Covid-19 Sürecinde İntihar Oranları Neden Arttı?
Gelişen teknoloji ve modernite gibi unsurlarla eş zamanlı olarak dünya üzerindeki intihar oranlarının arttığı çok açık bir şekilde ortadadır. Aynı zamanda psikoloji biliminin de hemen hemen aynı dönemlerde ortaya çıkması ve yine bu dönemlerde gelişmeye başlaması da bir tesadüf değildir. İntihar oranları yıllara, ülkelere, cinsiyete, kişinin sosyoekonomik duruma göre farklılıklar göstermektedir. Dünya genelinde meydana gelen ekonomik buhranlar, doğal afetler ve salgın hastalıklar gibi etmenlerle birlikte intihar oranları doğru orantılı yükselmiştir. Biz de bu çalışmada dünya genelinde halen sürmekte olan Covid-19 salgının intihar oranlarına etkisini inceleyeceğiz.
Covid-19 Öncesi İntihar Oranları
Dünya Sağlık Örgütünün (WHO) verilerine göre her yıl yaklaşık 800.000 kişi intihar ederek hayatını kaybediyor. Bu da her 40 saniyede bir kişinin intihar girişimi sonucu ölümünün gerçekleştiği anlamına geliyor. İntihar girişimleri sonrası gerek bu duruma sebep bir suçlunun aranması gerek ailelerin yaşadığı trajedi bakımından geride kalanlar için de etkisi uzun süre devam eden bir olaydır. Yine Dünya Sağlık Örgütünün (WHO) verilerine baktığımızda daha üzücü bir tabloyla karşılaşıyoruz. Dünya genelinde 15-29 yaş aralığında meydana gelen ölümler için intihar üçüncü sırada yer alıyor. Dahası 2016 yılı verilerine göre 15-29 yaş aralığı için intihar ikinci ölüm sebebi olarak karşımıza çıkıyor.
Sanılanın aksine intihar yüksek gelirli ülkelere özgü bir durum değildir. WHO verileni incelediğimizde görüyoruz ki 2016 yılında gerçekleşen intihar girişimlerinin %79u düşük ve orta gelirli ülkelerde gerçekleşmiştir. Özellikle yüksek gelirli ülkeler için intihar girişimlerinin psikolojik bozukluklar ile doğru orantılı olarak yükseldiği görülmektedir fakat intiharların genelde ani bir dürtüyle kriz anlarında gerçekleştiği kaydedilmiştir. WHOda da belirtildiği gibi incinmesi kolay gruplar ( LGBTİ üyeleri, mahkumlar ) intihar riski en yüksek bireyler arasında yer alıyor ama en yüksek riske sahip grup daha önceden intihar girişiminde bulunmuş kişiler geliyor.
Dünya Sağlık Örgütünün yayınladığı rapora göre 2019 yılında intihar oranı en yüksek beş ülke sırasıyla şu şekilde: Litvanya (Yüz binde 31), Rusya (Yüz binde 31), Guyana (Yüz binde 29.2) ve Güney Kore (Yüz binde 26.9). Türkiye ise rapora göre 100. sırada yer almakta.
Covid-19 Sürecinde İntihar
Dünya Sağlık Örgütünde de vurgulandığı gibi izolasyon hissi intihar riskini arttır (Direk bu şekilde belirtilmiştir yayınlanan raporda.) Covid-19 sürecinde bizler de evlerine kapanarak özellikle devlet tarafından istendiği gibi kendimizi izole etmekteyiz. Peki bu durum gerçekten intihar oranlarının artmasına neden oldu mu? Veya pandemi sürecinde intihar eğilimi en yüksek olası gruplar hangileridir?
Covid-19 süreci boyunca istikrarlı bir şekilde en yüksek risk grubunun yaşlılar (older adults) olduğundan bahsedildi. Ben de yaşlıların intihar girişimlerinin olasılıklarını inceleyerek başlayacağım o halde. Devletler yaşlıların en yüksek risk grubuna dahil olması dolayısıyla izolasyonu özellikler onların üzerinde sıkılaştırdı, bu durum zaten zor olan bir sürecin onlar için belki de iki kat zorlaşmasına sebep oldu. Bunun yanı sıra basında da özelikle İtalya örneğinde gördüğümüz gibi hastaneler sağlık sisteminin çökmesini önlemek amacıyla hasta seçmek durumunda bırakıldı ve bu seçimler yapılırken risk grubuna dahil olan gruplar tedavi görmek için en son sıralarda yer aldı. Bu durumun getirdiği değersizlik hissi de yalnızlık ve izolasyon ile birleşince yaşlıların intihar girişimlerinde artışın beklendiği gruplar arasında yer alabileceği rahatlıkla gözlemlenebilir. Şu an için bu olasılık hakkında net bir rakam verilmiş değil fakat yaşlılara ilişkin salgın hastalık dönemlerinde meydana gelen intihar oranlarındaki artış için Amerikadaki 1918-19 influenza pandemisi verileri ve Hong Kongdaki SARS epidemisine ilişkin verileri incelemek yeterlidir olacaktır çünkü rakamlar çok açık bir şekilde bu artışın var olduğunu ortaya koymaktadır.
