lviii adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Okudum bitirdim hocam yazınızı. Dediklerinizde tamamen haklısınız size bir sözüm yok. Ancak belirtmek istediğim şey ''Verimsiz'' çalışan. Vasıfsız kısmını atıyorum çünkü altında 300.000TL'lik araba olup sokakta su satamayacak tanıdıklarım var. Ancak bu ülkenin insanı sizin de dediğiniz gibi atasından böyle gördüğü için böyle devam ediyor. Bunu değiştirecek olan da biziz. 21 yaşındayım. Çok şükür babamın bir işi var ve düzenli bir gelirimiz de var işler ve başka şeylerden çok şükür. Ama ben bunlara bel bağlamıyorum. Hayatım kurtuldu ya da ben 25 yaşımda gelmeden nasıl kendi başıma Audi'ye BMW'ye binerim bunun derdinde de değilim.

Demek istediğim bu halde olmamızın sebebi işçi grubu kadar hükümettir. Sadece günümüz hükümetini kastetmiyorum. Hemen siyasete atıldı demesinler. Ülkemizde sanayilerde nerdeyse 25 30 yaşına kadar çırak ya da kalfa yardımcısı çalışan o kadar insan var ki. Bunun tek suçu hükümettir, hükümet insanlara kaliteli hayat sunmuyor demiyorum. Bunda o kişinin hatası çok fazla. Ancak tüm hatayı tek başına ''Vasıfsız ve Verimsiz'' çalışana yüklemek bence yanlış olur. Sonuçta bu bahsettiğim 1 10 100 kişi değil binlerce, yüz binlerce kişi. Buradaki suç birinci olarak kişinin kendini geliştirememesi ve hükümetin kendini kalkındıracak işçi gücüne gerekli olanakları verememesidir.
Hocam benim hayattan öğrendiğim şey. Hükümet halkın aynasıdır. Bu siyasetçileri Afganistan'dan ithal etmiyoruz. Bu adamların mitinglerine giden, partilerine üye olan ve bu adamlara oy veren insanlar var. Ve insanların çoğu oy vermek dışında herhangi bir eylemde bulunmuyorlar. İlla protesto etmek anlamına gelmiyor. Bir siyasi partiye üye olup kendi görüşleri için mücadele eden kaç kişi var? Sorsan iktidar partisine oy verenlerin içinde de muhalefete oy verenlerin içinde de partisinden memnun olmayanlar var. Ama başka bir altrnatifleri yokmuş gibi davranıyorlar. Çünkü elini suya sabuna değmek kendi mücadeleye girmek istemiyorlar.

Yani hükümeti suçlayıp kenarı çekilenleri anlamıyorum. Bu hükümetin hiç bir başarısı ya da başarısızlığı yok. Bu ülke kurulduğundan beri ortalama %4 büyümüş. Bu iktidar zamanında da %3.9 büyümüş. İlk 10 senede hızlı bir büyüme, sonra düşük büyüme ve hatta küçülme ile ortalamada kalmış. Yani mesele iktidar değil. Mesele zihniyet. Biz teba millet olduğumuz için sürekli birilerinin çıkıp memleketi kurtarmasınıi kalkındırmasını özgürleştirmesini falan bekliyoruz. Bu talepler organize bir şekilde toplumun tabanından gelmezse tepeden gelerek başarılı olmuyor.

Yani Almanlar ile Türkleri herşeylerini bırakıp karşılıklı nüfus mübadelesi yaptırsak. Tüm Almanlar Türkiye ye gelse tüm Türkler Almanya ya gitse. Biz oradaki sanayiyi ve ekonomiyi 20 senede batırırız, onlar Anadolu'da Asya, Ortadoğu ve Avrupa'ya doğrudan mal satabilecekleri sanayileşmiş bir ülke kurarlar.

Mesele iktidar meselesi değil. Mesele toplum ve kültür meselesi.

Son bir örnek vereyim.
Neden Türkiye'den dünya çapında futolcu çıkmıyor ya da biz her dünya kupasına gidebilecek bir futbol ekolü yaratamıyoruz?
Çünkü bizim futbolcular da siyasetçiler gibi bu toplumdan çıkıyor.
Bu toplumdaki kafa yapısına sahipler.
Burada araba fiyatlarından şikayet eden arkadaşlar gibi futbolcularımızın ideali de spor araba, manken sevgili, lüks villa sahibi olmak.
İlk profesyonel sözleşmelerini imzalayıp bu hayallerine kavuştuklarında tüm gelişimleri duruyor.
Oysa avrupalı topçunun hayali yeteneklerini performansını geliştiripi takımına, ülke futboluna ya da dünya futboluna damga vurmak oluyor.
O yüzden arabası evi yatı katı hatta kendi adası olan Christiano Ronaldo farklı takımlara farklı liglere giderek her seferinde kendini daha da geliştirerek yeni bir meydan okuma ile adını dünya futboluna yazdırıyor.
Bizim topçular parayı buldular mı adlarını dünya futbol tarihine değil, uzun bacaklı kızlarla magazin gazetelerine yazdırmaktan keyif alıyorlar.
Bu bizim siyasetçimizin, işçimizin, çiftçimizin yani tüm toplumumuzun genel özeti aslında.