Misafir adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Aynısını e devletten diyanete sordum.

Dedim ki yazıda.


Kutsal kitaplar neden indirildi. Allahın emirlerini insanlara bildirmek onları uyarmak bilgilendirmek anlamasını sağlamak için değil mi dedim.

Aynı soruya kendimce cevap da ekledim

Bunun için indirildi evet. Fakat neden Türkçe mealini okumaya özendirmiyorsunuz. Namazda herkes dualar okuyor veya başka toplumlarda kimse anlamını bilmiyor ve ne demek isteniyor ne anlatıyor bilmiyor.

Buna cevap gelmedi.

Kur'an-ı Kerim in mealini okumak hatim sayılır mı dedim. Çünkü ben anlamak istiyorum. Arapça bilgim yok dedim.

Hayır sadece meal okumuş olursun dediler. Hatim etmek için orijinalini okumak lazım Dediler.

Bu sefer aklıma şu soru geldi. Okumak için Okumak mı ? Anlamak için Okumak mı ?


Valla bizi aşan mevzular bunlar ilim alimi insanların bileceği iş dini konular biraz tehlikeli o yüzden dedim ben arkadaşa
bizi aşan konu vs değil bunlar ilim alimi diye bi şey de yoktur öyle olduğunu iddia eden, zanneden ve bunları destekleyenler vardır o kadar. hepsinin ortak özelliği de kendi çevrelerini yaratmış olmaları. tarikatlar, cemaatler vs vs.

gökten herkes için indirildiği iddia edilen kitapta sıradan bir insanın okuyup anlamlandıramadığı bi şey olamaz. bunları anlamak için alime ihtiyaç varsa orada eksik, hata var demektir. mevzu tüm insanlığa hitap etmekse, o insanlığın idrak edeceği biçimde yazı iletilir. her şeye gücü yeten, sonsuz kudret sahibi bu kadar basit bi şeyi yapamamış olamaz. haliyle bunları anlamak için alim şu bu olmaya gerek yok, kendini öyle gösterenlere hiç gerek yok. insanlar kendilerini ve birbirlerini kandırmayı pek seviyor o kadar. hasan mez*arcı düne kadar bu ülkenin şeriatçı bir " milletvekili " idi. sonra adam hapse girdi, ardından ben mehdiyim diye ortalarda dolaşmaya başladı. yani mevzu birilerini kandırmaksa, birileri ortaya her zaman her koşulda çıkabilir. şeyhlere, şıhlara, dervişlere deli divane olanlara sorsan onların bağlı olduğu adamların hepsi alimdir örneğin. ama ben dışardan bakınca sadece elini öptürüp duran yaşlı bi dayı görüyorum o kadar. anlamları kendileri yüklüyor ve işin acısı, buna içten içe inanıyorlar. bu dünyada tek gerçek varsa o da Atatürk'ün söylediği gibi " gökten indirildiği iddia edilen kitapların dogmaları değil; ilimdir, fendir. " yani bilimdir. şu an bugünleri yaşamamızın tek sebebi de bilimdir. birileri bilime inanmış ve bu uğurda çalışmalar yürütmüş diyedir. bulunan onlarca element, bunların işlevleri, bunlarla ilgili yapılan ürünler, çalışmalar, geliştirilen yeni yeni sistemler, hayatımızı kolaylaştıran ve bugün güvenle oturduğumuz dört duvar arasında hem sıcak suyumuzun hem elektriğimizin hem ışığımızın hem bilgisayar ve internetimizin vs tüm bu konforun, rahatlığın tek sebebi " bilim "dir. oysa iş başkalarına kalmış olsa, biz de onların yolundan gidenler olsak elde edeceğimiz tek şey birilerine hizmetçi olmaktan fazlası değildi. el etek öpe öpe yaşar dururduk. haliyle, alimmiş şuymuş buymuş ben umursamam. ben kalıba bakarım, icraate bakarım. ne anlatıyor bu diye bakmam, ne başarmış bu diye bakarım. başarı ise etrafına kendin gibi düşünen 3-5 kişi toplamak, örgütlenmek değil, insanlığa elle tutulur fayda sağlamaktır. hayatlarını kolaylaştırmak, sorunlarını çözmektir. bunlara kalsa tüm sorunların çözümü " sözle " mümkün. anlatır dururlar, el etek öptürürler ardından.

kısaca. bi kitap indirilmiş, bunu din bilgisi yüksek olduğu söylenen, tanınan, sevilen bi adam da türkçeleştirmiş. ortada bu kaynak dışında tek bir adam dahi aramak, saçmalıktan başka bi şey değildir. alim şu bu ihtiyaç yok. varsa, orada sorun vardır. bu kadar basit.