Eski sümer dinini araştırırsanız , sonrasındaki ortaya çıkan yahudilik, isevilik ( hrıstiyanlık) ve islamiyettin birbirinden nasıl etkilendiğini görebilirsiniz.
En büyük örnek her gün en az binlerce kez söylenen ama asıl kökeni ibranice olan selamün aleyküm , aşağıda kökenini veriyorum.
Yahudiler arasında kullanılan geleneksel İbranice selamlaşma şekli olarak; selam veren, "
şalom aleykem" (
barış üzerinizde olsun) der, selamı alan ise "
aleykem şalom" (
üzerinizde olsun barış) diye karşılık verir. İbranice
şalom barış demektir.
Ek olarak Allah kelimesi hakkında da bu bilgileri göstermeden bu konuyu açıklamak eksik olacaktır.
Al-İlahİslam öncesi Araplar; Arap toplumu
Kabe'de 360 tane puta tapıyordu, bunlardan en güçlüsü ve en yükseğe koydukları ilah
ay tanrısı olan Al-İlah (El-İlah) idi.
[3] İslam öncesi Araplara göre Al-İlah Dünyanın yaratıcısı, havadan yağmur indirici, yerden dane çıkarıcı ve Kabe'nin efendisi idi.
[4] Al-İlah'ın üç adet kızı bulunmaktaydı:
El-Lât,
El-Uzzâ,
El-Manât.Üçüncü kavram ise erkeklerde sünnet olmadır. Yahudilerden geçen bir başka uygulamadır.
Son olarak da aşağıdaki görseli eklemek istiyorum.
-
Hak dinlerin ilk zamanı Hz. Âdem devridir. İlk insan olan Hz. Âdem aynı zamanda ilk peygamberdir.
Sümerler milatta önce 4.000-2.000 arasında yaşamış kadim bir medeniyetin insanlarıdır.
Uyaran bir peygamber gelmiş olmayan hiçbir millet yoktur. (Fatır, 35/24)
mealindeki ayette ifade edildiği üzere, Hz. Âdemden Hz. Muhammed (asm)e kadar gelmiş geçmiş bütün insanlara mutlaka bir peygamber gönderilmiştir. Zaten, İslam inancına göre, bir peygamberin mesajını duymayan insanların sorumlulukları da yoktur.
Biz bir peygamber göndermedikçe kimseye azap etmeyiz. (İsra, 17/15)
mealindeki ayette bu gerçeğin altı çizilmiştir.
- İşte bu açıklamalardan anlaşıldığı üzere, yaklaşık 2.000 yıllık bir zaman diliminde tarih sahnesinde yer alan Sümerlere de bir çok peygamber gönderilmiştir. Sümer medeniyetinin
güzel ve doğru yanları, bu peygamberlerin öğrettikleri ilahi vahiy ışığında şekillenmiştir.
Bu sebeple, daha sonraki semavi dinlerin bildirdiği bazı hakikatlerin Sümerler döneminde de söz konusu olması, bu dinlerin oradan kopyalandığını değil,
bütün dinler gibi Sümerlerin medeniyetinin de aslı semavi dinlerin öğretilerine dayandığını göstermektedir.,
Nitekim, Hz. İbrahim, Sümerlerin son devrelerini yaşadığı m. ö 2.000 yılında yaşamıştır.
Demek ki, uzun bir süre yaşayan Sümer medeniyetinin kaynağı olan dinlerden sonra, Hz. İbrahim ile başlayan yeni bir dönemde artık İbrahimi dinler devri başlamıştır.
Bu her iki medeniyetin kaynağı da Allahın gönderdiği dinlerdir.
- Şu anda ayakta olan ve binler seneden beri devam eden İbrahimi dinlerin hepsi Orta Doğu coğrafyasında yer aldığı için, insanların bu konudaki bilgilerinin kaynağı, yaşayan bu dinler olduğu için, bildiklerimiz de ister istemez yalnız bu coğrafyadaki dinlerle sınırlı kalmıştır.
Yoksa, yukarıdaki ilgili ayette geçtiği üzere, insanların bulunduğu her bölgeye mutlaka peygamberler gönderilmiştir.
İslam literatüründe sayısı 124 bin olarak bilinen bu peygamberlerden sadece bir kısmı Orta Doğuda geldikleri bilinmektedir.
Nitekim,
İmam Rabbani Hindistan bölgesinde birçok peygamberin geldiğini keşif yoluyla gördüğünü bildirmiştir.
Hindistanda görülen Allahın sıfatları ve onları tenzih ve takdis eden bazı bilgilerin ve daha başka önemli bilgilerin gerçek kaynağı o peygamberlerdir. manasına gelen İmam Rabbaninin açıklamaları vardır.
(bk. Arapça, el-Mektûbât, 259. Mektup, 1/313-315)
Demek ki, semavi dinler yalnız Orta doğuya mahsus değildir.
Bununla beraber, Hz. Âdemin ve Hz. Havvanın cennetten dünyaya gönderildikleri zaman, ilk buluştukları bölge Orta doğu olması da, insanlığın ilk beşiği olan bu bölgede bir çok peygamberlerin gelmiş olması, işin tabiatının gereğidir.
