Sözleşmeyi kabul etmediğini beyan eden kişilerin tavrına, üslubuna bakıyorum da şurda, hepsi birer seri köz getir diyip eşini sevgilisini dövecek potansiyelde tipler. Sözleşmenin doğruluğu ve kararın yanlışlığı nasıl da belli ediyor kendini.
Sözleşme'de yer alan maddeler mevcut kanunlarda zaten var, istanbul sözleşmesindeki sıkıntı ise kadının beyanı esastır maddesidir anlatmak istediğimiz budur..
Şimdi erkek haklı bile olsa kadın ne söylersa kanun hükmündedir yani bu şiddetti azaltır mı, çoğaltır mı sizce ?
Bir erkek haklı olduğu halde kadının karakolda, mahkemede söyleyeceği her söz, her beyan esastır şimdi suçsuz yere bir erkek kadının yalan beyanları yüzünden sorgusuz sualsiz içeriye attırsa o erkek o kadına bilenir mi, bilenmez mi ? Şiddettin dozunu daha çok artırır bana göre size göre artırmazsa o ayrı birşey sözleşme 2011 den beri uygulanıyor aksine kadın şiddetti daha çok artmış bir durumda.
Bizim burada anlatmak istediğimiz olay budur benim görüşüme göre gereksiz bir sözleşmedir zaten maddelerin birçoğu mevcut kanunlarda vardı, olmayan madde ise kadının beyanı esastır maddesi oda istanbul sözleşmesi ile araya iliştirilmişti 2011'de işte sıkıntı da burada başlıyor. Geri çekilmesi, iptal edilmesi yerinde bir karardır.
Madem diyoruz ya, kadın erkek eşitliği bu zaten kanunlarımızla sabit sıkıntı yok fakat kadına özel kanun çıkarılması ve bu kanunda yer alan kadının beyanı esastır maddesi ne aile bırakır, ne yuva bırakır, nede toplumda ahlaklı bireyleri bırakır sıkıntı budur işte..