Konu hakkında tamamen nötr durumdayım ama pek kullanıcı dostu olduğunu söyleyemeyeceğim, burada Çinli ortağa sahip trendyol, Güney Kore ortaklı N11, Ebay'e ait GittiGidiyor ve Hepsi burada gibi pazar yeri hakları savunularak sorumlulukları azaltılmış, dışarıda ucuza satan pazar yerlerine gelin burada verginizi verin, ucuza değil pahalıya satın denilerek vergi geliri amaçlanmış ve ülke içinde bulunan online satış platformlarının hakkı savunulmuş. Son kullanıcı için dışarıdan gelen ürünler daha pahalı olacak ve iade / değişim için daha fazla sürünülecek gibi duruyor. Maalesef ülkemiz ekonomik olarak aşırı zorda ve nereye saldırıp vergi alsam diye çabalıyor, malum inşaat firmalarından doğru düzgün vergi gelmediği için vergi tabana yayılıyor, sosyal medya devleri ülkemize gelip vergi verin deniliyor, youtube ve genel olarak adsense geliri olanların peşine düşülüyor, bir şekilde ayakta kalınmaya çalışılıyor ama çok zor, ufaktan son çırpınışlar ve yolun sonu görünüyor. Bedelli askerlik, imar barışı, kyk faiz afları, sigorta faiz afları, varlık barışı, ek gümrük vergileri, genel vergi yapılandırmaları vs. hiçbiri çare olamadı, zorda olmayan devlet vatandaşını bu kadar sıkar mı? Yanılmıyorsam ülkemizin sadece 1 saatlik dış borç faizi 2,7 Milyon Dolar ( onlarca yıl boyunca her saat bu paralar artarak ödenecek, ana parayı azaltmamız imkansız ama sürekli artacağı kesin ) , cari açığımız da haliyle çok fazla, döviz gelirimiz yok ve sürekli ithalat yapmak durumundayız. Ne kadar dayanabiliriz bu şekilde? Geliri olmayan bir işsizin 5 adet kredi taksiti ve 7 tane kredi kartı borcunu çevirmesi gibi bir saçma döngünün içindeyiz, ulusal piyasada onca bol para akışı varken bize damlası dahi gelmiyor, satılacak doğru düzgün bir şeyimiz zaten kalmadı.



Gelişmiş ülkeler üretimleri ve yatırımları ile finanse edilir, bizim ülkemizin umudu facebook ofis açacak vergi alırız, aliexpress vergi verir, youtube vergi verir bir şekilde döneriz. Üretim var mı? Yok, Ya ihacat var mı? Neyi ihraç edebiliyoruz? Haliyle üretimin olmadığı yerde bir şekilde vergi alınmak zorunda kalınıyor. İyi güzel ama bugün vergi verdik, cebimizdeki paranın yarısını verdik bu ay, diğer yarısını yemedik içmedik sonraki ay verdik, eee ondan sonraki ay bizde de kalmadı, nasıl vergi vereceğiz? İşte o yolun sonu demek oluyor, halkın cebinde de kalmayınca o sınıra dönülmez akşamın ufku deniliyor. Vergi alınsın tabi, alacaksanız elbette garibandan alacağınıza yabancı pazar yeri sitelerinden toplayın vergiyi, 1 liraya halk ekmek alacak diye pandeminin göbeğinde 150 kişilik ekmek kuyruğunda bekleyen vatandaşın boğazını aştı zaten ödemeleri, youtube facebook onlara çökülsün tabi, halkın gırtlağına basılmasından çok daha iyi ama nereye kadar? Böylesine devasa bir dış borç yükü ve dış ticaret açığımız varken 3 ay 5 ay hadi 10 ay en fazla ne kadar dayanabiliriz? Yetkili kimse de demiyor mu dev bir fabrika kuruyoruz, ülkemizin en güzel zeytinlerinden Turkish Olive Oil yaptık, tüm dünya bizim markamız ile buluşacak, yıllık bilmem kaç ton ürün ihraç edeceğiz. Şu ilimizde 10 bin kişinin istihdam edileceği bir tesis kuruyoruz, Bilmem hangi uluslararası yatırımcıyı ülkemize davet ettik, sadece laf olsun diye 2 masa sandalye koyup bize vergi vermesi için değil, devasa bir fabrika yatırımı ve binlerce kişiye istihdam sağlarken aynı zamanda ham maddeyi ülkemizden sağlayıp üzerine birde vergi alacağız diyen olmaz mı? Bu ülkede Ar-Ge diye bir şey yok mu? Bir Türk büyük başarıya imza atmak için illa Almanya vatandaşı mı olmalı mesela aşıyı bulmak için? İmkan verilsin ve yetenekli beyinler göç edeceğine ülkemizde faydalı teknolojik atılımlar yapsınlar.



Siha'mız var iyi güzel ama Kanada motorunu vermiyor, ee motor olmayınca haliyle üretemiyoruz. İşte bu dışa bağımlılıktır, bir ülke size yapımında gerekli en ufak bir parçayı vermiyorum dediğinde o ürün yerli ve milliliği kalmıyor, dışa bağımlı kalınmış oluyor. Kısacası bilgisayar kasasının üzerinde kocaman arçelik yazar ama içinde işlemcisi İntel, Anakartı gigabyte, Ram kingston, ekran kartı Ati ama dış plastik kasasında Arçelik yazıyor diye yerli ve milli olmuyor aslında, o sadece ambalaj. Bunlar örnekti sadece, hiçbir ülkeye Eyvallahımız olmadan dışarıdan talep gören, mesela Amerika'nın ürettiklerinden ve diğer ülkelerden satın alabileceğinden daha ucuz ve kaliteli ürünler üretmeliyiz, öyle bir yazılım geliştirmeliyiz ki tüm ülkeler kullanmak için sıraya girsin ve kullanabilmek için aylık veya yıllık lisans ödemeleri ile ülkemize döviz yağdırsınlar. Çay üretmeyen ülke 10 birime bizden çayı alıyor, Avrupa geneline 15'e satıp bizden fazla para kazanıyor. İspanya'da zeytin üretiminin az olduğu yıl bizden zeytin alıyor, üzerine İspanyol markasını basıp 3 kat fiyata satıyor, sadece etiket basarak. Kaliteli giyim ürünlerini biz yapıyoruz, markanın sahibi olan ülkeye gönderiyoruz ve marka / etiket basılıp 3 liraya ürettiğimiz ürünü 333 liraya almamız için bize geri gönderiyorlar. İyi güzel aliexpress gelsin bize vergi versin ama nereye kadar? Üretilecek ürün yok, haliyle üretimde istihdam edilecek çalışana ihtiyaç olmadığı için kamu bir dosya kağıdını 4 kişi taşıyacak kadar gereksiz memur istihdam ediyor, onun yerine 3-5 tesis kurulsa daha iyi olmaz mıydı? Ayrıca ben bunları söyledim diye ülkemi sevmemiş olmuyorum, aksine susup kulağımın üzerine yatmayıp ülkemin daha iyi yerlerde olmasını istediğimi söylüyorum. Zor, kabul ediyorum ama umarım bir şekilde her şey yoluna girer ve bu devasa yükün altında kalmadan kalkarız ve önümüze bakarız. ( Bu arada Papua Yeni Gine için fakir bir Afrika ülkesi yazan arkadaş, senden alıntılamayı unuttum ama o ülke Okyanusya'da Endonezya'nın komşusu, Çin'in alt tarafında, Afrika'da değil. )