Konu ile alakalı içeriklerin tamamını kaynakları ile yazdım arkadaşınıza gönderebilirsiniz hayırlı geceler

Konu ile alakalı Ayetler

O (takva sahipleri), gayba iman eder, namazı dosdoğru kılar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan infak ederler. (2/Bakara, 3)

Dedi ki: “Ey Âdem! Onlara isimlerini haber ver.” (Âdem) isimlerini haber verince (Allah) dedi ki: “Size göklerin ve yerin gaybını ben bilirim, açığa vurup gizlediklerinizi de ben bilirim, diye söylemedim mi?” (2/Bakara, 33)

Bu (bilgiler), sana vahyettiğimiz gaybın haberlerindendir. (Yoksa) hangisi Meryem’in bakımını üstlenecek diye (kura çekmek için) kalemlerini attıklarında, sen onların yanında değildin. Onlar tartıştıkları vakitte de sen yanlarında değildin. (3/Âl-i İmran, 44)

Allah pis ile temizi birbirinden ayırmadan, siz müminleri bulunduğunuz hâl üzere öylece bırakacak değildir. Allah sizi gayba muttali kılacak da değildir. Fakat Allah (gaybı bildirmek için) resûllerden dilediğini seçer. Allah’a ve resûllerine iman edin. Şayet iman eder ve sakınıp korkarsanız, sizin için büyük bir ecir vardır. (3/Âl-i İmran, 179)

Fal ve benzeri uygulamalarda, işler Allah"ın takdirine değil de inanılan çeşitli varlıkların iradesine bırakılmaktadır. Bu yüzden İslâm"ın tevhid akidesine ters düşen fal inancı, Allah Teâlâ tarafından “şeytan işi bir pislik”olarak tanımlanmakta ve ondan uzak durulması emredilmektedir.( Mâide, 5/90.)

Bir câhiliye âdeti olan fal oklarıyla kısmet aramak da Kur"an"da haram kılınmıştır.( Mâide, 5/3. )


Konu ile Alakalı Hadis-i Şerifler

Câhiliye Arapları arasında oldukça yaygın olan bir bâtıl inanç da falcılık uygulamasıydı. Arap dilinde, “uğur ve uğurlu şeyleri gösteren simge” anlamına gelen “fal” (fe"l) kavramı, genellikle çeşitli alet ve yöntemler aracılığıyla gelecek ve bilinmeyene dair bir tür haber edinme tekniği idi. Ayrıca, “fal tutmak” anlamıyla birlikte, “belli şeyleri uğurlu saymak ve gelecekle ilgili iyimser tahminlerde bulunmak” anlamına gelen “tefe"ül” kelimesi de “uğursuzluk” anlamındaki “tıyera” ve “teşe"üm” kavramlarının zıddı olarak kullanılmaktaydı.

Allah Resûlü, “İslâm"da uğursuzluk yoktur, tefeül (bir şeyi hayırlı ve uğurlu saymak) ondan daha hayırlıdır.” diyerek fe"l sözünden hoşlandığını bildirmiş; ashâbın “Fe"l nedir?” sorusunu ise, “Birinizin işittiği salih sözdür.” şeklinde cevaplamıştır.(Buhârî, Tıb, 44)
Böylece fe"l kavramıyla bir şeyi hayırla yorumlayarak onunla iyimser tahminler yürütme anlamı kast edilmiştir. Ancak bu kavram zamanla anlam kaymasına uğrayarak kehanette bulunarak gaybdan haber alma yöntemi olarak kullanılır olmuş ve bu fal anlayışı dinimizce asla tasvip edilmeyerek yasaklanmıştır.

İslâm öncesinde Araplar arasında pek çok çeşidiyle yaygın biçimde uygulanagelen ve gaybdan haber alma yöntemi olarak kullanılan fal yöntemleri mevcuttu. Bu dönem halkı, kum üzerine çizgiler çizerek (hattü"r-reml),(Müslim, Mesâcid, 33.)

kuş uçurarak (ıyâfe), taşları veya hurma çekirdeklerini yere vurarak (tark)(Ebû Dâvûd, Tıb, 23.)

veya fal oklarıyla (ezlâm)(Buhârî, Menâkıbü’l-ensâr, 45.)

gelecekte yapacakları iş hakkında karar verirlerdi. İnsanlar savaşa girme, yolculuğa çıkma, nikâh, ticaret, nesep tayini, kan davası gibi önemli birtakım kararlar almadan önce genellikle fal oklarına (ezlâm) başvururlar, çekilen ok doğrultusunda verilen kararı putların onayladığına inanırlardı.(İbn İshâk, Sîret, s. 85)

Nitekim Allah Resûlü, Mekke"nin fethedildiği gün Kâbe"ye girdiğinde Kureyş müşriklerinin İbrâhim ve İsmâil"i (as) ellerinde ezlâm denilen fal kalemleriyle resmettiklerini görünce, “Allah bunları yapanları kahretsin. Allah"a yemin ederim ki bu iki peygamber, hiçbir zaman böyle fal kalemleriyle rızık ve kısmet aramamışlardır.” buyurmuştu.(Buhârî, Enbiyâ, 8.)

Allah Resûlü bu tür faaliyetlerin şirkle ilişkisine vurgu yaparak, çeşitli yöntemlerle fala başvurmanın sihir ve kehanet çeşitlerinden olduğunu bildirmiştir.( Ebû Dâvûd, Tıb, 23 )