Sayfalarca yorumu okumadım ancak yaşanmışlıkların ardından oluşan düşüncelerde elbet haklılık payı var. İşin maliyet kısmı ayrı bir boyut, eğer tecrübe gerektirmeyen bir iş ise, 2-3 bin tl yeterli de olabilir fazla da. Bu aslında işi yapan kişinin bilgi birikimine, tecrübesine, uzmanlaştığı alana; yani emeğiyle ortaya çıkardığı katma değere biçtiği bedel ile alakalı. Yeri gelir, üreten kişi için kısa zaman alacak bir işi 2-3 bin tl’ye yapmak bile mantıksız bir hal alır. Burada zaten arz-talep dengesi devreye giriyor. Müşterinin katma değer beklentisi düşükse, üretimin bedeli de düşüyor ve gereken arzı elbet buluyor. Aynı şekilde katma değeri yüksek iş üreten kişi de kendisine uygun pazarlarda, geniş ölçekteki işlerle uğraşıyor. Bu, hemen hemen üretime dayalı her sektör için geçerli.

İşi alıp da yapmamak ya da müşteriyle iletişime geçmemek farklı bir konu. Bu, çoğu zaman üreten kişinin zaman maliyetini doğru yapamamasıyla alakalı. Bir işi yapabileceği sürede üç iş alınırsa bu tarz problemler doğuyor. Bunu aynı şekilde içerik yazarlarıyla, tasarımcılarla, mobilya imalatçılarıyla veya boyacılarla da yaşayabilirsiniz. Ben bu gruplarla bu durumu çok yaşadığım için söylüyorum Üreticinin tecrübesi arttıkça zaman yönetimi konusunda deneyimi de artıyor. Beraberinde ya ücret beklentisi yükseliyor ya da -çevre edindiği ve eskiye nazaran daha çok iş bulabildiği için- yine çok iş alıp müşterilerde memnuniyetsizlik yaratıyor. Her halükarda, burada kapı arz-talepteki konumunuza bağlı hale geliyor. Düşük maliyet bu tarz problemleri beraberinde getirir maalesef. Bu yüzden ben de artık bi iş yaptıracağım zaman, ödeyebileceğim en yüksek tutarı belirleyip(yaptırabileceğim en ucuz meblağa yaptırmaya çalışmayıp) ona göre bir beklenti oluşturuyorum. Çoğu zaman pazarlık yapmaktan kaçınmaya çalışıyorum. Nihayetinde, bir ürün ürettiriyorsunuz ancak ödediğiniz bedelin üretim maliyeti harici kısmı alacağınız hizmet kalitesini belirleyici bir unsur oluyor.