Genel durumu şu şekilde özetleyeyim.
Tükenmiş olarak değerlendirilen ürünlerin satışı konusunda ister fatura silsilesi, ister yetkili satıcı belgesi ya da her ne istenilirse istenilsin yakın tarihlere ait fatura iletildiğinde ürün satışa açılır.
Ürün, belirli bir prosedürde satılıyor ise, fatura tek başına çözüm değildir. Marka sahibinden alınan, belirli tarihler aralığında, 1 yıl gibi, şu mağaza yetkili satıcıdır antetli, kaşe - imzalı bir belge ürünün satışına açılmasına yeterlidir.
Bazı, özel (!) markalar da vardır ki, her toptancıya ürün satar, her toptancının pazar yerlerinde ürün satışını engeller. Ya da, markaya ait ürünlerin belirli bayiler, distribütörler tarafından alındığını ortaya koyan gerçekçi faturalar, yine o ürünün satışını açmaya yeterlidir. İyi satılan bir ürünü, elinden çıkarmaya çalışan bir firmadan ürün almadan önce, bu ürünü alıp satabilir misin diye netleşmek gerek.
Son güncellemeler ile birlikte, her zaman üzerinde durduğumuz konu olan, üreticiler de, marka sahipleri de pazar yerlerinde mağazalarını açsınlar. Bu marka bilinirliği, markaya emek veren satıcıları ve markaya zarar veren satıcıları tespit etmek için önemlidir. Ancak, burada marka, sattığı kişiler ile rekabet etmeyip, fiyatlarını daha üst düzeyde tutmalılar. İşte. mağaza açan bu marka sahipleri, markalarına ait işlemleri, kim satacak, kim satmayacak kendileri belirliyorlar. Yani, sıkıntı bir ton daha arttı. Marka Almanya'nın, 5 paralel ithalatçı var, 15-20 büyük bayileri var. Varın artık siz düşünün. İşi bilmez avukatlar, sözde e ticaret uzmanları, Trendyol çalışanları hepsini düşününce, marka olmuş bir ürünü satmaktansa, markamı taşıyacak bir ürün için emek çekmek daha kolay olacaktır.
Son zamanlarda kampanya yönetimi, puanlama sistemi, agresif teklif ve satışlar, e ticarette çok para var diye 1 yıl beklenilen platformda, şimdi aynı gün, sözleşmeyi bile imzalamadan, düşünsenize, sözleşmeyi bile imzalamadan, satış yapılmaya başlanılması, bildirim başlıklarının daraltılması altında neler yatar daha. Eskiden, bırakın mağaza müşteri temsilcisi, mağaza destek telefonları bile yoktu. Ama sistem tıkır tıkır işleri. Şimdi ise, Arap saçına döndü. Kampanyalara eskiden kategorisinde 1000 mağaza varken 900'ü katılırdı, şimdi mağaza 10 bin oldu, katılım kaçlarda kaldı.
Trendyol en iyi fiyat sunması işte acemi mağazaların, keklenmesine, reklam amaçlı kullanılmasını beraberinde getirdi. İşi bilenler, sistemin işleyişini bilenler, şu an çürük elmaların yarış dışında kalmasına sebep oldu. Son zamanlarda kapatmalara bir de değişik açıdan bakın. Trendyol bu konuda, çok aktif olmasa da, her gelen raporlarda, marka sahiplerinin karlılığının düşmesi, işi bilenlerin markaya dirsek çıkışları ve markaların sürece dahil edilmesi aslında ticaret hayatı için gayet olumlu oldu.
Dünyaca ünlü bir markanın Türkiye distribütörünün faturasını ibraz eden mağaza markayı satıyor, distribütör satamıyor. Bu örnek aslında şimdiki durumun vehametini ortaya koyuyor. Amaç para kazanmak ise, kazanamama nedenlerini ortadan kaldırmak, hem Trendyol'un, hem markaların hem de mağazaların asli görevi oldu. Durumun bu noktalara gelmesinde de en büyük pay, acemi avukatlar oldu. Bu anlamda, çalıştığımız marka yahut mağazaların avukatlarına da eğitim, seminer, danışmanlık hizmetlerimiz oldu.
Sözün, kısası ben ve herkes. Benden değilse, karşımdakinden, rakip. Ben bileceğim ki, kararlarımı ona göre alabileyim, ya da bu işin altından kalkabilecek birilerini bulmalıyım ki para kazanabileyim.