digiklan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Din ile ceza kanunun aynı kefeye koyduğuna göre ikisinin de toplumsal düzenin devam için insanlar tarafından uydurulduğunu mu savunuyorsun?
Birinci önermende yanlış bir yan var. İnsan kaplanlar gibi yalnız yaşamaz, sosyal bir varlıktır. Ve senden daha güçsüz bir grup üyesini öldürüp karısını çalabilirsin, çocuklarını da öldürebilirsin, sonra gruptaki daha güçlü bir üye de seni öldürüp karını çalabilir, bu döngü grup avlanamayacak ve hayatta kalamayacak kadar küçülene kadar devam eder. Yani grubun faydası senin de faydandır. Sen o grup olmadan tek başına var olamazsın. O yüzden gruba zarar verirsen kendi yaşam şansını da tehlikeye atarsın. Yani senin faydana olmaz.

O yüzden kendi grubundaki kadınları çalmak yerine başka gruplara saldırıp onların av bölgelerini ve kadınlarını çalarsın. İslamiyetin cihat sistemi de budur. Tanrının egemenliğini yayıyorum yani kendini grubumu genişletiyorum bahanesi ile senin olmayan topraklara savaş açıp, senin grubuna katılmayanları öldürür karılarını kendine cariye köle yaparsın. E ne oldu? Din geldi düzen geldi diyorsun ama bak yine güçlü güçsüzü öldürüp karısını çaldı değil mi?

Bir de çok kendinden emin şekilde tüm sorularının yanıtını verdiğimi düşünüyorum demişsin )))

Elbette cevabı verdim, senin eleştirin mantıktan ve metoddan tamamen uzak. Sana kendi içinde tamamen tutarlı bir önerme söylüyorum, insan sosyal bir varlıktır diyorsun. İnsanın sosyal bir varlık olduğunun belirleyicisi nedir? Dediğin şekilde "grubun faydası benim faydam" -olsa da olmasa da- olsa bile ben aksini düşünmüş ve bir tercih yapmışımdır. Her iki şekilde de benim tercihimdir. Dediğim yere sen de vardın, materyalist faydacılık. Sen diğer insanlar olmasa sen de var olamayacaksın diye mi iyi bir insansın?

İslam savaş hukuk hakkında sıfır bilgin olduğu, bilgin olmadan fikrin olduğu çok belli. Eğer gayrimüslim bir ülkede zulüm ya da toplumsal azgınlık varsa o ülkeye saldırabilirsin. Aksi durumda İslam'da saldırı savaşı yoktur. Savaşa katılmayan kadınlar cariye yapılamaz, savaşa katılıp esir düştüyse, salıverildiğinde gidebilecek bir hayatı varsa ekstrem durumlar dışında fidyeli ya da fidyesiz salıverilir, kendi isteği olmadan köle yapılamaz. Bunun ahlak ya da vicdan dışı hiçbir yönü yoktur çünkü zaten ahlak ve vicdanın belirleyicisi dindir