Kurumsal nitelikli doIandırıcılık konuları hayli ilgimi çekiyor. Bunun bir örneği olarak da dikkatinizi; nüfusuna oranla en yüksek göçmen alan ülkelerden birisi olan Kanada'nın göçmen alımlarına çekmek istiyorum:
https://tr.euronews.com/2020/11/01/k...a-izni-verecek

Üç yıl içerisinde 1,2 milyon göçmen alacağını açıklayan Kanada'da göçmenlik esasında bacasız bir sanayi olarak kabul edilir. Memleketinizde biriktirdiğiniz parayı rahat bir hayat hayali kurduğunuz Kanada'da harcarsınız; ülke bu sayede hatırı sayılır gelir (on milyarlarca dolar) ile nitelikli insan gücü elde eder. Paranız tükendiğinde ve artık maddi gücünüz kalmadığında ya düşük standartlarda hayatta kalmaya razı olur ya da memleketinize geri dönmek zorunda kalırsınız.

Uzman olduğunuz alanda çalışmanıza denklik nedeniyle izin verilmez; lisans alamazsınız. Niteliklerinizin onaylanması hem pahalı hem de mücadele dolu bir süreci gerektirir. Göçmenlik anlaşması kapsamında birkaç yüz bin doları depozit olarak devlete verirsiniz ve ancak iki yıl sonra bu parayı geri alabilirsiniz (on binlerce göçmen sayesinde milyarlarca dolar sermaye bedavaya yakın bir masrafla ekonomiye dahil edilir).

Göçmenlik Kanada için bir gelir kapısıdır; paranız tükendiğinde tadı kalmamış sakız muamelesi görürsünüz. Hiç kimsenin bahsetmediği acı gerçek maalesef budur.

Kurumsal nitelikli doIandırıcılık böyle bir şeydir. Algılarınızla oynanır, farketmezsiniz, kendi ayaklarınızla gidip maddi ve manevi kaynaklarınızın tüketilmesine razı olursunuz.