Bende bir anımı anlatayım bari.

Dönemin en büyük askeri hastenesinde , hastanenin komutanı ve aynı zamanda TSK sağlık komutanının (Korgeneral) habercisi olmuşumdur. İçtima yok , mıntıka yok , kamuflaj yok. takım elbise ve sivil gibi dolaşmanın rehavetine kapıldığım bir gün komutan bir iş vermek için emir astsubayı vasıtasıyla beni odasına çağırır

komutan = oğlum şu paketi al , x kişisine teslim et
ben = emredersiniz komutanım

verdiği paketi x kişisine götürdüğüm zaman x kişisinin odasında olmadığını görürüm. odasındaki arkadaşı "x" kişisi lavaboda sen paketi bırak ben söylerim der. bende sazan gibi "aa iyimiş sağolun. şöyle dolabın içine koyayım o zaman gözükmesin gelince söylersiniz" der ve çıkarım. komutanın kapısı çalıp tekmilimi verdikten sonra teslim ettim komutanım der ve çıkarım.

x kişisi yerine gelir ve arkadaşı söylemeyi unutur. komutan telefon edip x kişisine "paketi aldın mı ? " sorusuna hayır yanıtını aldıktan sonra bir ses yükselir makam odasından "ASKERİ ÇAĞIRIN"

kolumdan tutup içeri çektikten sonra el ense yapıp alnını alnıma dayar ve KİME TESLİM ETTİN SEN PAKETİ ? der. lafı eveleyip gevelesemde hayatımda yediğim en sert fırça ve korku dolu dakikalardan kurtulmama engel olmadı

hayatımda en çok korkuğum an buydu sanırım