GDerin adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Elinize sağlık. Söylediklerinize katılıyorum, ancak sizin örneklediğiniz kısım aylık anlaşmalar için. Ben içeriği belli olan paketler için olan taban fiyattan bahsediyorum

Öneriler de gayet isabetli. Yalnız fiyat düşürmek demek kendi piyasanı, değerini de düşürmek demektir hocam.

Geliş/tir/mek... Maalesef yüzyüze görüşme yapacak imkanınız yoksa, İstanbul gibi sektörün olduğu bir şehirde değilseniz dediğiniz fiyatlara iş yapacak birini bulmak hiç de kolay olmuyor.
Ben SEO'da sabit paket olayına pek ısınamadım açıkçası. CMS tabanlı sitelerde bir nebze iç SEO çalışması sabit fiyatlı olabilir. Ama onlarda bile tema ya da yazdırılan özel eklentiler nedeni ile sabit fiyatla hizmet vermek imkansız hale gelebiliyor. Özel yazılımlarda zaten neredeyse sabit fiyata hizmet vermek imkansız.

Dış SEO işlerinde "paket satışı" olayına zaten tavım Yahu hadi paket koydun, fiyat koydun satıyorsun eyvallah Yükselme garantisini nasıl veriyorsun arkadaş Bu soru sana değil elbette sevgili dostum, backlink paketi satıyorum diyerek yükselme garantisi veren arkadaşlara. Mesela ben EDU siteden tanıtım yazısı içinden backlink veriyorum. Ama konumda 1 tane "sıralamada yükseleceksin" diye yazı göremezsin. Çünkü bunu her site için garanti edemem. Bunu garanti etmem için SEO danışmanlığı vermem lazım. Tek vereceğim garanti "benden aldığın bu hizmet yüzünden zarar görmezsin" şeklinde olur. Ki bunu bile saptamak çok zor. Müşteri aynı anda 2-3 paketçi ile çalışıyor. Kim, nasıl bilecek hangi paketten site zarar görmüş?

Piyasanın değerine bakmıyorum ben hocam. Kendi değerim önemli benim için. Müşterilerime (biraz ukalaca kabul ediyorum) diyorum ki; "Hyundai de araba, Mercedes de araba, Ferrari de. Sen Ferrari bayisinde Hyundai almaya geldiysen zaten yanlış adrestesin" Yaptığım sözleşmelerde beni de bağlayan unsurlar da var. Mesela "x zamanda, x kelimede, x sıralamada olmazsan y yaptırımını kabul ediyorum" şeklinde. Bu sebeple eğer bütçesi var ise ve çalışmayı yaptırmak istiyor ise müşteri asla reddetmiyor fiyat teklifini. Sadece "sünnettendir" diyerek biraz pazarlık yapmak istiyor.

Diyelim tanrı esirgesin bir umutsuz hastalığın var. Bu hastalığı yaşayan tanıdıklarına gidiyorsun sana " @GDerin; bu işte uzmandır" diyorlar. Gidiyorsun adamın muayenehanesine ve "ukala" ama ilim sahibi olduğu belli. Hiç de yapamayacağı şeyi taahhüt etmiyor. Taahhüt ettiği her şeyi de imza altına almaya hazır. Şimdi sana soruyorum: Paran varsa ve gerçekten tedavi olmak istiyorsan sen @GDerin; 'e gitmez misin?

Pandemiden evvel yüz yüze görüşme çok kıymetli idi. Biz Yapı Kredi Plaza'daki kibrit kutusu kadar 3 tane odaya servet öderdik yıllarca. Neden? Çünkü müşteri "ofisin iyi yerde ise işini iyi yapıyorsundur" algısına sahipti. Lakin pandeminin kanımca tek iyi tarafı müşterilerin bu algısını yıkması oldu. Bugün Yapı Kredi Bankası bile personelinin büyük bir kısmını evden istihdam ediyor. Neredeyse son 1 yıldır aldığım tüm müşteriler zoom toplantısı ile sözleşme imzalamaya ikna oldu. Bir tek sözleşme aşamasında davet ediyoruz notere geliyorlar. Şehir dışından gelen müşteriler de var aralarında ve bir tanesi bile ofis ziyareti istemedi. 1 Mart'ta ofisi tamamen kapattık ve sanal ofise döndük. Çünkü artık müşteri "ofisleri iyi bir yerde ise iyi iş yapıyorlardır" algısından kurtuldu. Ekiple fiziksel olarak bir araya gelmemiz gerekiyor ise toplantı salonu kiralıyoruz. Ki çok ihtiyaç duymadık.

Benim görüşlerim bu minvalde hakim bey