Şii iran ile vahhabi arabistan birbirinin düşmanıdır. Fakat her ikisi de islam dünyasında etkin olmak isteyen ve Türkiyeye düşmanlık yapan birer ülkedir.
Suudi ingiliz desteğiyle, iran ise fransa desteğiyle kurulmuştur.
Her ikisi de Türkiye aleyhine israil ve abd ile ilişkiler kurmuştur.
En büyük düşman en yakında olan ve dost görünendir. Sünni şii vehhavi nusayri farketmez. Biz hıristiyan gürcistan ile kat kat daha iyi bir komşuluk ilişkisi kurabildik. Oysa İran ve diğerleri hep takoz olmuştur. Sünni şii farketmez. Bunların eline fırsat geçse en büyük darbeyi vururlar.
Yıllardır İran üzerinden ticaret vs zaten yapıyoruz. Fakat bir parça güvenilir ve dost yanları olsaydı mevcut olandan 10 kat fazla ilişkilerimiz olurdu. Petrol boru hattını, doğalgaz hattını ve tren yolunu boşuna Gürcistandan geçirmedik.
En son Azerbaycan zaferi sayesinde ortaasya ile yolumuz açılmış olacak. ortaasyadan ve İrandaki türk-müslüman kesimden kopuk yaşıyorsak İranın hataları yüzünden. İranın ırkçı ayrılıkçı mecusi kökenli şii kafası yüzünden ilişkilerimiz hiçbir zaman bir noktadan öteye geçemez.
Herşeye rağmen dostane ilişkile ve diplomasi önceliklidir. Herşeye rağmen tcaret ve turizm artırılmalı. Ancak güçlü bir iran en büyük düşmanımız olur. Parçalanamış bir iran bizim için her zaman daha iyi.
***
Siz Suudilerin vahhabi olduğu konusu hariç baştan aşağı maalesef yanlış biliyorsunuz,
@digiklan; gayet iyi özetlemiş, onun bahsetmediği 2 cümeyi ben kurayım. İranı Fransızlar kurdu demişsiniz, İran tarihii hiç bilmiyorsunuz veya Suriye ile karıştırıyorsunuz. " Anglo-Persian Oil Company " adlı şirket yıllarca %10-20 pay vererek İran'ın tüm yeraltı varlığını sömürdü, bir devrim kaçınılmazdı ve sömürülmemek adına yapmaları gereken şeyi yaptılar, bir İslam devrimi gerçekleştirdiler. Unutmayın, dinler her daim insanları birlikte tutan en önemli unsur olmuştur. Ayrıca İran'a ikinizde Şii demişsiniz, İran nüfusunun %32,2 kadarı şiidir, %22,2 kadarı inançsız, %8,8 ateist, %7,7 kadarı zerdüşttür, tamamen Şii demek bana yanlış geliyor. İran nüfusunu geçen sene geçtik, buradan benzer nüfuslara sahip olduğumuz anlaşılıyor, İran içerisinde yaklaşık 40 Milyon Türk yaşar, bu ülke nüfuslarının yarısıdır. Kendilerine sorsanız hayır %25 derler, sadece Güney Azerbaycan'da 30 Milyon kadar Azeri Türkü vardır, Türkmenler, Kaşkaylar, Horasan Türkleri ve bazı diğer Türk boyları ile nüfusunun yarısı Türk olan bir ülkeden bahsediyoruz. Aynı ırk, aynı coğrafya, aynı din, aynı nüfus, muhtemelen benzer kaderler. Türkiye bir Nato ülkesidir, şimdilik öyle kafalarına göre müdahale edemezler, bölemezler. Öncelikli olarak etrafında bulunan Suriye, Irak ve son olarak İran yok edilince sıra Türkiye'ye gelir, İran bitince anlayın ki sıra bizde. Terör yuvası demeye getirmişsiniz, bunu Suriye ve Irak için söyleyebilirsiniz ama İran için bu geçerli değildir. Malum örgütün Pejak kolu yıllardır İran içerisinde bir yere varamamıştır, yakalanan her üyeleri ibret için asılmıştır, çoğu hareketi yanlış bulsam bile teröre bulaşan her canlıyı sallandırmaları bence doğru bir harekettir. Bu malum örgüt için çok büyük bir caydırıcı kuvvettir ve bizim kadar savaş harcaması yapmadan yıllardan beri kolayca bastırabilmekteler. Bizdeki gibi mitinglerde bebek katilinin posterini açmak mı? İran içinde onu yapmak biraz sıkar. Saygı duyulan ülke olmak ile korkulan ülke olmak arasında ince bir çizgi vardır, İran yıllardır kendi yağında kavrulur, kendi içinde üretip tüketir ve çok fazla dış ithalata gereksinim duymaz. Bu bile bizden birkaç basamak üste taşır kendilerini. Emperyalistlerin ve kapitalist sistemin oyuncağı olmamış, dışa bağlı kalmamışlardır ve bu dünyanın pek hoşuna gitmemektedir. Onlar benim din kardeşim onlar benim soydaşım, onlar benim komşum, kader ortağımdır.
