inançsal boyutu saymaksızın kafayı bozan şeyler hayat gibi kavramlar. akışına bırakmak ve kabullenmek gerek, yapabileceğimiz en iyi şey sorunları nasıl değiştirebileceğimizi düşünmek, bunun için de sorgulama şart ama kararında tabii. bir yerden sonra kafa bırakmaz bu konular. (gardaş valla bak manyak olursun)...
bu konuda ben de çok endişeliyim.
Malesef değiştirebileceğim birşey değil.
İntihara meyilin yok dimi?
Yok hocam zaten sevdiklerimi kaybetcegimi bildiğim için bu şekilde düşünüyorum. Kendim nasıl beni seven insanları üzim
Tipik varoluş sancısı , Hayatın anlamı milyon dolarlık ev ve arabalarda yatmıyor, Anlam kişinin kendisine aşıladığı anlam isteminde yatıyor. Bunun için bütün tarih boyunca , filozoflar , edebiyatçılar , psikologlar herkes biraz birşeyler karalamış.
Bunun için en iyi tanımlamayı bence 2.dünya savaşında auschwitz; dachau nazi toplama toplama kampına esir düşen ve orda bütün ailesini arkadaşlarını kaybedip , orda intihar eşiğine gelmiş insanlara anlam istemini aşılamaya calışan pskiyatrist victor frank L getirmiştir.
"yaşamak acı çekmektir, yaşamı sürdürmek, çekilen bu acıda bir anlam bulmaktadır.
eğer yaşamda bir amaç varsa, acıda ve ölümde de bir amaç olmalıdır.
ama hiç kimse, bir başkasına bu amacın ne olduğunu söyleyemez. herkes bunu kendi başına bulmak ve bulduğu yanıtın öngördüğü sorumluluğu üstlenmek zorundadır."
frankl'e göre, insan sorumlu olmak için özgürdür ve özgür olduğu için sorumludur.
bu açıdan insan anlam ve değerlerin farkında olmaktan sorumludur.
anlam, bir mutluluk arayışı da değildir mutlu olmak için bir neden arayışıdır.
sadece haz ve güç peşinde koşmak mutluluk getirmez.
kısaca, anlam yoluyla terapi demek.
franklın insanın temel uğraşının haz almak ya da acıdan kaçmak değil de yaşamında bir anlam bulmak olduğu fikrine dayanan logoterapi ekolüne göre, insan yaşamın anlamını üç farklı yoldan keşfedebilir:
-bir eser yaratarak veya bir iş yaparak,
-bir şey yaşayarak veya bir insanla etkileşerek,
-kaçınılmaz acıya yönelik bir tavır geliştirerek.
"neden kendini öldürmüyorsun?" seansa böyle başlar viktor e. frankl, danışan şok olur. sonra devam eder; paradoks, yani öldürmemene sebep olacak bir nedenin var ki kendini öldürmüyorsun. buna bir bakabilir miyiz?
Öncelikle vakit ayırıp üşenmeden bu kadar şey yazdığınız için teşekkür ederim.
Benim için hiçbir şey önemli değil desem yalan olur. Evet bazı şeyler önemli benim için ama hicbirsey sevdiklerimden daha önemli değil. Televizyonda bile birinin ailesinden birini kaybettiğini gördüğümde aklıma gelen tek şey ailemden birine birşey olursa ben ne yaparım