Maharaja
Burada sorun şu : Olayları tek bir pencereden değerlendirmek, araştırmamak, en son söylenmesi gerekenleri bir çırpıda kusmak.

Gerçek hayatta var olan olgular, Yeşilçam filmlerinde çokça kez ele alındı.
Memur diyelim, 657'ye tabi genel olarak, limon satsa, pazarcılık yapsa sıkıntı yok. Ya da, bir memur, tarım ile uğraşsa, 100 dekar yer ekse, biçse, sıkıntı yok. Bir takım zaruretlerden ötürü, işte babasını vefatı ile baba işyerini başka isimler, kişiler üzerine yapıp da işini yürütse sıkıntı yok.
Şirket oldu mu, yapamaz. Ya da bir memur ticaretten para kazanacaksa, limon satsın, baba işyerini bir şekilde devam ettirsin, sayarım bunun gibi 50 tane neden.
Niye şirket kuramasın ki, gidip holding hissesini alıp o holdinge ortak olabiliyor, kimse yadırgamıyor ama şirket mi, yakışır mı devlet memuruna... Hele ki bu şikayetleri yapan zihniyetin ortak noktası, kayıt dışılık. Bir de bu zihniyete sahip olanlar, kalkıp da ahkam kesmez mi, bitiyorum resmen... Tarla eksin, sürsün, biçsin, görevini aksatmaz, ama yasa gereği hakkı olan bir şirketi kuramaz, ortak olamaz, niçin görevini aksatabilir diye....

Her kişiye, ilham veren kişiler, sözler, ayetler vardır. Benim de ilham kaynağımda, Araf suresi var, onunla tamamlayacağım.

100 kişiden, 5'i işini yanlış, dürüst yapmıyor diye, diğer 95 kişizarar çekiyorsa, mamuzsuzlar kadar cesaretli olamıyorlarsa, birlik olmayıp bu beş kişinin kafasını ezemiyorlarsa adlarına da müslüman, dinine de islam deniliyorsa ben, İslamın da, müslümanlığın da bu olmadığına inanıyorum.
Dünyanın en zenginleri (maddiyatı kastetmiyorum) Yahudiler bile aldatma, dürüst davran, ticaretini sağlam yap, kazan, kazandır, kazanalım ilkesi ile ortakça hareket ederken, bizde abi, kardeşin ortak sorunsalına, karın ortak olsun, malın ortak olmasın diye bencilce yaklaşırsak yerimizde saymaya, hatta yok olmaya mecburuz.

"Ya Rab! İçimizdeki bazı beyinsizlerin işledikleri yüzünden bizi de helak eder misin."