khA adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Merhaba arkadaşlar son bir kaç günde gençlere genel olarak eleştiri konuları göze çarptı. Ben de bir kaç konuya değinmek istiyorum.

Bana kalırsa Türkiye'nin en iyi dönemi 2002-2008 yılları arası dönemdi. ABD Merkez Bankası'nın ciddi dolar basımıyla beraber gelişmekte olan ülkelere para aktı.
Dolar basımı olduğu için dolar endeksi düşüktü bu yüzden TR'de kur düşüktü. İthalat ürünlerini özellikle teknolojik ürünlerini insanlar rahat ulaşabiliyordu.

Kazan - kazan ilkesiyle hem yatırımcı hem de ülkeler doğru yatırımlar yaparak güzel sonuç aldı. Bence Türkiye'de refahın en yüksek olduğu bu dönemdi. Çoğu insanda para vardı.
Türkiye tüketim topluğumu olduğu için ciddi bir tüketim çılgınlığı vardı. Bu yüzden esnaflar vs iyi iş yaptı.

Şimdi günümüze gelelim.

1- Euro ve Doların tarihi rekora koşması - ciddi vergi yükü

Bence kayışın koptuğu durum özellikle gençler için bu ciddi rekabet edilemeyen kur.

Çünkü sosyal medyanın gelişmesiyle gençler diğer ülkelerdeki akranlarının hayatlarını görünce ciddi bunalıma giriyor. Şuan Avrupa'da tatile gitmek sadece uçak bileti için gidiş geliş 200-300 EURO'lardan başlıyor. Bu da 2-3bin TL arası demek. Sadece uçak bileti.

Yeni çıkan telefonların 15bin TL olması.. Yurtdışında asgari ücretli bir çalışan 1 haftalık yevmiyesini kenara koysa bu telefonu alırken. Türkiyede 24 haftasını kenara koyması gerekiyor.

Aynı şekilde yeni bir araba almak 100bin türk lirasından başlıyor. Bu modeller de yaklaşık 7-8 yaşında ikinci el modeller. Bu modelleri almak için bile kredi çekip 4-5 yıl borçlanması gerekiyor.




2- Eğitim seviyesinin yerlerde olması

Eskiden her şehirde üniversite olmadığı için üniversite okumak belli bir alt yapı gerektirirdi. Bu yüzden üniversite mezunu insanlar günümüze göre daha donanımlı olurdu. Bu da mezuniyetlerinde güzel bir gelirle işbaşı yapmalarını sağlardı. 10 yıl önce mezun olan gençlik ile şuan ki arasında ciddi bir fark var. Önceki nesil ciddi ciddi yönetici basamaklarını tırmanırken şuan asgari ücretliyle hemen hemen aynı paralara çalışan bir üniversite gençliği var.



3- Toplumsal kutuplaşmanın olması, insanların psikolojisinin yıpranması
Şuan eleştirel hemen hemen her konuda sadece bir konuyu eleştirdiğiniz için hemen solcu veya n sağcı etiketi yemeniz normal bir durum haline gelmiş. Mesela ben solcu olabilirim ama solcu zihniyeti de eleştirebilirim. Neden takım tutar gibi %100 bir ideolijinin peşinden gitmek gerekiyor ki? İnsanlar ciddi kutuplaşmış durumda bu da en ufak konuları dahi konuşarak çözmeyi uzak hala getiriyor. Hemen ortam geriliyor.

Ayrıca 2020 yılının felaket yılı olarak geçmesi virüsler ve depremler insanları iyice yıpratmış durumda. Alım gücü ve aile içi huzur düştüğü için insanlar daha az yapıcı.



Sonuç: Bu ortamda gençlere daha çok iş düştüğü belli, gençler umutsuzluğa düşmeden daha çok çalışıp daha çok üretmek durumunda. Fakat bu duruma gelmemizde bence gençlerden çok gençlerden önceki neslin sorumluluğu var. Gençler burada sebep değil sonuç.
Bunu göz önünde tutmak gerekiyor.


Sizin de fikirlerinizi merak ediyorum
22 yaşımda olmama rağmen benden 5-6 yaş büyük kişilerden (üstü de var tabi) hiç bir ' yaramıyorsun cümlesini duymaya alışır oldum. yeni mezun olmama rağmen 14 bin lira borcum var. Allah sonumuzu hayır etsin