Yıllardır hayıflandığım mesele. Un var, yağ var, şeker var fakat biz kendi helvamızı yapamıyoruz. Hele bir de İstanbul'daysan bulamayacağın ürün yok. Ürünü bulabiliyorsan, sitenin ve reklamın âlâsını yapabiliyorsan neden ürün satamıyorsun? İnanın işin sırrı parada değil. Biz acelecilikten ve istikrarsızlıktan kaybediyoruz..

4-5 yıl önce Tahtakale'den hızlı şarj alıp sahibinden'e koydum. Abi her gün bir yada iki tane satıyorum. Sonra işyerinden bir arkadaşa sattım. O sattığım kişiden başka bir iş arkadaşım da görmüş, ondan da başkası görmüş derken sadece işyerinde belki 20 tane şarj sattım. İnternetten her geçen gün müşteri artıyordu. Fakat bazı müşterilerin teknik sorularından çok sıkılmıştım. Şarjlar kaç amper, bilmem ne çıkışı var mı, kablonun şu özelliği mevcut mu v.s v.s.. ​Satıcı mıyım ben elektrik mühendisi mi diyerek bıraktım o işi..

Sonra nasıl olduğunu hatırlamıyorum cep telefonu kutusu satmaya başladım Hani şu cep telefonunu sıfır aldığınızda telefon içinde oluyor ya; onlardan satıyordum. Hatırladığım kadarıyla 3-5₺'ye alıp yine sahibinden'de 20₺ gibi bir rakama satıyordum. Perakende olarak başlayan hikaye zamanla toptana dönmeye başladı. Özellikle anadoludaki cep telefonu tamir ve satışını yapan firmalardan güzel bir talep vardı. ​On tane Samsung Galaxy, yirmi tane İphone3 v.s vs.. ​Bi göndermede 100-150 tane gönderiyordum. Özel hayatımdaki bazı problemlerden dolayı o işi de bırakmak zorunda kaldım..

Bunlar gibi daha bir sürü hikaye var. Sadece bu ikisinden birinde istikrarı yakalasaydım şuan e-ticaret noktasında çok farklı bir konumda olabilirdim..

Sonuç olarak..
Pazarınızı iyi seçin. Sattığınız ürünü iyi tanıyın. Hedef kitlenizin frekansını yakalayın. Şeffaf olun. İstikrarlı olun. Para değil müşteri memnuniyeti önceliğiniz olsun. Jef Bezos abinin de dediği gibi Reel hayatta sizden memnun olmayan bir müşteri altı müşteri kaybettirir, internette memnun olmayan ise altıbin..