Şu ayetlere dikkat kesilelim. Özellikle büyük olarak vurguladığım yere tüm dikkatimizi verelim.
Anlaşılması için yeterince gayret gösterilmeyen,
İlmini kavrayamadığı Kur'an'ı reddetmekten söz ediliyor.
Bir insan anlaşılması için çaba göstermediği bir şeyi nasıl reddeder? Halbuki, Kur'an-ı Kerim'i açıklayan insanlarla, yani alimlerle biraz muhabbet edilse, biraz tefsirler okunsa, samimi bir şekilde bu Kur'an anlaşılmaya çalışılırsa, HAK bir kitap olmasından ötürü reddedilmesi de mümkün olmayacaktır. Reddedenler, bunu sadece anlamamaları ve anlama hususunda çaba göstermedikleri için reddediyorlar. Ayet bize bunu söylüyor.
KUR'AN-I KERİM'deki hataları bulmak için yola çıkan çok sayıda profesör Müslüman olmuştur. Örnekleri dolu. Çünkü hatasını aramaya kalkışırken, Allah kelamını enine boyuna araştırdılar. Ve araştırınca da hakkı buldular.
Yunus Suresi
36. Onların çoğu ancak zannın ardından gider. Oysa zan, hak namına hiçbir şeyin yerini tutmaz. Şüphesiz Allah, onların yapmakta olduklarını hakkıyla bilendir.
37. Bu Kur'an, Allah'tan (indirilmiş olup) başkası tarafından uydurulmamıştır. Fakat o, kendinden öncekileri doğrulayıcı ve Kitab'ı (Allah'ın Levh-i Mahfuz'daki yazısını) açıklayıcı olarak, indirilmiştir. Bunda hiçbir şüphe yoktur. (O) âlemlerin Rabbi tarafındandır.
38. Yoksa onu (Muhammed kendisi) uydurdu mu diyorlar? De ki: "Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi siz de onun benzeri bir sûre getirin ve Allah'tan başka, çağırabileceğiniz kim varsa onları da yardıma çağırın.
39. Hayır öyle değil. Onlar, ilmini kavrayamadıkları ve kendilerine yorumu gelmemiş olan bir şeyi yalanladılar. Kendilerinden öncekiler de (peygamberleri ve onlara indirilen kitapları) böyle yalanlamışlardı. Bak, o zalimlerin sonu nasıl oldu.