constantine38 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Size katılıyorum.

Aslında aynı sorun benim başımda da var. Ben 32 abim de 54 yaşında. O en büyüğü kardeşler arasında. Şu anda işsiz ve bizle kalıyor. Ben beni bildim bileli rahmetli babam onu evde istemediği için Antalya, Bodrum vs yerlerde sağda solda çalıştı. Babam rahmetlik oldu geldi bize yerleşti. Daha öncesinde de gelse de taş çatlasa 1 ay durur sonra babama dayanamaz çeker giderdi. Ama neredeyse 1,5 senedir bizle kalıyor. Üstüne burada kışın dışarıda köpek kovalamış. Nasıl düştüyse kafasını kaldırma çarpmış. Gittik bir dikiş atıp yolladılar. Ama bir kaç hafta sonra kollarda ve bacaklarda hissizlik olunca doktora gidiyor. Beyin kanaması geçiriyorsun hemen ameliyata alacağız diyor doktor. Ameliyat başarılı geçti şükür. Şimdi iyi geziyor.

Öyle uyumsuz yada kardeş düşmanı bir insan değilim ama 50 küsür yaşında ki bir adamın çocukça hareket ve söylemleri beni bile çıldırtıyor. Çok saçma sapan konular açıyor, yine bizle kalan diğer abimin çocuğunu alakasız konularda azarlıyor çocuğu ağlatıyor. Evde kendisini seven 1 Allah'ın kulu yok bende dahil. Ha olabilir. Herkesin başına bir iş gelebilir. Ama seneler sonra gelip annenin abinin eline bakıyorsan biraz ihtiyatlı olursun. Yediği, içtiği gözümüzde yok ama patavatsız hareketleri canımı çok sıkıyor.

Evin neredeyse kadiri benim. Temizlik benden soruluyor. Öyle kirli ki bahçede domatesle uğraşıp dışarıda lavabo olmasına rağmen içeride ki lavaboda elini yıkıyor, yetmiyor her yer yemyeşil bırakıp gidiyor. Yine ben temizliyorum. Hani denildiği gibi ite vurmazlar sahibinin hatırı var diye. Öyle olunca da nasıl olsa seslenmiyor oluyor. Sanırım bazen sesi de çıkarmak gerekiyor. Ama hep annem sus deyip oturtuyor.

Hepsine eyvallah da en rahatsız olduğum konu boş sallaması. Bizim oturduğumuz bahçeli ev diğer kardeşlerin isteği üzerine satılmaya çalışılıyor. Bugün evet desek bizi dışarı çıkartıp satışa çıkaracaklar. Sonra da herkese eşit paylaştırılacak. Herkes kendine 1 ev alacak. Çünkü o evde herkesin hakkı varmış. Sağolsun ablam eniştenin gazına gelip kaynanası 1 milyon liralık evde oturduğu halde onun evini sattırmıyorlar, kendi öz annesinin evini satıp kocasına ev aldırıyor. Daha öncede bir konuşmada satılırken de expertiz gelsin öyle satılsın denmiş. Bizimkisi bunu duyunca arkadaştan gider silah alırım, expertizi çeker vurur hapse girerim diyordu. Şimdi en önce kendi sattırmaya çalışıyor.

İşte bu omurgasız hareketlerine ayar oluyorum. Bir an önce şu karantina tekrar çıkmadan gitse de orada karantina çıkıp gelemese diye dua ediyorum.
sizin durumunuzda yaşınız da daha ileri olduğu için iş biraz daha işin içinden çıkılmaz bir hal almış. Allah kolaylık versin. Evet eskiden beri süregelen tavizler silsilesi sonucunda maalesef sonuç bu da olabiliyor. O yüzden ben de iyi huylu tarafın diğer kişiyi %100 idare etmesi gerektiğini savunmuyorum. Hatta bilakis ses çıkarmak da lazım çünkü insanlara özellikle de belirli karakter özelliklerine sahip insanlara bazı tavizler verdikçe, o insanlar sizin yaptığınız iyilikleri güzellikleri hak görmeye başlıyorlar ve dahi bir süre sonra o kadar kemikleşiyor ki bu düşünce, değiştirmesi çok güç oluyor. Yıllarca verdiğiniz tavizleri tek bir sefere mahsus vermeyecek olsanız, sizden kötüsü de olmuyor ve bahsi geçen konudaki diğer şahıs kişinin kardeşi olsun, babası olsun ve hatta annesi olsun farketmez, hiç kimsenin sonsuz kredisi yok tabi ki ama işte aile bireyleri söz konusu olunca toleransın sınırlarını biraz daha esnek tutmak farz oluyor.

Geniş bir aileye sahip olmak, iyi ilişkiler içerisinde olmak bir yandan çok güzel diğer yandan da çok zor. İnsan idare etmek çok zor çünkü herkes kendini haklı görüyor. Ben de çok mu abartıyorum acaba, iyi niyet de bu kadar suistimal edilmez ki diye durup düşünüp bir geri adım atmıyor çoğu kez karşı taraf. Bir de hayatta edindiğim tecrübelerden çıkardığım şu sonuç da var ki; sadece iyi huylu değil aynı zamanda güçlü karaktere sahip kişi de hemen her daim yükün en ağırını taşımaya mecbur kalıyor. Ne kadar sağlam tutunur, yere ne kadar sağlam basarsanız, birileri o kadar sırtını dayıyor, ittikçe de itiyor. Ha bu söylediğimi çok büyük travmalar yaşamış biri olarak söylemiyorum yanlış anlaşılmasın. Şükür üstesinden gelinmeyecek şeyler yaşamadım hayatta hiç ancak yine de çok sayıda kardeşi olan, eşi ve çocukları ile olan çekirdek ailesinde de baskın karakter olarak yer alan biri olarak zaman zaman yaşadığım sorunlardan yola çıkarak konuşuyorum ancak bazen de durup düşününce kendimde de suç buluyorum. Suç da demeyelim de sorumluluk diyelim.. Aslında kontrolün bende olması hoşuma gidiyor. Kontrol yetkisi de aile içi ilişkilerde sorumluluğu beraberinde getiriyor.