JustRulz adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Süresiz nafaka aile hukukuna ilk defa 1988 yılında dahil edildi , İstanbul Sözleşmesi ise 2011 de kabul , kronolojik olarak nafaka olayı aslında İstanbul Sözleşmesinin değil aile hukuk sisteminin bir eksikliği.İstanbul sözleşmesi genelinde kadını değil de Türk Aile yapısını koruma üzerine oluşturulmus bir genelgedir fakat işleyişde tıkandığı alanlar vardır.Geliştirilemeyeceği , tıkandığı alanlar ile bir kurala bağlı somut adımlar atılamayacağı için iptal edilmesi ve yerine kadın erkek ya da çocuk herkes için en keskin koruma ve cezai işlemler içeren yeni bir uyulama ve adil şekilde borçlanma ya da bilgilendirme içeren yeni uygulamalara geçilmesi en doğru olandır.İnsan hakkı evrenseldir , bir kurala bağlı olması ya da olmaması pek de önemli değil , kimse yanlış anlamasın evrensel olan bir bildirge yetersiz kalıyor ya da bir şekilde farklı kullanılıyorsa ya da kullanılmaya açıksa revize şart.İnsanların birbirlerine iftira atıp belirli genelgelerin ya da cinsiyetlerinin altına sığınması , sonu olmayan borçlanma durumu , insanların duygularının sömürülüp sadece ekonomik olarak kullanılmaya çalışışması,korunma taleplerinin doğru dürüst yerine getirilmemesi,kural ihlallerinde aşamalı cezalar olması , ihlalin ilk aşamasında ciddi yaptırım olmaması gibi gibi konuşulacak çok şey var , ben bu tür işlerde kök neden nedir kardeşim onur araştırılmasının ve sonuca etki edecek işlerin öyle yapılması kanaatindeyim çünkü ne kadar ciddi bir uygulama yaparsan yap , bir insana zarar vermeyi kafasına koymuş birine anlatamazsın ... Zarar verme eğilimi olan insanları eğitmeli,psikolojik olarak zorunlu destek vermeli , onlara özel sağlık danışmanları atayıp ruh hallerinin düzeltilmesi , ekonomik olarak sıkıntıda olanlarında iş sahibi olup topluma karıştırılmaları konusunda yardımcı olunmalıdır.
Yazdığınızı birkaç kez okuyup biraz düşündüm hocam. Ece Üner canlı yayında çok güzel bir serzenişte bulunmuştu onu hatırladım: "Herkes dışarı çıksın da bir ülkeyi yıkayalım, pislik içinde kaldı ortalık."