Bazı arkadaşlar işçiyi suçlamışta atladıklari bir şey var. Sigortasız çalıştığınızda sonra kesin dava açarım paramı fazla fazla alırım gibi bir garanti yok. Onu kanıtlaması devleti ikna etmesi o kadar kolay ve basit değil. Ayrıca her ay bir sonraki aya yapar diye düşünüyor insan. Bu arada ne işçiyi ne de işvereni tanımadan işçiye yüklenmeniz mecburiyet denen şey nedir bilmediğinizi gösteriyor. Bırakın sadece sigortasız çalışmaya devam etmeyi iş yerinde yediği lafın hakaretin haddi hesabı olmayıp çalışmaya devam etmek zorunda olan insanlar var bizzat görüyoruz. Aynı tarzda çaresizlikler yaşamadan bilmiş bilmiş kimseyi suçlamayın ülkedeki işsizlik rakamları da ortada!
Kurumsal olmayıp bu tarz düşünce ilen yönetilen şirketlerde bazı iş yerlerinde ağalık sistemi üzücü şekilde devam etmekte. Patron söz geçirip yanına alabildiği işçiler üzerinde her türlü hakka ve isteğe sahip olabiliyor. Misal pandemide maaşın yarısını devletten aldırıp tam mesai veya ekstra mesai yaptırmış patronlar, buna ek olarak yıllık izinleri karantina dönemlerinde zorla kullandirip izinleri bitirtenler, misal günlük 9-10 saatlik çalışma süresini aynı gün olası yoğunluğunda 13-14 saate çıkarabilme bunu yaparken isterse ek ücret istemez ise de akşam mesaisi için doğru dürüst yemek bile yenilemecek 5-10 TL gibi ücreti de uygun görebilir. Aynı işletmeci başka bir değer verdiği çalışanı günde 2-3 saat iş yerinde oyalanip eve gitmesine rağmen de aynı maaşı yıllardır aynı tembel kişiye veriyor olabilir. Bir patron bir telefon araması ile hukuki ve yasal olmadığı halde bir çalışanın tüm banka hareketlerine erişebiliyor.
Benim şaşırdığım konu bazı patronların nasıl olası iş yerinde kaza, yaralanma gibi olaylara karşı bu cahil cesaretini gösterebilmesi.
Olası kazalar ile ilgili doğru önlemleri alıp çalışanını sigortalamak, hem önlemlere dikkat etmeyip hemde sigorta yapmamaktan çok daha düşük maliyetli bir yoldur. Fakat bizde toplum olarak matematik ve uzun vade hesapları sevilmediği için bazı işverenler akıl almaz şekilde böyle riskler alabiliyorlar.