Belki söylediklerimi çoğu kişi yanlış anlayacak ama okurken önyargılı okumayın.

Aslında devlet hem dış ticaret açığını azaltmak hem de vergi alarak devlet kasasını doldurabilmek adına halkın en çok kullandığı ürün ve hizmetlere vergi koyuyor ve zam yapıyor. GSM, benzin, otomobil, telefon, bilgisayar, oyun konsolu, tütün, alkol vb. ürün ve hizmetler için devlete ciddi miktarda vergi ödüyoruz. Devletin en büyük gelir kaynakları bunlar. Türkiye bir ağır sanayi ve üretim merkezi olmadığı için Amerika ve Avrupa ülkelerinin en önemli tedarikçilerinden bir tanesi. Haliyle ne kadar çok yurtdışından alışveriş yapılır yada ne kadar ithal mal kullanılırsa o kadar çok cari açık artıyor.

AB'nin patronu Almanya üretime verdiği ağırlık sayesinde cari açık vermek yerine cari fazla veriyor. Hemde 100 milyar £'yu geçen miktarda. Ayrıca almanlar çok tutumlu bir millet. Çok büyük bir kesim parasını nakit olarak kullanmayı seviyor. O yüzden bankacılık sistemi bizim burası gibi gelişmiş değil. Hatta bankada parası da olanlar kazandıkları paranın bir kısmını bankaya birikim olarak yatırıyor. Ne olur ne olmaz diye. İndirim ise en çok sevdikleri şey. Bu sayede zaten bu kadar çok para biriktirebiliyorlar. Angela Merkel'in yaşadığı sade hayat bunun en önemli kanıtı. Bu yüzden de avrupanın EN İTİBARLI başkanı. Bu dünyada paranız kadar itibar görürsünüz.

Ama biz gıdadan teknolojiye, tekstilden kimyevi maddelere kadar bir çok ürünü dışarıdan ithal ettiğimiz için cari açığın önüne geçebilmek ve devletin kasasına para aktarabilmek adına mecburi vergiler koyuyoruz.

Eğer o vergiler de olmazsa bugün çoğu kişinin evinin önünde birden fazla araç, cep telefonu, tablet, bilgisayar vs olacak. Döviz girmeyen bir ülkede milyarlarca liralık döviz çıkışı hem dövizin artmasına hem de enflasyonun artmasına sebebiyet verecek.

Zamanında ucuza kredi ve her köşe başında dağıtılan kredi kartları sayesinde tüketim toplumu haline geldik ve şimdi önünü alamıyoruz. Borç parayla ekonominin dönmeyeceğini anlıyoruz ama iş işten geçti.

Yapılması gereken toplumun her kesiminin harcama alışkanlıklarını değiştirmesi ve yerli üretimi teşvik etmek. Bunun için tabii ki mecbur sıcak paraya ihtiyacımız var. Antikapitalist söylemlerle ve yerli milli vurgusuyla şu an bir yere varamayız. Mecburen kapitalizme ayak uydurup yabancı yatırımcıyı ülkeye çekmek gerekiyor. Yoksa elde imkanlarla yerli ve milli ekonomi oluşturmak imkansız.