Bir teknolojik gelişmeyi sağlayan kişinin müslüman olması ya da müslüman bir ülkede yaşaması; (islamiyet ya da diğer dinlerin/inançların) teknolojinin gelişmesinde tamamen rolü olduğu anlamına gelmez. Bilim insanlarının çoğu da topluma rağmen ve toplumun geleneksel yaklaşımına karşı çıkarak başarı elde eder.
Mesela Marie Curie müslüman olsaydı, içinde bulunduğu topluma rağmen ve müslüman olmayan bir ülkede yaşama şansı olsaydı Nobel alabilirdi. Bir kadın olarak aksi halde hiçbir şansı olamazdı.
Avrupa tarihinde birçok bilim adamı Katolik kökenlidir ve bunların içinde birçoğu papaz okullarında okumuştur. Bu Katolik insancının teknolojiyi desteklediği ya da karşı çıktığı anlamına gelmez.
Müslüman dünyası bilimsel alanda birçok bilgiye Çin, Hint, Mısır ve Yunan bilim insanlarının yazdıkları eserleri Arapça'ya çevirdikten sonra sahip oldular.
İçlerinden yetişen bazıları bu eserleri okuyup, üzerine koyarak bir adım ileriye götürdüler.
Kaldı ki burada da katalizör inanç değil. Bireysel merak.
Burada karşı olmak dinlerin değil, onları yorumlayan kişilerin o günkü fikirlerine göre değişkenlik göstermiştir.
Örneğin Vatikan kendi otoritesini sarsacak bilimsel gelişmelerin önünü kimi zaman tıkamıştır.
Müslüman dünyasında da buna benzer çok sayıda şey yaşandı.
Sadece semavi dinler de değil. Hiçbir din ya da inanç; kendi otoritesini sarsacak bir durumu gözardı etmez.
Mesela Endülüs'ü ele alalım. Bunlar Şam'dan kaçam Emevi topluluğu. Bugünkü İspanya topraklarında Emevi, Arap-İslam ve Ortadoks sanatını Latin ve Vizigot sanatıyla birleştirerek muazzam bir medeniyet inşa ettiler. O dönem Avrupa'nın birçok bölgesinden de ileriydiler. Şimdi bunların gerçekleştirdiği gelişimi müslüman olmalarına mı bağlayacağız sadece?
Ya da İskenderiye Kütüphanesi'ni yakan kıptileri ele alalım. Bugün o yazmalar elimizde olsaydı bilimde ne kadar ileri gidebilmiş olacağımızın tahayyülünü düşünmek dahi imkansızken, bir grubun olumsuz hareketini Hristiyanlık teknolojiye karşıydı diye mi yorumlayacağız?
Din ve inançlar, bilim kendilerine hizmet ettiği kadar, kendilerini onadığınca ona müsamaha gösterir. Bilimin böyle bir misyonu yok. Bilim her şeye ve herkese rağmen gelişir.
Bu konuda düşünürken bence bunu hesaba katman daha faydalı olur.