Her üniversite de, her şehirde aynı şeyler olmayabilir ben kendi adıma konuşuyorum

- Yurt dışından gelecek öğrenciler var
- Yurtlarda kalan öğrenciler var
- 60, 70 yaşlarında hocalar var
- Hastalığı olan hocalar, öğrenciler var
- Sınıflar tıkış tıkış, oturacak yer bile bulunmadığı zamanlar oluyor
- Sınıfların dizaynı çok kötü, dışarıdan temiz hava almıyor
- Yemekhane, ring sıraları var
- Binilen araçlar tıkış tıkış
- İstanbul'da üniversiteye gidene kadar üç araç değiştiriyorum, bir tanesine boş bindiğim olmuyor
- Sıra kültürü yok, kurala uyma yok, saygı yok
- Devam zorunluluğu var
- Üniversiteler açılsın diyenlerin çoğu evde sıkıldığından diyor, bunlar gezip gezip virüs kaparsa sınıftaki diğer insanlara bulaştıracak
- Bir kişi virüse yakalansa tüm sınıf karantinaya alınacak yada ilişki de olduğu kişiler, hastalanmasa bile 15 - 20 günlük kayıp zamanı olacak bu karantinadaki kişilerin

Türkiye'deki öğrenci kalitesi çok kötü, aynı şekilde yaşamda Almanya'ya göre düşük ondan Almanya'ya filan bakarak karşılaştırmak çok yanlış olur.

Açılmaması için bir çok etken var, aynı zamanda açılması içinde bir çok sebep söylenebilir. Bence yüzyüze olması gereken derslere sahip kişiler okula gidip geri kalan da çevrimiçi eğitim alabilir. Çevrimiçi eğitimin altyapısı kurulması, gelişmesi lazım bu da bu işin zorlayıcısı olur. Zaten ezbere dayalı bir eğitim var çoğu derste okula gitsen yine önüne slayt açacak, ondan pek fark eden bir şey olmuyor. Birde genel olarak çevrimiçi eğitimde sınavlarda kopya çekiliyor deniliyor bunun için sınavları kaldırıp canlı çevrimiçi verilen konuyu anlatmasını, araştırma yapmasını, makale yazmasını, proje yapmasını istersin mis gibi de olur. Üniversite öğrencisi internetten iki kelime arama yapmıyor, kod yazıyor ezbere yada kopyala yapıştır yapıyor dökümana bakmayı bilmiyor.

Açılırsa ben ilk iki hafta gitmem, ondan sonraki duruma göre bakarım.