Dünyanın İlk Uluslararası mobil telefon görüşmesi onunla yapıldı. 2007de sektörün % 64,9u onun elindeydi. Kendine özgü melodisi ve Connecting People sloganı hala kulaklarımızda. Peki, ne oldu da Nokia piyasadan silindi?
Tarih, 1 Haziran 1991. Dönemin Finlandiya Başbakanı Harri Holkeri, iletişim tarihine geçen dünyanın ilk uluslararası GSM (Global System for Mobile Communication -Mobil Haberleşme için Global Sistem) telefon görüşmesini yapıyordu. Holkeriye bu imkânı sunan, ülkenin medar-ı iftiharı olacak Nokiaydı. 1979da mobil telefona yatırım yapmaya başlayan Nokia, sürekli ilklere imza atıyor, kısa sürede dünyanın en tanınan markası oluyordu. Fakat yükselişi gibi çöküşü de hızlı oldu Nokıanın. 2007de telefon piyasasının yüzde 64,9unu elinde bulunduran Nokianın pazar payı 2013te yüzde 3lere kadar düşüyor, Apple ve Google ile mücadelede başarısız olunca çareyi cep telefonu bölümünü satmakta buluyordu.
Eylül 2013te Microsoft, Nokianın cep telefonu bölümünü satın almak için girişimlere başladığını duyurduğunda bir devin tarih sahnesinden çekilmesinin ilk işaret fişeği veriliyordu. Satışa giden yol, Nokianın Microsofttan Eylül 2010da transfer ettiği ilk Finli olmayan CEOsu Stephen Elop döneminde 3 yıl arka arkaya yaşanan facia bilançonun neticesiydi. 2010 sonunda Nokia, akıllı cep telefonu piyasasının yüzde 29unu elinde bulundururken, sadece iki yıl sonra ancak piyasanın yüzde 2lik bölümünün sahibi oluyordu. 2000 yılında Nokianın bir hissesi 65 Euro iken, 2013te 3 Euronun altına düşüyordu.
Nokiayı çöküşe götüren düşüş, 2011 yılının ilk çeyreğinde başladı. Bu tarihe kadar sürekli satışını artıran bir şirketti. Öyle ki dünyada Nokia markasının girmediği ülke ve hane kalmayacak kadar büyümüştü. Bugün cep telefonu (akıllı telefon) piyasasını elinde bulunduran Apple ve Google, 2005 yılında geleceğin bilgisayarlarının insanın cebinde olacağını planlamaya başladı. Bu iki firmanın mobil telefon piyasasına girme sebepleri, Nokianın pazardaki payından ziyade, en büyük rakipleri olarak gördükleri Microsofttu. Nokia zaten Kuzey Amerika piyasasında etkili bir firma değildi. Apple ve Google, Microsoftun Windows Mobile yazılım sisteminin cep telefonu piyasasındaki hegemonyasını kırmak istiyordu. 2005te piyasanın en büyük şirketi olan Nokia, kendi yazılım sistemi olan Symbianı kullanıyordu. Apple, telefon piyasasına ilk ciddi tehdidin modern walkman olan iPoddan geleceğini gördü. 2001de piyasaya sürdüğü iPod, müzik tutkunu genç- yaşlı herkesin tercihi oluyordu. 2005te Apple 20 milyon iPod satarken, gelirinin yüzde 40ını elde etmiş oluyordu. Cep telefonundan müzik dinleme projesini hayata geçirmek için Motorola ile anlaşan Appleın ortak ürünleri ROKR, Eylül 2005te piyasaya sürüldü. Ancak beklenen ilgiyi görmedi. En fazla 100 şarkı alıyordu ve sadece Appleın iTunes programı kullanılıyor, cep telefonuna müzik yüklemek için bir bilgisayara ihtiyaç duyuluyordu. Apple CEOsu Steve Jobs, ortaya çıkan üründen memnun olmadığı gibi oldukça kızgındı. Motorola ile başlayan birliktelik sadece birkaç ay sürdükten sonra yollar ayrıldı. Steve Jobsun en büyük korkusu, cep telefonlarının iPod ile rekabet edecek noktaya gelmesiydi. Bu korkuyu hayata geçiren Nokia oluyordu. 2007 yılında Nokia, dünyanın önde gelen müzik yapım firmaları Universal, Sony, Warner, EMI ve diğer birçok firma ile anlaşarak Nokia Comes Wiht Music hizmeti ile istenilen kadar şarkıyı belirli bir abone ücreti karşılığında dinleme imkânı sunuyordu. Yine Nokia Ovi Store ile programlar satın alınıp direkt telefona indiriliyordu. Nokia, rakiplerinden birkaç adım önde olduğunu bir kez daha ispat etmişti.
