Türkiye Cumhuriyeti yasalarla yönetilen laik bir hukuk devletidir.
Her ne kadar deforme olan yapılar mevcut olsa da Atatürk'ün ve Atatürk'e o dönemde inanmış cesur yürekli bu milletin kurduğu devlet ilelebet ebedi kalacaktır.
Bu ülke kurulurken her birimin görev ve işleyişi belirlenmiştir.
Savcı yasaları savunacak, hakim yasalara uygun kararlar verecek, asker ülkenin caydırıcı savunma gücü olacak, il sınırları dışında denetlemeleri yapacak. Polis il içerisinde asayişi sağlayacak, gerekli düzeni sağlayacak.
Yukarıda dediğim gibi deforme olmuş durumlar olsa da bu birimler yüz yılı aşkın süredir görevlerinin başında yer alıp büyük bir çoğunluğu gerçekten bu millet için bu devlet için çalışmaktadır.
Durum böyle iken rol çalmak, rol kapmak kabul edilebilir bir davranış değildir.
Elbet sokakta bir kadın dövülürse, şiddet görürse veya hakaret edilirse müdahale edeceksin ama müdahalenin boyutu öldürmekle değil. Zarar vermeden etkisiz hale getirebiliyorsan yapmalı yoksa asayiş birimleri aranmalıdır.
Burada bu olayı savunmak, adalete sallamak ilk görünüşte fark edilmese bile bu devletin temel dinamiklerine bilerek ya da bilmeyerek kasıt anlamı taşır.
Örneğin; telefon dolandırıcılarını herkes biliyor. Savcı veya hakim olarak kendilerini tanıtıp para koparmaya çalışıyorlar. Burada kendi kendinize rol biçmeniz dolaylı yoldan devletin sistemine karşı geliştir. Bu devletin zaten terörle ve diğer zararlı unsurlarla mücadele eden binlerce yiğidi var. Senin orada yapman gereken durumu gerçek olan ilgili birimlere bildirmektir. Eğer sen kendin rol biçersen kendine paran da gider.
Verdiğim bu bilgiler ışığında herkes kendi görevini yapsın. Kimse kimsenin rolüne bürünmesin. Herkes kendi işini yaparsa bu ülke olarak zaten refaha ereriz.
Verilen karar hukuk nezdinde doğrudur. Aksi bir karar emsal niteliği taşıyacağı için herkes birilerini öldürüp ben kadını korumaya çalışıyordum deyip bu davayı emsal gösterebilir.
Bir şeyleri savunurken yukarıdaki bilgileri göz önünde bulundurun lütfen.