Misafir adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Hocam bende bir işverenim. İş kul hakkına gelirse, işçi de işveren de yapıyor bunu. Ülkenin genel sorunu ne yazık ki.

Kaç tane işçi çalıştığı 9 saatin 8 saatini verimli bir şekilde geçiriyor? Sigara, çay molalarının yanı sıra muhabbetin dibine vurarak zaman geçiren çok insan var.

Bende sizin gibi düşündüğümden dolayı kendi işimi kurdum. Ama işin bu tarafı da oldukça zorlu. Sizin patron çakallık yapıyor belli ki ama insanların bir yerde çalışması için gerçekten normal sürelerinin üzerine çıkması gerekiyor bu ülkede.

Ben size bugün 3 tane elemanımın 1 stajyerimin ve ofisin masrafını yazacağım.

2.350 TL kira
550 TL muhasebe
400 TL elektrik
550 TL doğalgaz
100 TL su
90 TL internet
3 elemanın asgari ücretten maaşı 8.477,7 TL
3 elemanın sigortası 3.255,53 TL
1 stajyerin maaşı 767.1 TL
4 elemanın aylık yemek masrafı 5.000 TL
4 elemanın yol parası 600 TL
Ofis içi kağıt havlu, tuvalet kağıdı, kahve, çay, deterjan gibi masraflar 750 TL

Bunların üzerine çıkan stopaj, damga vergileri vs. var.

Bakın cebime para girmeden daha kendi bağkurumu yatırmadan cebimden çıkan para minimum 22,890,33 TL.

Şu pandemi boyunca hiçbirini işten çıkarmadık, kısa çalışma ödeneği vs. istemedik. 8 aydır kar yazmadan sırf insanların rahatı bozulmasın diye devam ettiriyorum. Kendi bağkur borcum olmuş 10K vergi borçlarım birikmiş 40K.

Şimdi bu çalışan arkadaşlar yeri geliyor muhabbete dalıp arkada 1 saat boyunca takılıyorlar. Ses etmiyoruz insanların keyfi kaçmasın diye. Ama işverenin çakallığının yanında işçinin de çakallığı çok fazla.

Konuyla biraz paralel gittim ama son zamanlarda işçilerin bu kadar ses çıkarması garibime gidiyor. Allah var benim çalışan arkadaşlarım iyi insanlar. Biz de ona göre sabah geleceği zaman 10 11 gibi gel diyoruz. Kimi zaman ertesi gün işimiz yoksa, gelme dinlen diyoruz. Kimi zaman ailesini görmeye ücretinden kesmeden izne yolluyoruz. Onlarda gerektiğine kalmaları gerekiyorsa, kalıyorlar.

Genelleme yapmamalısınız bence. Çakallık yapan kadar iyi niyetli olan da çok ülkede. Genel bir sorunumuz var. Kimse dürüst değil o yüzden çığırtkanlık yapmaya gerek yok.
Çalışanlar sanıyor ki iş verenler parayı götürüyor bize vermiyor. İş vereni eleştireceğine işçi maaşının yarısı kadar sigorta ve vergi giderlerinin olmasını eleştirmiyor. Mesela siz önemli bir kalemi atlamışsınız hocam oda tazminat. İş veren için en büyük giderlerden biri artık tazminat oldu.

Bu konuda genel bir değerlendirme yapayım 40 saat çalışma modeli maalesef ki Türkiye’de uygulanabilen bir model değil ama bende bir insanın insani bir yaşam sürüp farklı aktivitelerde bulunmak için 40 saatten fazla çalışmaması gerektiğini düşünüyorum.

Ben 40 saat üstü çalışayım birde ek mesai alayım diyenler şunu atlıyor. Yurt dışında ücretler saatlik hesaplanıyor. Türkiye’de iş veren iş yapma kapasiten ve yeteneğine göre hesaplıyor ve verdiği maaşın içinde mesainin olduğunu var sayıyor.

Örneğin ABD’de 40 saat üstü overtime olarak adlandırılıp çalışanlara 40 saat üstü saat başı %50 fazla ödeniyor. Bu nedenle Sırf işçilerin shift değişikliği veya acil bir durumda over time ihtimali olmasın diye çoğu mavi yakalı işçi 35 saatten fazla çalıştırılmıyor. 35 saat çalışan bir asgari ücretli işçi geçinemiyor ve bu nedenle ikinci hatta üçüncü işinde çalışıyor. İki veya üç işte çalışan işçi geçinebiliyor ancak insani bir hayat süremiyor.

Türkiye’de ise en büyük sorun yüksek vergiler. Devlet şirketlerin gizli en büyük kar ortağı. Bunun yanında çalışan her işçi de devlet için vergi ve pirim olarak gelir kapısı.

Böyle bir ortamda iş vereni eleştirmek vicdansızlıktır.

İş kuracam diyen arkadaş bir iş kur bakalım devlet nedir o zaman tanışmış oluyorsun. Helede bir de yanına 1 işçi al o zaman seni görelim. Gel düşüncelerini buraya yaz.