ejder024 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Ben öyle çok aydınlanamadım filmi izledikten sonra baştan söyleyeyim.
Birde hayli zaman geçti filmi izleyeli hatırladığım kadarı ile teknede mahsur kaldığı hayvanlar aslında insanlar. Önce çocuğun annesini yiyorlar çocukta diğer birisi ile beraber hayatta kalmak için geriye kalanlar yiyor.
İnsanoğlunun hayatta kalmak için neler yapacağını ve aynı zamanda gerçek dostluğun önemini ve de zorlukların insanı nasıl güçlü kıldığını anladım diyebilir filmden. Baştan bir daha izlersem biraz daha farklı analizler çıkarabilirim.

Aklınızda kalan kısımlar filmin konusu ile doğru. Ama aslında çocuğun annesinin yenmesi ve diğerlerinin yenmesi filmin hiç bir yerinde gösterilmiyor. Bunlar yerine filikadaki hayvanların sırtlan orangutan zebra kaplan gibi... mücadelesi yer alıyor. İnsanların birbirlerini yemesi meselesini sigorta müfettişleri geldiğinde ortaya çıkıyor. Çocuk önce bizim filmde izlediğimiz, bir çocuğun ve kaplanın aynı filikadaki fantastik kurtuluş hikayesini anlatıyor. Sigorta müfettişleri ise bu fantastik hikayenin raporlarına yazamayacakları doğa üstü ve uydurma olduğunu söylüyorlar ve çocuktan gerçeği anlatmasını istiyorlar. Sonra çocuk insanların bir birlerini pişirip yedikleri çirkin hikayeyi anlatıyor. Hikaye gerçek ama o kadar çirkin ki sigorta müfettişleri gerçek hikayeyi değil raporlarına çocuğun ilk anlattığı fantastik hikayeyi yazmaya karar veriyorlar.
Burada asıl hikaye şu. Filmin başında ateist bir adam hintli bir adamın evine gidiyor ve benim inanmamı sağlayabileceğin bir hikayen olduğunu söylediler diyor. Ve hintli adam da 3 dine inanan bu küçük çocuğun yaşadığı hikayeyi bu ateiste anlatıyor.
Filmde anlatılan şey şu. İnsanlar neden dinlere inanıyorlar? Çünkü dinler çirkin bir hikayenin yerine daha güzel ve fantastik bir hikaye anlatıyorlar. Çünkü gaz ve toz bulutundan oluştuk, rast gele kimyasal reaksiyonlarla oluşan bir hücreden bir birimizi yiyerek evrimleştik. Bugünkü halimize gelene kadar mağaralarda apaç tepelerinde hayvanlar gibi yaşadık ve öldüğümüzde tekrar çözünüp toz haline dönüyoruz gibi bir hikaye çirkin. Onun yerine tanrı dünyayı şöyle yarattı, melekleri ile insanları kitaplarını dünyaya gönderdi ve ölünce şuraya gideceğiz gibi bir hikaye daha güzel daha çekici...


Asgari zekalı analiz eder diyorsun ama asgari zekanın tanımına göre bu söylediğin değişir. Ülkenin ortalaması üniversite sınavında Türkçede 40 soruda 14 net, Matematikte 40 soruda 5. Yani aynı filmi izleyen ve hayatında 20 kitap okumuş ve 2000 kitap okumuş adamlar aynı analizi yapmazlar. Bize anlatılabilecekler bizim anlayabileceklerimiz kadardır. O yüzden daha fazla kitap okumak çok ahmakça herksin gülüp geçtiği bir filmden başkalarının yapamadığı bazı psikolojik sosyolojik ideolojik çıkarımlarda bulunmayı sağlayabilir. Yani beyin bir nöron networküdür. Beyninizde ne kadar çok bilgi ne kadar çok network varsa, yeni karşılaştığınız şeyleri beyninizde o kadar çok bölge ile bağlayabilirsiniz ve başkalarının sahip olmadığı bağlantılara yani analizlere sahip olabilirsiniz.