Eğer bahane satılabilen bir şey olsaydı. Bizim ülkemiz ihracatta dünya birincisi olurdu kesin. Gençlerin hevesleri kaçıyormuş, alım güçleri düşükmüş, diğer ülkelerdeki yaşıtlarını gördükçe depresyona giriyorlarmış. )))
Depresyona girmek için acele etmeyin. Ebediyyen genç kalmayacaksınız. Ben bu foruma üye olduğumda 26 yaşındaydım askerden yeni gelmiştim. Bugün 41 yaşındayım. Hayata hazırlanırken okul hayatında zmaan yavaş geçer. Sonra Okul bitip iş hayatına girdiğinizde zaman çok hızlı geçer. Pazartesi cumartesi döngüsüne girersiniz koca yıl sizin için 52 pazar haline döner. Bir bakarsınız yıllar akıp geçiyor. Bugün depresyon yaşadığını sıkıntı çektiğini zannedenler bir gün gerçek depresyonla karşılaştıklarında bugünlerine dönmek için her gün ağlarlar. Bugününüze sahip çıkın.
O yüzden yolun başındayken bırakın saçma sapan bahaneleri. Benim babam memurdu. Hem de 80'lerde ve 90'larda Türkiye memurun en düşük ücretli kesim olduğu zamanlarda. Ben 11 yaşında anadolu lisesinde hazırlık okudum ingilizce öğrendim. 12 yaşında evimden 600km uzakta bir bir otelde resepsiyonda çalışmaya başladım. 12 yaşında adam olmak zorunda kaldım çünkü babamın maaşı yetmiyordu. Ondan sonra tüm okul hayatım boyunca hep yaz kış iş buldukça çalıştım. Daha iyi iş bulmak için üzerine biraz Almanca öğrendim. 35 yaşından sonra yurt dışında iş kurmak için üzerine Rusça öğrendim. Pandemi bitince de ispanyolca öğrenmek istiyorum. 41 yaşındayım her ay udemy'den 2 kurs bitiriyorum.
Elindeki akıllı telefonda günde 2-3 saatini instagramda boş beleş geçirip, nargilecilerde kafelerde para ezip, 4 kişi birleşip aldıkları netflixte bir günde bir sezon dizi bitirip sonra depresyondayım diyen genç arkadaşların depresyonlarını yiyeyim )))
Zeka özürü olmayan adam günde 4 saatlik çalışma ile 3-4 seneye kalmadan çok iyi derecede 2 yabancı dil ve 2 yazılım dili öğrenebilir. Ondan sonra da ülke içindeki ekonomik çalkantılardan etkilenmez. Bilişim çağında yaşıyorsunuz beyler. Babanızın Türkiye'de oturup emeğini Almanya'ya İngiltere'ye satma şansı yoktu. Sizin var. Sızlanmayın. Kendinizi geliştirin.
Size bana rehberlik eden 2 Tolstoy sözünü aktarayım.
İnsan kendi eğitimini, onu devlete, eğitim sistemine veya başkalarına bırakmayacak kadar önemsemelidir.
Yani kendi eğitiminizin sorumluluğunu elinize alın, o zaman devletin size verdiği bedava eğitimden maksimum faydalanırsınız. Ama bizde kimse kendi eğitiminin sorumluluğunu almıyor, herkes kendi kaytarırken devletin bir şekilde kendisini daha iyi eğitmiş olması gerektiğine inanıyor. Okullarda ingilizce dersi bedava, ama bu derslerde kaytaran adamlar okuldan mezun olunca kuruna 500 lira veriyorlar ingilizce öğrenmek için.
Bir de Tolstoy der ki;
Herkes dünyayı değiştirmenin peşinde ama kimse kendini değiştirmeyi düşünmüyor.
Yani oturup siyasetçilerin ülkeyi zenginleştirmesini, devletin size sahip çıkmasını, zenginleşen memleketten size daha çok pay düşmesini falan beklemeyin. Siz bu ülkeyi değiştiremezsiniz. Siz kendinizi değiştirin, kendinizi geliştirin. Sizin gibi kendini geliştiren adamlar arttıkça ülke de zaten zenginleşir ve gelişir.
Hepinize sevgiler.