Evet bu konu özellikle bazı insanlar tarafından bir türlü anlaşılamadı o yüzden bir açıklık getirmeye karar verdim.

Günümüzde neredeyse bütün ülkeler kendi paralarının değerini önemser ve para biriminin istikrarlı olması, sürekli artıp yükselmemesi güçlü bir para için gereklidir. Bir para biriminin sürekli değer kazanması ve değer kaybetmesi olumlu bir şey değildir.

Türkiye dahil neredeyse bütün ülkeler ithalat yapmaktadır. Bu ithalat, tüketim veya yatırım amaçlı gelen sermaye veya hammadde mallarından oluşur. Türkiye gibi pek çok ülke, büyümek için ithalat yapmak zorundadır, çünkü ithal edilen malların %80'i ham madde ve sermaye malından oluşur. Nasıl ki, bir lokanta daha çok çorba yapmak için daha fazla mercimek alması gerekiyorsa, aynı şekilde Türkiye gibi sanayileşememiş ekonomiler büyümek için ithalat yapmak zorundadır. Sanayileşmiş ülkeler bile ithalatlarını artırdığında büyüme gerçekleştirebilirler. Dolayısıyla ciddi miktarda bir dövizi yurtdışına gönderdiğimizi hepimiz anlamışızdır umarım.

İthalat amaçlı giden döviz, ülkenin milli gelirinden karşılanıyor doğal olarak milli gelir içerisinde bir payı var. Bu payın %20-25 dolaylarında olduğunu söylemek mümkün. Peki dolarla mı maaş alıyorsun neden saçma açıklayalım hemen;

1- Kazandığınız ücret veya gelirin bir kısmı ister istemez ithalata gidiyor. Örneğin, aracınıza koyduğunuz benzin, teknolojik aletlere ödediğiniz para, SGK'ya dahi ödediğiniz paranın bir kısmı mutlak surette ithalat amaçlı dışarı çıkıyor.
2- Haliyle döviz kuru arttığında, ithal edilen şeylerin fiyatı artıyor. Kilit nokta burada başlıyor, ithal mal kullanmayarak TL'deki değer kaybından korunabilir misiniz? Tabi ki hayır.
3- Bu zincirleme bir reaksiyon yaratıyor. Örneğin bir kafe sahibini düşünün. Döviz kuru iki kat arttığında, onun harcamaları da %30 oranında artıyor, doğal olarak geçen seneye göre yüzde 30 daha fazla para harcamak zorunda kalıyor.
4- Kafe sahibi aynı harcamalara devam edebilmek için, gelirini %30 oranında artırması gerek aksi takdirde fakirleşecek.
5- Peki kafe sahibi bu dönemde satışları %30 artırabildi mi? Hayır. Doğal olarak gelir artışı için fiyatlara zam yapmak zorunda kalacak.
6- Kafe sahibinin döviz kuru yüzünden yaşadığı enflasyon, kafede içtiğiniz kahveye çaya yansıyor.
7- Sizin harcamalarınız da artmak zorunda kalınca, siz de işvereninizden zam istiyorsunuz ve bu zincirleme reaksiyon halinde bütün sektörlere yayılıyor ve döviz kurundaki ufacık bir artış bile enflasyon yaratıyor.
8- Doğal olarak dövizle işiniz olsun olmasın, TL'nin değer kaybı, dövizin yükselmesi doğrudan veya dolaylı olarak sizi fakirleştiriyor ve enflasyon yaratıyor.

Ekonomik Büyüme Üretim Artışıyla, Kalkınma ise Kişi Başına Düşen Üretimin Artmasıyla Mümkün Olur.

Dünyadaki her ülke ekonomik açıdan büyür, büyümek zorundadır da. Artan nüfusun yaratacağı talep, ülkeyi büyümeye zorlar. Fakat büyüme ile kalkınma aynı şey değildir.
Bir ülke 100 adet çay üretiyorsa ve bir yıl sonra 101 adet çay üretmişse o ülke %1 büyümüş kabul edilir. Fakat aynı sürede nüfus %2 oranında artmışsa, o ülkenin satın alma gücü düşmüş demektir.
Dolayısıyla büyümeyi değil, kalkınmayı dikkate almak icap eder. Kalkınmanın sonucu, kişi başına düşen gelirin yükselmesidir. Büyümenin sonucu, milli gelirin artmasıdır.


Bir Ülke Kağıt Üstünde de Büyüyebilir ve Kalkınabilir

Bu ülkelerden biri de Türkiye'dir. Türkiye'nin cumhuriyet tarihi boyunca en zengin olduğu veya en zengin gözüktüğü yıl 2013 yılı idi. Fakat, şuan 2013 yılına göre çok daha fazla üretim yapıyoruz ama daha fakiriz neden?

2010-2014 dönemi en çok cari açığın verildiği yıllar idi. Ülke daha demokratik, daha az borçlu olduğu için ve abd faizleri düşük olduğu için para bulmak ve cari açığın kapatılması kolaydı. Bu yüzden, TL değer kaybetmiyordu. Fakat her zaman olduğu gibi o zaman da enflasyon vardı, enflasyonla beraber her şeyin fiyatı artıyor fakat TL değer kaybetmediği için ürünlerin ve hizmetlerin dolar bazında fiyatı da artıyordu. Bunun sonucunda insanlar, döviz miktarınca daha fazla kazanmaya başladılar. Bu da kişi başına düşen gelirin döviz olarak artmasını sağladı, ithal mallar ucuzladı. Fakat cari açık kriz yaratacak boyuta geldiğinde, paranın değeri düşürülmeye başlandı. Bu şekilde büyüme sürdürülemezdi, kredilerle geçiştirildi ama eninde sonunda patlak verecekti ve verdi 2018'den beri devam eden bir krizimiz var.

Orta Gelir Tuzağı Nedir, Nasıl Çıkılır? Nasıl Yüksek Gelirli Ülke Olunur?

Orta gelir tuzağı, abd'nin kişi başına düşen gelirinin 4/1'ine ulaşmış ülkelerde yaşanır. Nitekim Türkiye, 2013 yılında kişi başına düşen gelirini neredeyse 13 bin dolara çıkartarak bu tuzağa düştü. Fakat, bu tuzağı geçemedi ve geçemeyecek de. Bunun en büyük nedeni, yüksek gelirli ülkeler kalitesinde olmayışındandır. Hafif sanayi ve düşük teknolojili mal üreterek gelebileceğiniz en yüksek gelir budur kişi başına düşen gelirin abd'nin çeyreği olacak kadar. Bu saaten sonra, kişi başına düşen gelirin 20-30-40 bin dolarla çıkması için daha yüksek teknolojili sanayi malları, sermaye malları ihraç etmek ve üretmek gerekir. Bunlar da iyi bir eğitim sistemi ve bilimle mümkün olabilir.

Okuduğunuz için teşekkür ederim.. Faydam olduysa ne mutlu bana...