Elbette şart

"İnsanlık" dediğin olgudan kastının vicdan, merhamet, iyi olmak olduğunu varsayıyorum; "insanlığı" din dışında evrensel bir ahlak yasasıyla temellendiremezsin. Eğer dini saf dışı bırakırsak, geriye diğer tüm canlılarda mevcut olan -bizim gözlemlediğimiz kadarıyla, çünkü inancım olan İslam gereği onlar da Allah'ı tesbih eder- materyalist pragmatizm, yani maddeci faydacılık kalır. Maddeci faydacılıkta, eğer bir önerme, olay, olgu kendi içinde tutarlıysa, ve bana fayda sağlayacaksa, o en doğru şeydir. Şimdi şöyle bir senaryo çizelim, 10.000 yıl öncesine yani devlet ve hukuk kurumlarının olmadığı zamanlara gidelim. Fiziksel olarak güçlü bir erkeğim. Karşıma ürememe ve cinsel açlığımı karşılamama uygun gördüğüm bir kadın çıktı. Daha da ileri gidelim, bu kadının benden fiziksel olarak daha zayıf bir eşi, ufak bebekleri ve güzel bir konumda sığınakları-malzemeleri var. Önce kadına sahip olmak için eşini öldürmemin, daha sonra kadının rızası olmasa bile cinsel ihtiyaçlarımı gidermemin, daha sonra benim neslim için tehlike oluşturabilecek bebekleri öldürmemin, ardından da sığınakları ve malzemeleri gasp edip kadını köle yapmamın yanlış tarafını bana söyleyebilir misin? Ben hayatta kalmak, kendimin ve soyumun ihtiyaçlarını karşılamak ve güvenliğini sağlamak için gerekli olanları yapmadım mı? Burada "insanlığı" kim, nasıl ve hangi kıstaslar ile belirleyebilir? İyi ve kötü zamana göre mi değişir? Elbette ki yaptıklarımızın bir sonucu olacağı için yapmaya ya da yapmamaya karar veriyoruz. Suni bir kanun olan Türk ceza kanun var olduğu için cinayet işlemiyoruz. Biraz acı bir gerçek olsa da bu herkes için geçerli. Sorularının tümünü karşılayacak cevabı verdiğimi düşünüyorum

Başka soruların da olursa seve seve yanıtlamaya çalışırım, selametle

"Sadece cevabı arayanlar onu bulabilir" -Aliya İ.
Din ile ceza kanunun aynı kefeye koyduğuna göre ikisinin de toplumsal düzenin devam için insanlar tarafından uydurulduğunu mu savunuyorsun?
Birinci önermende yanlış bir yan var. İnsan kaplanlar gibi yalnız yaşamaz, sosyal bir varlıktır. Ve senden daha güçsüz bir grup üyesini öldürüp karısını çalabilirsin, çocuklarını da öldürebilirsin, sonra gruptaki daha güçlü bir üye de seni öldürüp karını çalabilir, bu döngü grup avlanamayacak ve hayatta kalamayacak kadar küçülene kadar devam eder. Yani grubun faydası senin de faydandır. Sen o grup olmadan tek başına var olamazsın. O yüzden gruba zarar verirsen kendi yaşam şansını da tehlikeye atarsın. Yani senin faydana olmaz.
O yüzden kendi grubundaki kadınları çalmak yerine başka gruplara saldırıp onların av bölgelerini ve kadınlarını çalarsın. İslamiyetin cihat sistemi de budur. Tanrının egemenliğini yayıyorum yani kendini grubumu genişletiyorum bahanesi ile senin olmayan topraklara savaş açıp, senin grubuna katılmayanları öldürür karılarını kendine cariye köle yaparsın. E ne oldu? Din geldi düzen geldi diyorsun ama bak yine güçlü güçsüzü öldürüp karısını çaldı değil mi?
Bir de çok kendinden emin şekilde tüm sorularının yanıtını verdiğimi düşünüyorum demişsin )))