son bulmuştur (geldik mi yine felsefeye?).

Endüljans ile cennetten toprak satmak ile falanca partiye oy veren cennetliktir demek arasında bana göre bir fark yok. Bu tarz ortamlarda bilim tartışması olarak Tillo evliyalarının kerametlerini konuşur, dua okunan bezelyelerin gelişiminin diğerlerine göre daha iyi olup olmadığını tartışırsın. En iyi ihtimalle de arada övünebilecek Avrupa eğitimin sisteminin dişlileri arasından geçmiş bizim topraklarda doğmuş bir iki bilim insanının başarılarıyla övünürsün.

Kısacası bilimsel geri kalmışlığın nedeni bir dine inanmak, bir dinin mensubu olmak değildir. Devlet ve dinin birbiri içine girmiş olmasıdır. Din bireyseldir, birey istediği tanrıya tapabilir, devlet din özgürlüğünü korumakla ve bir başkasının özgürlüğünü sınırlayanı cezalandırmakla mükelleftir. Bunun olmadığı takdirde beklenen olur; din ile iç içe girmiş devlet kendini korumak amacıyla bilim ile arasına sert bir çizgi çeker ve saldırgan bir tutum izler.

Uzun uzadıya yazdım biraz boş vaktim vardı (aslında dolu vaktim yok). Dipnot olarak Kur'an'ın ilk ayeti olan "ikra" sadece yazılı bir materyal okumak anlamına gelmiyor olabilir. Hangi kitaptan okuduğumun tam olarak hatırlamıyorum ama sanıyorum ki ikra farklı bir okuma kapısına da çıkıyor olabilir. Durumu anlamak, olanı algılamak gibi bir şey olabileceğinden bahsetmişti sanırsam okuduğum kitapta, tam emin değilim ondan.