digiklan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Düz mantıkla düşündüğün için basit bir detayı farketmiyorsun.
Fırsat maliyetini görmezden geliyorsun.
Düşük katma değerli mal üretmek için harcadığın emek, sermaye ve zaman sonunda ortaya çıkan katma değer yine düşük olur.
1 milyar liralık her üretimin milli gelire 1 milyar lira katkı yapmaz.

Yani 1 milyar dolarlık tişört üretmek için kullanacağın emek, sermaye, zaman, kirleteceğin doğanın maliyeti yüksektir, buradan milli gelire gelecek katkı azdır.
Oysa 1 milyar dolarlık mikroçip ürettiğinde burada kullanılan emek, sermaye, zaman daha azdır ve katma değeri daha yüksektir.

1 tişört üretmek için 2 ton su kullanılır. Bu tişörtün karşığında edeceğin kar 1 dolar etmez.
Bu yüzden gelişmiş ülkeler tekstil gibi düşük katma değerli ve doğayı çok kirleten çok kaynak kullanan sektörlere bizim gibi ülkelere terkettiler.
Onlar nüfuslarını yarı iletken, petrokimya, metalürji gibi yüksek teknoloji isteyen yüksek katma değerli sektörlere yönlendiriyorlar.

İşgücünüzü, sermayenizi, kaynaklarınızı yüksek katma değerli sektörlere yatırıp düşük katma değerli ürünleri dışarıdan alırsanız zenginleşirsiniz.
Bu bir şirkette yöneticilik yapan bir kadının, marketten hazır mantı alması, pastaneden hazır poğaça alması gibidir.
O kadın fazla mesai yaptığında günde 100 lira fazladan kazanırken, fazla mesai yapmayıp eve gelip poğaça yaparsa mantı açarsa pastaneye vereceği paradan 20-30 lira tasarruf ederken kazanacağı 100 liradan olur.
Ama bu kadın çalışmayan bir ev kadını ise, yani düşük katma değerli bir yaşamı varsa o zaman pastaneye 20 lira vermek yerine evde 10 liraya o poğaçayı yapar.
Bir ülkenin zenginleşmesinin yolu fazla mesai yapan çalışan kadın sayısını arttırmaktan yani iş gücünü yüksek katma değerli üşlere yönlendirmekten geçer, düşük katma değerli ticari faaliyetler ile ev kadınlarının evde yaptıkları poğaça ile zenginleşemeyiz.
Yani yüksek katma değer üreterek zenginleşebiliriz, düşük katma değerle zenginleşilmez.

Peki biz ne yapıyoruz?
Biz düşük katma değerli hayat süren bir ev kadını olarak gidip bankadan kredi çekip pastaneden poğaça alıyoruz )))
Türk devletinin yaptığı tam olarak budur. Krediyi ucuz buluna banyoyu yaptıran, mutfak dolaplarını yenileyen ev kadınları gibi köprüler, otoyollar, aksaraylara yatırdık parayı.
Oysa o kaynaklar betona değil yüksek katma değerli üretim yapabilecek sanayilere yatırılsaydı istihdam ve milli gelir ciddi oranda yükselirdi.
Çok doğru evet, ülkede yüksek katma değerli ürün üretebiliyorsak düşük katma değerli ürün üretmeye gerek yok.
1 milyar dolar tekstil ürünü üretmek için 500 bin kişi çalışıyorsa, mikroçip için belki 1000 kişi çalışacak, kişi başına düşen geliri artırıacak.