Altı doldurulmayan bilgilerle tartışan iki farklı görüş... Şahıs olarak algılamayın ancak yandık bittik diyenler bunun sebebiyle ve çözümüyle gelmedikçe, halinden memnun olanlar daha iyiye nasıl ulaşırız diye düşünmedikçe döngüye giren kısır tartışmalardan kurtuluş pek bir zor olur. Malumunuz Korona sürecinden dolayı Küresel Ekonominin durağan seyretmesi ve özellikle sanayi açısından örnek aldığımızı ifade ettiğimiz ülkelerin sakin stop tarzından, ülkemiz adına birden fırlayan dövizin realiteden uzak seyrini bir düşünün. Bu kadar ciddi döviz farklılaşması somutlukla ifade ettiğimiz iktisattan pek bir uzak ... Ardından siyasi ülke yönetimi açısından son birkaç aydaki sivri hareketlenmeleri de önünüze koyun. Hepsinin kısa vadedeki bir amacı lehe dönüştürme çabası olduğunu anlayabilirsiniz. Yani erken seçim öyle ya da böyle olacak. Siyasetin doğası açısından en büyük yönetim yarışçısı iktidardır. Hiçbir iktidar zamanından farklı yapılacak bir seçimin habercisi olmaz. Bunda politika belirlemek konusundaki yeteneğin döneme yayılarak güce dönüştürülmesi düşüncesi etkindir. İncenin parti kurmak istemesinin birden ortaya çıkması da aklınızda bir şeyler çağrıştırıyordur eminim. Teori olarak siyaset her zaman ortak iyiliği hedefler. Özellikle ülke siyasetinin geçmişi incelendiğinde partilerin tutumu ve bu ideaya yaklaşımını gözlemlemek isterseniz bu düşünceye en çok yaklaşan tarafsız bir gözle Ak Parti hükümeti olmuştur. Radikallik algısı yapılırken karşı görülen ideoloji sahiplerine de özel haklar tanınmış, düşünce özgürlüğüne de önem verilmiştir. Hayatın gerçeği ekonominin yanında insanların özgürce bu ekonomiyi yorumlayışı, kullanışı ve maneviyat gerektiren özel haklardan da mahrum bırakılmayışı sosyal devlet olmanın asıl gereğidir. Kişisel yorumlarımdan hareketle değil teorik olarak siyasetin pratiğe adaptesiyle açıklama yapmak istedim. Yav nerde böyle, ne diyon sen? tarzında yorumları maalesef görmüyorum. Teoriden örneklerle bu tezi çürüten olursa saygı duyarım. İyi forumlar.