Diğer bir grup olarak işsizleri inceleyebiliriz. Covid-19un ekonomiye vurmuş olduğu darbe su geçirmez bir gerçek. Birçok firma, kurum-kuruluş pandemiden olumsuz yönde etkilendi. Hal böyle olunca birçok işveren çalışanlarını işten çıkarmak durumunda kaldı. Daha önceden de belirttiğimiz gibi sanılanın aksine yüksek gelirli ülkelerdeki intihar oranı düşük ve orta gelirli ülkelerdeki intihar oranından nispeten daha düşüktür. (Dünya Sağlık Örgütünün verilerini Covid-19 Öncesi İntihar Oranları başlığında açıklamıştık). Bu durumu sosyoekonomik unsurların intihar oranlarıyla olan doğru orantısı olarak açıklayabiliriz. W. Kawohl ve C. Nordt 63 ülkeyi baz alarak yapmış oldukları çalışmada işsizliğin intihar riskini %20 ile %30 arasında arttırdığı yönünde bir veri elde etmişlerdir. Bu artış ile 2009 dünya ekonomik buhranın da karşı karşıya kaldığımızı belirtebiliriz. Bu bağlamda intihar girişimlerinde artış oranının yüksek olması beklenen bir başka grupta işsizlerdir diyebiliriz.
Covid-19 sürecinde intihar oranında artışa rastlayabileceğimiz ve intihar riski yüksek olan gruplar arasında halihazırda psikolojik bozuklukları (depresyon, bipolar, şizofreni, kaygı bozuklukları) olan bireyleri sayabiliriz. Daha önceden de belirttiğimiz gibi özellikle yüksek gelirli ülkelerde psikolojik bozuklukları olan bireylerin intihara eğilimleri daha fazladır. (Bu bağlamda Dünya Sağlık Örgütünün verilerini incelemenizi öneririm). Dolayısıyla bu süreçte izole olmanın verdiği rahatsızlık hissi ve psikolojik bozuklukların birleşmesinin etkisiyle hasta bireylerin intihara eğiliminde bir atış beklemek çok da şaşırılası bir durum bir durum değildir.
İntihar Oranlarındaki Olası Artışı Önlemek İçin Alınabilecek Bazı Önemli Önlemler
İntihar girişimlerini önlemek ya da en azından oranlarda bir düşüş elde etmek mümkündür. Tabi ki de bu durum olası bazı önlemleri uygulamakla gerçekleşebilir. Bu önlemlere ilişkin Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından oluşturulmuş halihazırda bulunan bir listesi bulunmaktadır. Bu listedeki bazı maddeler şunlardır:
- İntihar girişiminde bulunulurken yaygın olarak kullanılan araçlara, maddelere erişimi denetlemek veya bu ürünlere erişime kısıtlama getirmek (ateşli silahlar ve bazı belli ilaçlar bunlara örnek olarak gösterilebilir.)
- Medyayı bu alanda sorumluluk sahibi bir şekilde görevlendirmek veya rapor etmek.
- Okulları, eğitim alanlarını bu konu hakkında bilinçlendirmek ve eğitim kurulları bazında müdahalelerde bulunmak.
- Alkolün zarar verici düzeydeki kullanımlarını önlemek adına gerekli bazı alkol politikaları uygulamak.
- Erken tanının bu alanda da önemini görüyoruz. Psikolojik rahatsızlıkları olduğunu bildiğimiz veyahut madde kullandığını bildiğimiz kişileri gerektiği zaman denetlemeli ve kontrol etmek. Bununla birlikte kronik acıları olan bireyler de gözlenmesi gereken bireyler arasında yer almaktadır.
- Bu konuda uzman olmayan sağlık çalışanlarının da intihar davranışının değerlendirmesi ve yönetimi konusunda belli bir eğitimden geçmesi.
- Daha önceden bir intihar girişiminde bulunmuş bireyler ile özellikle ilgilenilmesi ve onların davranışlarının düzenli bir şekilde değerlendirilmesinin yapılması.
Bu gibi önlemler gerek devletler tarafından gerekse birer birey olarak bizler tarafından dikkate alınır ve uygulanırsa belki bizler de en azından bir kişinin bile olsa hayatını kurtarabilirsiniz. Öncesinde de belirttiğimiz gibi pandemi intihar oranlarında bilhassa belli başlı bazı gruplar (yaşlılar, işsizler, halihazırda bir psikolojik sorunu olan bireyler) üzerinde intihar oranını arttıracaktır. Bu önlemleri dikkate almanın ve uygulamaya geçmenin özellikle şu dönemde daha kıymetli olduğu çok açık bir şekilde ortada.
Değerli forum üyeleri yorumlarınız ve düşünceleriniz bizler için değerli. Karşılıklı fikir alışverişi yapabilmek adına konu altında yorumlarınızı belirtirseniz hep birlikte sohbet edip konu özelinde konuşabiliriz.