OzerSengezer adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Dostum anlattıklarında haklısın ama yazın aşırı derece de imladan uzak, devrik cümlelerle çok fazla anlatım bozukluğu içeriyor. Bu şekilde anlatırsan belki anlayacak insanlarda anlamayacaklar, bakışları kötü etkilenecek.

Diğer taraftan Abdülhamit Han'ın sultanlığı süresince meclisin kapalı olduğu ve açık olduğu dönemleri farklı değerlendirmek gerekiyor ama bunu aklını kullanmayan insanlara anlatamazsın. Meşrutiyet içerisinde ülkenin savaş ile alakalı kararlarını alan meclisti. Abdülhamid meclisin kapalı olduğu yıllarda 1 karış toprak kaybetmemiştir ama sultanlığı dönemine geldiği için meclisin kararlarına bakmazlar, Abdülhamid toprak kaybetti derler, hiç bir şekilde anlatamazsın, anlayamazlar.

Günümüzün itfaiye teşkilatından, birçok merkez-taşra devlet teşkilatlarına kadar, milli istihbarat teşkilatına kadar cumhuriyet döneminde de kullanılan yapıları Abdülhamid bizzat kurmuştur.
Memlekette o zamana kadar olmayan okulları açmış, mühendislik okulları kurmuş ilk defa bir müslüman memleketinde kızların okula gitmeleri için kız mektepleri açmıştır.
252 milyon altın devlet borcunu 30 milyon altına kadar düşürmüştür.
Ticaret usül ve kanunlarını ortaya çıkartmış ve günümüzde dahi kullanılan ticaret odalarını oluşturmuştur.
Bir çok teknolojiyi getirmiş ve mühendislerin yurtdışında yetiştirilmesini sağlamış veya memlekete getirmiştir.
Dünyaya aşı üretip satmıştır... ve daha bir çok şey ama bunların hiç birine bakmazlar.

Hilafetin hiç bir gücü kalmadığı, Müslüman devletlerin sömürgeciler karşısında yenik düştüğü bir dönemde hilafeti olabilecek en iyi koz olarak tüm dünyaya karşı kullanmıştır.

Japonlarla olan ilişkilerimizin, japonların bize olan saygı ve sevgilerinin tarihini bi araştırın, bakın bakalım karşınıza hangi olay çıkacak...

O dönemin alman başbakanı Bismarck bile tarihe geçen şu sözü söylemiştir; "Sultan Abdülhamid, Avrupa’da bir hasta olarak ele alınmaktadır. Fakat bana göre o, Haliç kıyılarında bulunanların hepsinden daha yüksek bir diplomattır. Ona karşı âdilâne hüküm verilmediği kanaatindeyim".
Bunları ben söylemiyorum, bir çoğunu tarihçiler anlatıyor, İlber Ortaylı, Murat Bardakçı anlatıyor...

Savaşlarla perişan olmuş bir millet. Sürekli ayaklanmalar ve isyanlarla savaşan bir ordu. Olaysız bir günün geçmediği bir başkent. Ülke sallanır durumdayken 30 yıl boyunca ayakta tutmayı başarmıştır ve nitekim sultanlığının son bulmasından sonra 9 yıl içerisinde ortada devlet kalmamıştır.
Yine ne acıdır ki böyle memleketine hizmet eden bir devlet adamının azline gidenlerin arasında bir Türk dahi yoktur.

Daha anlatılacak çok şey var ama o gün bunları anlamayan insanlar ne yazık ki bugün hiç anlamayacaklar... Sanıyorlar ki elitist olmak kendi özüne, özündeki iyi kötü herşeye küfretmekten geçiyor.

Oktay Sinanoğlu gibi bir dahinin sözlerini de şuraya iliştirmek istiyorum, genelde Abdülhamid Han'a küfreden tayfayı çok güzel anlatan sözler...


https://www.youtube.com/watch?v=kSHs...hannel=JETKPSS

Saygılarımla...
hepsini okumadan imla yazı olayına cevap vermek istiyorum 48 saat oldu müşterilerim bilir iletişim halindeydik uyumadım sonra 1 saat dinleneyim derken fragman beni biraz etkiledi bu yazı çıktı 48 saat aralıksız çalışmış uyumamış birinden böyle yazılar çıkıyor işte geri kalan kısmı okuyorum