digiklan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Hocam hayat eskiden daha zordu.
Bugün sosyal sınıflar arası geçişkenlik her zamankinden daha yüksek.
Bilgiye erişim her zamankinden daha yüksek.
Tam da bu yüzden fırsatlar her zamankinden daha yüksek.

Eskiden rekabet daha azdı diyorsun ama eskiden fırsatlar da azdı.
Eskiden bilgiye erişim ne kadar zordu biliyor musun?
Biz dandik üniversitelerde ders takip etmek zorundaydık, kaçırdığımız dersin notlarının peşinde koşmak zorundaydık.
Bugün online eğitim programları var.
Stanford Üniversitesinin bedava online sertifika programları var akşam işten geldiğinde 2-3 saat televizyon izlemek yerine stanforddan ders alabilirsin.

Ama yok ben eskisi gibi az vasıfla daha çok insanın önüne geçeyim devri bitti.
Artık bilgi çağındayız ve nüfus artıyor.
Sızlanan, kişisel gelişim önerileri ile dalga geçen adamlar verimsiz hayatlar sürmeye devam ederler.
Eskiden yaşam maratonunda daha yavaş koşarak daha iyi derece yapabiliyordunuz çünkü besine ulaşım antrenman tekniklerine ulaşım, koşu taktiklerine ulaşım sınırlıydı.

Yani bugün eskisinden daha zorlu bir mücadele olduğunu düşünüyorsun ya.
Oysa bugün o mücadelede kullanacağın eskiden varolmayan bir sürü silahın da var.
Kişisel gelişimine emek harcamayan kendini silahlandırmayan adam zorlu savaşa girdiğinde ağlamamalı.

Adamlar erken kalkın, verimli çalışın, odaklanın, bedeninizi ve beyninizi geliştirin, birikim yapın, birikimlerinizi yatırıma çevirin diyorlar.
Ama bunları yapacak kapasitesi olmayan insanlar bu öneriler ile dalga geçiyorlar.
Ben de bunların hepsini yapamıyorum, ama bu saydıklarımın hepsini yapan adam hangi ülkede hangi sefelat içinde yaşarsa yaşasın, o köşeleri tutulmuş dünyada kendine çok iyi bir yer edinir.
Hocam ben de yapabildiğinizi yapın, hayatınızı daha iyi hale getirir dedim zaten. Ama başka konular da var, yine kendi zamanınızla kıyaslamışsınız. İmkanların kolay ulaşılabilir olması sonucu değiştirmiyor. Fırsatlar kadar rekabet de yüksek oluyor. Ücretsiz onlarca şeyi gösterip ya da verip, al bunları öğren demek, herkesi suya atıp al yüz demeye benziyor. Çıkanın da boğulanları düşünmeden sevinmesi demek.

Aynı sayfalar; para biriktirin, hisse alın, yatırım yapın, birden fazla geliriniz olsun falan diyor, bunlar da ailesinden kısıtlı harçlık alan, evden dışarı bile çıkmayan, istese de iş bulamayan kişiler için komik öneriler.

İş bulan da hep asgari ücret ve asgari ücretin bir tık üstü. O düşük maaşlarla da; ev, araba, ev eşyası, iyi bir bilgisayar, telefon, konsol vs. teknolojik alet alayım dediğinde cebinden çıkacak para 500 bin ila 1 milyon TL arasına yaklaşınca kimse kasmıyor artık.


Bu ülkede genişletilmiş işsizlik %20'lerde, genç işsizlik daha da %30-40'larda. İstihdam oranı %40'lara geriliyor. Her 10 kişiden 4'ü çalışıp 6 kişiye bakıyor demek bu. Gelişmiş ülkelerde paket teslimatçı, garson, kasiyer gibi aşırı uzmanlık gerektirmeyen giriş seviyesi meslekler bile kendine hayat kurup, iyi beslenip tatile gidebiliyor, orta halli araba alabiliyorken burada bu mümkün değil. İnsanlar da o yüzden kasmıyor tabiri caizse, ödül miktarı azsa, istek ve katılım azalır. Her durum da böyledir.

Bugün Almanya, ABD desin, "C2 seviyesi dil bilen ve bana lazım olan şu yazılım eğitimlerini bitirip yapacağım sınavı bitiren herkese işi ben bulup masraflarını da karşılayıp ülkeme getireceğim" diye, o zaman görürsünüz insanlar nasıl dil ve yazılım öğreniyor. Ama demiyor neden çünkü herkesin gözü orada, en yetenekliler bile çekilişe giriyor bu vizeler için ABD gibi ülkelerde, işi bulmuş olsalar bile.

Emin olun, burada konuşulacak ve çözülecek kadar basit şeyler değil zaten.
Hiç tanımadığımız insanlar sadece çalışma saatleri 8 saat olsun diye, biz bir pazar günü tatil yapabilelim diye, kölelik kaldırılsın diye, şu sınırlar içinde yaşayabilelim diye hayatlarını verdiler.

Önemli olan çok zeki olanın ve çalışanın kast sistemi denilebilecek bu yapıda sosyal geçişi sağlaması değil, onlar zaten her yerde en iyi koşullara bir şekilde erişiyorlar ya da en iyi yerlere göç ediyorlar; önemli olan en yoksuluna bile eğitimle, gelecek kaygısı olmadan huzurlu bir gelecek ve sosyal güvence vermektir, öyle toplumsal huzur ve kalkınma geliyor.