Kadının beyanı esastır meselesi de hep yanlış anlatılan bir hukuki meseledir.
Vatandaş hukuk ile hiç ilgilenmediği hakkını hukukunu takip etmediği için de sağdan soldan duyduğunu anlatır.
Kadının beyanı esastır demek kadın söylediği için sorgusuz sualsiz bir erkek hapse atılır demek değildir.
Kadının beyanı esastır demek ispat yükümlülüğünün erkekte olduğu anlamına gelir.
Yani normal suçlarda suçu iddia eden iddiasını ispatlamakla yükümlüdür.
Kadının beyanının esas olduğu durumda ise kadın iddiasını ispatla yükümlü değildir, suçlanan kişi masum olduğunu ispat etmekle yükümlüdür.
Güvenlik kameraları olan, bir sürü şahit olan, bir sürü delil olan yerde kadının beyanı esas falan değildir.
Kadının beyanı kimsenin olmadığı, bir erkekle bir kadının yalnız kaldığı durumlarda esastır.
Bu durumda erkeğin kendisine itham edilen suçu işlemediğini ispat etmesi gerekir.
Bu durum kadınların sürekli uğradığı şiddet, taciz ve tecavüzlere karşı getirilmiş bir ayrıcalıktır.
Erkeklere iftira atıldığın iddia edenler var, doğru da olabilir.
Mesela gezi parkı olaylarında üzeri çıplak erkekler tarafından taciz edildiğini iddia eden türbanlı bir bacı vardı, sonra böyle bir şey olmadığı kamera kayıtları ile ispatlandı.
Yani kamera kaydı varsı, şahit varsa kadının beyanı esas alınmaz.
Ayrıca iftira atılan her 1 erkeğe karşı tecavüze uğrayıp sesini çıkaramayan 100 kadın vardır.
Bu hukuk ilkesi 1 tane erkek iftiraya uğramasın diye 100 kadını feda etmemek adına alınmıştır.
Erkeğin kendini koruması kadının kendini korumasından çok daha kolaydır.
Tanımadığınız kadınlar ile yalnız kalmazsınız.
Yeni tanıştığınız kızları hemen yatağa atmaya kalkmazsınız.
Güvenmediğiniz karakterinden emin olmadığınız kadınlarla yakınlaşmazsınız.
İş yerinize ya da yabancı kadınlarla baş başa kaldığınız ortamlara güvenlik kamerası taktırırsınız.
O zaman kimse size iftira atamaz.
Yok siz kadınlarla özgürce yakınlaşabilin, mesafeli davranmak zorunda kalmayın diye bir kadına tecavüze uğradığını ispat etme yükümlülüğü verilemez.
Bir erkek güvenmediği bir kadınla mesafeli olmalıdır ki kadın herhangi bir taciz ya da tecavüz iddiasında bile bulunamasın.
Konu kapanmıştır, hocam engin kültür seviyenizle 80 milyonluk ülkeyi tek kalemde aydınlattınız.
2 eleştiri ile tüm hukuk sistemindeki açıkları kapadınız tebrik ediyorum.
Gerçekten bunları ayık kafaylamı yazıyorsun merak ediyorum, at şu torbacının numarasını senin seviyene çıkamıyoruz.
Sözleşme umurumda değil ama şunu açık söyleyebilirim bazı kadınlara herşey müstehak...
Kadınların en büyük düşmanı diğer kadınlardır, erkekler değil.
Burada istanbul sözleşmesine karşı çıkan erkekler var.
Bu ülkenin kadınlarının kafası çalışsa istanbul sözleşmesine karşı çıkan erkekler ile görüşmezler.
Kızlar istanbul sözleşmesine karşı çıkan sevgililerini terketmelidir.
Kadınlar İstanbul sözleşmesine karşı çıkan esnaftan alışveriş yapmamalıdır.
Kadınlar istanbul sözleşmesini iptal eden partiye ve cumhurbaşkanına oy vermemelidir.
Kadınlar istanbul sözleşmesine karşı çıkan erkekleri hayatlarından çıkarmalıdır.
İstanbul sözleşmesine karşı çıkanlara erkek erkeğe bir hayat hediye etmelidir kadınlar.
İşte bunlar yapılırsa kadınlar talep ettikleri haklara sahip olurlar ve gerçekten özgür bir hayat yaşarlar.
Ve hepsinden önemlisi bu özgürlüğü ve eşitliği haketmiş olurlar.
Erkek halimle ben mi savunacağım buradaki köhne kafalara karşı kadınların özgürlüğünü ve haklarını?
Ben yoruldum artık, özgürlük eşitlik isteyen kadınlar, özgürlük eşitlik istemeyen diğer kadınlarla çatışsınlar erkeklerle çatışmayı bıraksınlar.
Kusura bakmasın kimse.
Bu sözleşmeye karşı çıkan adamlarla muhatap olan hatta oy veren kadınlar olduğu sürece kadınlar aynı şiddeti yaşamaya devam edecekler.
Ve bu kadınlar yaşadıklarından şikayet etme hakkına sahip olmayacaklar.
Çünkü kadınların asıl şikayet etmesi gereken kitle kendilerine şiddet uygulayan erkekler değil, kadınlık şuuruna sahip çıkmayan bazı kadınlardır.
https://www.youtube.com/watch?v=mJ5pgR51bcQ