Beyin jimnastiği ile çözülecek iş değil ki matematik bu.
bir adam düşün 5 bin lira maaş alıyor.
2000 lira kira veriyor.
1000 lira elektrik, su, ısınma, internete veriyor.
1500 lira yiyecek içecek ve diğer masraflara veriyor.
Kaldı 500 lirası.
3000 liralık Her ay bir lüks alışveriş yapıyor ( telefon, bilgisayar, marka kıyafetler vs)
her ay bu döngü devam ediyor yani her ay 2500 lira zarara ekleniyor.
Bu adamın maddi olarak düze çıkması için iki ihtimal var.
1- lüks alışverişi kesecek (ithalat)
2- ek gelir getiren bir iş daha yapacak ve giren parayı arttıracak ( katma değerli bir iş yapıp ihracat yapmak)
Başka çözüm yok.
İşte bu adamın arı Türkiye.
Yurtdışından aldığından fazlasını satmazsan döviz yükselir. Adam üzülür, zarar eder.
Yoldan geçen 10 kişiyi çevir, telefonunun fiyatını sor. O telefonun ücreti kadar yurtdışına satabileceğimiz birşey üretmiş mi? Farketmez ne olduğu tekstil, tarım, yazılım veya her neyse o. Üretmişse sorun yok. Üretmeyenler dolarla satılan bir ürünü tl ile aldı, doları yükseltti.
kredi kartlarını sanal limitlerle verdiler, insanımız da kendi parası gibi harcadı. Parayı ülke içindeki ürüne, hizmete harcasa yine sorun yoktu. Gidip bize krediyi sağlayan ülkelerin ürünlerini aldık, para onların cebine geri girdi, biz yıllarımızı ipotek ettik.
İş işten geçince beynimizi kullanıp beyin jimnastiği yapmaya kalktık oysa atı alan Üsküdarı geçti.
Yazık ki durum bu.