Tarih boyunca mücadele etmedik mi? Ettik. Onlar ile ettikte sanki Ermeniler, Yunanlar, İngilizler, Fransızlar, İtalyanlar ile halay mı çektik? Şimdi hepsi ile Nato içinde beraber kol kolayız, İran'a karşı vur deseler vuracağız, tıpkı Kaddafi'ye vur dediklerinde vurduğumuz gibi. Libya hala bir tarafını doğrultamadı Kaddafisiz, doğrultamayacaklarda. Suriye ile kesinlikle masaya oturmalıyız, gerekirse Esad ile müzakere yapılmalıdır. Esad azıcık mantıklı olsa ve hadi seçime gidiyoruz dese sorun hallolacak ama belkide haklı olarak benden sonra bir Amerikan kukla yönetimini seçtirecekler diye düşünüyor. Bazen 2 yol varsa önünde ve ikiside kötüyse daha az kötü olanı seçmek zorunda kalırsın. İran'ın daha yeni bir bilim insanı İsrailli yetkililerin kabul ettiği üzere suikast ile öldürüldü. Bir devlet başka bir devletin bilim insanını öldürecek ve dünya sessiz kalacak, kalıyor işte. Haksız güçlü olunca haklı suçlu olurmuş. Amerika istese İran'ı bitiremez mi? Bitirir. Fakat bunun bazı sonuçları olur, İran yok olmadan önce birkaç milyon İsrail vatandaşını yanında götürmeden yok olmaz, ayrıca bölgenin tüm petrolünü tehlikeye atamaz, kendilerine bir hayrı olmasa bile arz/talep eğrisini bir yöne doğru eğerek güç dengelerinin değişimine sebebiyet verir. Çok İran İran diye ölmüyorum ama toprak bütünlüğüne saygı duyuyorum. Bugün sen İran bölünsün parçalansın dersen, yarın başkaları gelir senin ülkene bölünsün parçalansın der vah ben ne yapmışım diye dövünürsün. Böl/parçala/yönet. Irak = Böl(dış müdahale), parçala ( Merkezi yönetim + Kuzey Irak ), yönet ( bölgede 17 yıldır devam eden Amerikan varlığı.) Suriye = Böl ( ışid vs. terör örgütleri ve iç savaş), parçala ( Şam yönetimi, ışid ve diğer terör örgütlerinin elinde bulunan bölgeler ), yönet ( devriye gezen Ruslar, hakimiyet kurmaya çalışıp terör örgütlerine destek veren Amerika ) Libya = Böl ( Kaddafi diktatördü hadi halkına barış götürelim ), parçala ( Saraj hükümeti + Hafter yönetimi ) yönet ( iki yakası bir araya gelmeyen ekmeğe muhtaç ülke ve birleşmiş milletler güçleri )
Bazen gözünüzün önünde defalarca gerçekleşen olaylara bile kör kalırsınız. Mısır örneklerin biraz dışındadır, tam olarak istedikleri karışıklığı elde edemediler, askeri yönetim el koyunca meydanlar uzun süreli karışamadığı için barış götürülemedi, anlaşmak zorunda kalındı, BOP projesinin Mısır ayağı ertelendi. Lübnan karışık değil mi? Sıra Ürdün'e gelmiyor mu? Filistin ayakta durabiliyor mu? Suudiler Amerikanın kaniş yavrusu olmadı mı? BAE de aynı Suudilerin yolundan gidip kendileri için resmen kulübe beğeniyorlar şimdi. Suudilerin parasına Amerika istediği gibi çökebiliyor, senin paran çok oldu git onlarla iphone al diyebiliyor, 850 milyar dolarını vermiyorum diyebiliyor mesela, hadi İran'a yapsında bir görelim bakalım? Bakın, medya size bir kişiyi veya bir ülkeyi şeytan gibi göstermek isterse bunu başarır, veya tam tersi olarak bir diktatörü bile kalp krizinden ölse dahi şehit gösterebilirler, ne bileyim işte bir vahhabi Amerikan yalakası için onlarca şehide ilan edilmeyen ulusal yas ilan edilebilir, medyanın gücünü hafife almayın. Alıntıladığım arkadaş sanırım medyanın gücünden etkilenmiş olabilir, gayet normaldir tabi sözüm yok ama işin doğrusu böyle mi acaba diye sorgulayıp gerçeği araştırmalı bazen insan.