Misafir adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
köprü olayınız, örneğiniz yanlış yüksek maliyetli yapılar vergilerle olacak bir şey değil ama şunu sizinle enine boyuna tartışırım yaptık acaba iyi bir anlaşma ile mi yaptık yap işlet devret gerçekten mantıklı mı bunu da araştırmak lazım. Örneğin boğaz köprüsü de eskiden pahalıymış ilk yılları maliyeti çıkınca sonra normal olmuş. Ne bilim acaba köprü yerine nüklüer enerjiye daha fazla mı yatırım yapsaydık ? Dediğim gibi yüksek işleri vergilerle kurtarma imkanı yok zaten hiç olmadı geriye dönüpte inceleyerek günümüze bakmak tarafsız olur .





sende haklısın pokla (pok dediğinde tezek ) pislikle uğraşmayıp özel sektörde patronun ağız kokusunu çekiyorum. acaba pokla uğraşsak daha mı iyiydi ?
Yüksek işleri vergiler ile kurtarma imkanı yok fikrin yanlış hocam. Türkiye'deki yap işlet devret sistemi bir sahtekarlıktır. Devlet bir özel şirkete iş yaptırıyor, ama bu özel şirketin kredisine kefil oluyor ve dolar üzerinden bu şirkete geçiş garantisi veriyor. Yani şirketin zarar etme imkan yok, her türlü durumda zararı ve riski devlet kendi üzerine alıyor. O zaman sorarlar neden yap işlet devret modeli ile yapıyorsun bütün riski devlet üstleniyorsa? Devlet o işi bir şirkete ihale etmeseydi kendi yapsaydı ne olurdu? O şirketin kar marjı toplam maliyetten düşülürdü muhtemelen %30-40 daha ucuza yapılırdı. Ve yine vatandaş yeterince geçip köprüyü finanse etmezse vergilerden aradaki açık kapatılırdı. Yani Türkiye'deki geçiş garantili, hasta garantili yap işlet devret modeli bir soygundur. Çünkü para yatıran şirketler bu işi kendi öz sermayeleri ile değil devletin garanti verdiği krediler ile yapıyorlar, devlet de bu şirketlere zarar etmeyeceklerini garanti ediyor. Böyle bir ticari model dünyanın hiç bir yerinde yok. Riski devlet alıyor parayı özel şirket kazanıyor. Vatandaş da hiç geçmediği köprünün parasını vergilerinden ödüyor.

Ayrıca benim ilk bahsettiğim köprü boğazköprüsü diye yapılan sonra adı 15 temmuz şehitler köprüsü olan köprü. Bu köprü halkın vergileri ile yapıldı. Sonra geçen araçlardan ücret alınacak maliyet karşılanacak denildi. Maliyet çıkarıldı ve bu köprüler deli dumrul köprüsü gibi paralı olmaya devam etti. Herhalde geçen süre zarfında bugün yap işlet devret modeli ile yapılan tüm köprülerin maliyeti kadar para devletin kasasına girdi.

En son sorduğun soruyu ben ve benim gibi bir sürü insan sen sormadan önce yanıtlamıştık. Dünyanın en büyük havalimanı yerine Atatürk Havalimanına ek pist ve terminal yapılarak 30 senede daha hizmet verilecek hale getirilebilirdi. Salgın hastanesi yapılacak diye Atatürk havalimanının her türlü alt yapısı olan terminal binası yerine milyar dolarlık pisti yıkılarak yapılan hastane israftır. Bunlar salgın dönemine geldi kimse ne olduğunu anlayamadı. Osmangazi köprüsü tam bir israftır, 3. köprü tam bir israftır. Rant yaratmak için yapılmış projelerdir. Böyle betona para yatırmak yerine yarı iletken teknolojisine para yatırsaydık, silikon argeye para yatırsaydık, bugün güneş enerjisi paneli üretebilirdik ya da mikroçip üretebilirdik.

Yani sen araba yapma ama arabalarda kullanılan mikroçipleri yap. Güney Kore neden büyük ülke oldu. Çünkü iphone alıyorsun içinde 114 dolarlık kore de üretilen ekran mikroçip kullanılıyor. Yani şu beton ekonomisine yatırılan milyar dolarları keşke teknolojiye yatırabilsek. Ve keşke 1 müteahhite verilen 1 milyar dolar kredi yerine bilişim ve teknoloji ile uğraşan 10 bin gence 100 bin dolar kredi verebilsek. Ama siyaseti finanse eden adamlar rant ekonomisinden ve betondan beslendiği için ülkeyi yönetenler de parayı betona gömüyorlar çünkü betona gömdükleri para kendilerine geri dönüyor.