Cep telefonu piyasasını kontrol altına alan akıllı telefonları ilk bulan yine Nokiaydı. Nokia 9000, 1996da piyasaya sürülen ilk akıllı telefondu. Microsoft, Nokianın bu hamlesinden sadece 1 yıl sonra Windows Mobileı hayata geçirirken; Nokia, Motorola ve Ericsson ile işbirliği yapıp kendi yazılımı olan Symbianı kullanmalarını sağladı. Nokianın Symbianı hayata geçirmesinde Microsoftun yazılım piyasasındaki hâkimiyetinin rolü vardı. Microsoftun yazılımını kullanıp her cep telefonu için lisans ödemek istemiyordu. 2005 yılında Nokia, Symbianın artık miadını doldurmaya başladığını gördü. Apple, İOS ile, Google da Android sistemiyle giderek güçleniyordu. Nokia yönetimi yeni bir yazılım geliştirmek için ekip kurarken ortaya çıkan Meamo yazılım arzu edilen özellikleri taşımıyordu.
Nokianın can damarına ilk darbeyi vuran isim Apple CEOsu Steve Jobs oldu. 9 Ocak 2007de sahneye çıkan Jobs, yeni ürünlerinin cep telefonu piyasasında devrim yapacağını söylüyordu. Jobs, Apple olarak Macintosh ile bilgisayar, iPod ile müzik endüstrisinde devrim yaptıklarını belirttikten sonra iPhone ile artık cep telefonu piyasasında devrim yapacaklarının müjdesini veriyordu. Jobs haklı çıktı. İnsanlar Haziran 2007de ABDde piyasaya sürülen iPhoneu almak için saatlerce kuyrukta beklemişti. iPhone bir telefondan çok öteydi. Google, Androidle akıllı telefon piyasasına girerken, eskinin devleri Nokia, Motorola ve Ericsson o günlerde yakında yaşayacakları çöküşün farkında bile değillerdi. Nokia ve Microsoft, Appleın ürünü iPhoneu ciddiye almıyordu. Nokia, cep telefonunda dünya piyasasını elinde bulundurmanın, Microsoft ise iş dünyasını Windows Mobile ile hegemonyası altına almanın rahatlığını yaşıyordu. Bugün ise piyasanın hâkimi Apple ve Google. Nokia ve Microsoftun bu piyasada adı bile geçmiyor.
Apple, gece-gündüz demeden Ocak 2007de tanıtacakları iPhone için, Google da 5 Kasım 2007de tanıtacağı Android için çalışırken; Nokiada ise tam bir iç savaş yaşanıyordu. Nokianın yıllarca kullandığı yazılım

Symbianın yerini alması için geliştirilmek istenen Maemo ekibi arasında rekabet ötesi mücadele vardı. Rekabet iyiydi ancak Nokiada yaşanan savaştı. Nokianın ilk Maemo yazılımlı N800, Steve Jobsun iPhone tanıtımından iki hafta önce piyasaya sürüldü. Ancak ürün tam bir fiyaskoydu. Eylül 2007de piyasaya çıkan N810 da beklenen ilgiyi görmedi. Bu iki ürünün piyasaya sürülmesinde içte yaşanan çatışma etkili olmuştu. Maemo ekibi, Symbian ekibini ekarte etmek için hızlı bir şekilde bu iki ürünü piyasaya sürmüştü. Sonuç ise hayal kırıklığı oluyordu.
Nokianın ilk Finli olmayan CEOsu Stephen Elop, 21 Eylül 2010da göreve başlarken, hedef özellikle Kuzey Amerika piyasasında Apple ve Googleı yakalamaktı. Nokia yönetimi Elopu işbaşına getirirken yenilenmenin başarıya ulaştıracağına inanıyordu. Nokia, telefon branşına girdikten sonra ilk zararını 2010un yaz aylarında yaşadı. Zarar cep telefonu bölümünden değil, NokiaSiemens Networkte olmuştu. 2010un son çeyreğinde 101 milyon akıllı cep telefonu satılırken bir önceki yılın aynı dönemine göre satışlarda yüzde 87lik bir artış vardı. Pazarda aslan payı 28 milyon adet satışla Nokiaya ait olurken, Apple 16 milyon iPhone satışıyla ikinci, Blackberry 15 milyon adetle üçüncü sırada yer alıyordu. Piyasaya yeni aktör olarak giren HTC ve Samsung çok kısa sürede büyürken, Nokianın pazardaki payı yüzde 30 oranında azalıyordu. Microsofttan transfer edilen Stephen Elop, sadece 1500 çalışanı olan Macromedia şirketinde tepe yöneticiliği yapmıştı. Asıl şöhreti, Microsoft Officein 2010daki yeni versiyonunun hazırlanmasında yakalamış bir isimdi. Ancak cep telefonu piyasasında tecrübesi olmayan Elopun Nokianın başına getirilmesi Finlandiyada tepkiyle karşılanacaktı. İlk 4 ayını şirketi tanımaya ve gelecek stratejisini çizmeye ayıran Elopun çalışanlarına yönelik yaptığı bir iç konuşma sızdırılınca küçük çaplı bir sarsıntı yaşandı. Elop, daha sonra bu iç konuşmayı blogunda yayımlayacaktı. Elop, Nokianın durumunu, denizin ortasında yangın çıkmış bir petrol platformuna benzeterek İki seçeneğimiz var: Ya alevlerin bizi içine almasını bekleyeceğiz ya da denize atlayıp kurtulmayı deneyeceğiz. diyordu. Durum vahimdi. Nokianın Apple ve Google ile rekabeti artık imkânsızdı.