Din işte tam da bu yüzden çok tehlikelidir. Çünkü birileri Tanrı adına ideal örtünme şeklini belirlediğini ve bunun tersini yapanların kendi dinlerini temsil etmediğini iddia eder. Yani birileri kendini o dinin sahibi ilan edip kendi gibi olmayanları aforoz eder. Konuyu açan arkadaş kendi inandığı islami giyim şekline göre reklamı ve firmayı kendi dinine saldırmakla suçluyor.
Bunun ölçüsü yoktur bu iş talibana götürür sizi. Kadının peçe ve burka ardına saklandığı, kadının topuk sesinden erkekler tahrik olduğu için lastik tabanlı ayakkabı giymek zorunda bırakıldığı bir sisteme götürür. Maalesef iş din olunca insanlar kim daha dindar yarışına giriyor ve iş her zaman radikalleşiyor.
Tek derdi daha çok mal satıp kar etmek olan bir firmayı kendi dinine saldıran bir şeytana dönüştürmeye çalışanlar çıkıyor. Ve bu adamlar diyorlar ki din benim dediğim, benim inandığım gibidir, benim inandığım kurallara aykırı her söylem şeytandır, mücadele edilmelidir, boykot edilmelidir.
İslamda türban diye bir zırva yoktur. Türban 1970 lerde mısırda çıkmış bir baş örtme şeklidir. İster başını bandana ile örtersin, ister şapka ile örtersin, ister tülbent ile örtersin. Kıyafette de vücut hatlarını göstermeyecek, eller ve yüz dışında her yeri kapatacak kıyafet şartı vardır. İster ferace giyersin, ister haşema, ister eşofman ister gazete kağıdı ile örtersin.
Adamlar kadının vücut hattını sergilemeyen, eşofman altı yapmışlar, kapüşonu ile saçı kapatabilen, uzayarak kalçayı da komple kapatan bir eşofman üstü yapmışlar. İslami kurallara aykırı olmayan bu kıyafetin de başını örterek başarılı olmuş bir sporcu üzerinden reklamını yapıyorlar. Ama birileri islamı o kadar dar kalıplara sokmuş ki, siyasi kıyafet şeklini din zannedip bu reklamdaki firmayı dine saldıran bir firma gibi gösteriyor.