mobpiper adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Arkadaşlar öncelikle linçlemeden önce muhalif bir kişilik olduğumu belirtmek istiyorum. Bu yazdıklarımı gözlemlerime dayanarak söylüyorum.

bariz bir işsizlik olduğunu düşünüyorum bu bir gerçek. Ama hepsi sistemin suçu mu ? Buna çok emin değilim.

Dünyadaki dönüşümü kavrayamayıp hala işlerini dijitale dönüştürmeyen, inovatiflikten uzak bir halk var.

üniversiteye keyfi girip 3.ayda bıraktım. Koca Ege üniversitesinin girişimcilik topluluğu maksimum 20 kişiydi.(Çok uzun süredir yazılım ile uğraştığım için Yunan arkeolojisi bölümüne yöneldim)

üniversite içersinde herkes inovasyondan uzak , bilgisayar - yazılım mühendisliği öğrencilerinin bölümlerindeki teknolojiler ve ilerleyiş hakkında tek bir bilgisi/tecrübesi olmayan insanlarla dolu olduğunu gördüm.

Genel olarak her bölüm bu şekildeydi.

bu şekilde devam edilen bir ülkede işsizlik değil kalifiye eleman sorunu var gibi duruyor.

Çevremdeki yazılımcılar yardım etmek için aylık 3-4-8k kazandıkları işler yerine çok büyük projeler aktardım. Ve hepsinde zararlı çıkan ben oldum.

Fikrimce bu ülkede ki sorunun işsizlik değil yenilikçi olamamak , iş ahlakı ve prensiplerine sahip olamamak olduğunu düşünüyorum.

fikirlerinizi duymaktan keyif alırım
Ben de sizin muhalifliğinize muhalif birisiyim, ama yazdığınız şeylere muhalif olamam

Ülkede iş verenden, iş arayanına kadar her kesimde zihniyet sabitliği ve zamana ayak uyduramamadan kaynaklanan bir sıkıntı var.
İş veren ya az paraya her işe koşturacak çalışan arıyor, ya da işi bilen birisini arıyor, öğretmek gibi bir şeye girmiyor
İş arayan da, az çalışayım, çok kazanayım, masanın başında pc den tüm işlerimi halledeyim, telefon elimden düşmesin gibi işler arıyor.

Çalışanın sıkıntısı işi sadece para kazanmak için yapıyor olması ve sonucunda iş verenin kazanacağı veya da uğrayacağı zararı düşünmemesi
İş verenin de sıkıntısı minimum maliyet ile maksimum kar elde ederken çalışanlarının ne durumda olduğunu gözetmemesi en basiti.

Ahmet, Mehmet'ten örnekler yerine kendi iş yaşamımdan örnekler vermeyi yeğlerim.

Bir çok farklı dalda çıraklıktan yöneticiliğe ve patronluğa kadar deneyimlemelerim oldu, çalışanken en iyisini yapmaya, yöneticiyken çalışanın ve iş verenin gözü ile olaylara bakmaya ve çözüm üretmeye çalıştım.
Ne yazık ki dediğiniz gibi o zihniyet sabitliğinden dolayı hep sıkıntılar yaşadım.

Ha işin şu kısmı var, hiç bir iş verenim, beni, sen bana zarar veriyorsun veya işime yaramıyorsun diye de işten çıkarmadı, hemen hepsinde, ben burada artık kendime bir şeyler katamıyorum ve bu işletmeye de bir şey katacak durumda değilim diyerek bıraktım.

Bir kaç kere patronlarımı ofisten kovduğumu bile bilirim senin yüzünden çalışamıyoruz diye

Yeri gelir kavga bile ederim adamın kendi işi için.. işi bana verdi isen benim nasıl yaptığıma karışma işin sonucuna bak diyerek ofiste çalışanların hepsinin gözü önünde birbirimize bağırıp çağırıp 10 dk sonra çay sigara eşliğinde ertesi günün planlamasını yapardık.

Diğer mesele de değindiğiniz zamanın gereksinimlerine ayak uyduramama meselesi.
İşlerini online platforma taşıdığında hem zaman hem mali olarak kar elde edebilecekken, babadan kalma işlerle devam ettiriyorlar ve zarar edince de işi çalışanlarından biliyorlar.
Çalışanlar da işletmeye katmak yerine aldıkları maaşa bakıyorlar. bu kadar paraya bu kadar çalışılır mantığı ile..