- Enbiya suresindeki
Big Bang teorisine işaret eden ayetin verdiği bilginin Sümerlerde de olduğuna dair soruya gelince; şunu söyleyebiliriz:
a) Önce bu bilginin Sümerlerde de olduğuna dair (Sümer kaynaklı) sağlam bir belgenin gösterilmesi gerekir. Bu belge gösterilmediği sürece, bu iddia (başka bazı konularda da görüldüğü gibi) bir kısım dinsizlerin yaptığı palavradan öteye geçemez.
b) Şayet böyle bir belge gösterilirse, bu takdirde yukarıda belirttiğimiz gibi, o devirdeki Allahın peygamberlerinden alınmış bir bilgi olduğunda şüphe yoktur. Çünkü, insanların o devirde böyle bir ontolojik meseleye vakıf olması düşünülemez.
c) İslamdaki bu bilginin Sümerlerden kopyalandığını iddia etmek kadar akıldan uzak bir iddia olamaz. Çünkü, Kuranda açıkça ilan edildiği üzere, Hz. Muhammed (asm) gibi okuma-yazması olmayan bir insanın yetiştiği çok cahil bir çevrede, cehaletin kol gezdiği bir dönemde, bir Sümer yazısını okuyup ondan kopyalar almasını düşünmek için gerçekten akıldan istifa etmek gerekir.
d) Çoğu uzmana göre insanlık tarihinin en önemli buluşu olan yazının, ilk olarak M.Ö. 3500 yıllarında
Sümer rahipleri tarafından kullanıldığı bilinmektedir.
Sümer rahipleri yazıyı, tapınak ve depolarda bulunan malları kaydetmek amacı ile kullanmışlardır ifadesinden de Sümerlerde dinin ve din adamları rahiplerin bulunduğunu göstermektedir.
Demek ki Sümerlere vahiy yoluyla bazı bilgileri öğreten Allah, aynı bilgileri daha sonraki dinlerle de vahiy etmiştir.
Demek ki, bilgili kopyalama yok, kaynak birliği vardır.
https://sorularlaislamiyet.com/butun...li-olabilir-mi
ve
"Sina'ya, Hira'ya, zeytin'e ve incir'e and olsun". Bu ayette 4 mübarek yere işaret edilmiştir. Yerlerin en mübarek olanları Allahın vahyinin indiği yerlerdir.
Buna göre bu ayetlerde yer alan yerlerden Sina, Hz Musa'ya vahiy inen yer; Hira, Hz Muhammed'e vahiy inen yer; Zeytin ağacı/dağı, Hz. İsa'ya vahiy inen yerdir.
Bu durumda mübarek olan yerlerden incir ağacı ise Budaya vahyin indiği yerdir.
Çünkü, bu dört semavi dinden Budizmin kurucusu olan Buda, genel kanaate göre bir peygamberdir ve bir incir ağacının altında iken ilk defa vahye mazhar olmuştur. Buda şöyle dedi. Ben dünyaya gelen ilk buda (yol gösterici) değilim, son da olmayacağım. Belli bir zamanda dünyaya bir başka kişi gelecektir. O da kutsi, aydınlanmış ve idarede fevkalade kabiliyetli olan biridir. O benim size öğretmiş olduğum aynı ebedi gerçekleri öğretecektir... Ananda sordu: o nasıl bilinecek? Buda cevapladı: o, maitreya (rahmet[alemlere rahmet]) olarak bilinecek. Türklere peygamber geldiğinin kanıtı göktanrı dini.
son olarak "Biz her millete bir peygamber gönderdik" Nahl 16
Sümerlerin teknolojisinin gelişmesi gönderilen peygamberlerin mucizeleri ile gerçekleşmiştir.
Muazzez İlmiye çığ okuyup da burda saçma sapan masallar uydurmayın.
-onun bahsettiği tabletler eksik ve okunamayacak kadar hasarlı bulunduğunda tarihci havası suya indi araştırabilirsiniz buyrun.
Gerçekten insanın sabrını ciddi şekilde zorluyorsunuz ,inançlara ve kutsallığa saygı duyun.
Hayatın ve evrenin sebeblere ve sonuçlarla meydana geldiğine inanan birisinin bakış açısı ALLAH veya tanrı inancına sahip bir insandan daha dardır .
çünkü onun hayatı Dünya ile sınırlıdır ne ekerse dünyada onu yiyecektir.
sonunda toprak olup canlı organizmalara yem olacağını düşünmektedir.
oysaki Allaha inanan bir insan Adaletin şaşmadığı iyi'nin ve kötü'nün hesabının dürülüp ,herkes ne ektiyse onu biçebileceği sonsuz bir alemde sonsuz bir hayat yaşayacağına inanmaktadır.
Allah'a inanan bir insan rızkın, Allahtan geldiğine inanır kula minnet etmez.
sırf ego kasacağım diye Alemlerin ve hayatın yaratıcısı olan Allah'ı inkar etmek verdiği nimetleri hor görmek
ebedi hayatı yakıp ,akıl ve mantıktan çıkmaktır. ahmaklıklıktır, aptallıktır!
Allah zamandan ve mekandan münezehhtir zamanla gönderdiği kanunlar veya emirleri değişmez
zaman insan ve hayat içindir.
evreni ,kanunları ,zamanı ve hayatı yaratan bir varlık bu katmanlar içersinde olamaz.
Dolasıyla bir Yaratıcı aciz değildir sonsuz ilim ve kudret sahibidir. eğer ki bu özelliklere sahip değilse yaratıcı değildir
yaratan asla yaratılmaz doğmaz büyümez çocugu vs olamaz.
Yaratıcı sonsuz ve süreklidir. Kuranda da yazmaktadır.
Dolasıyla Allah yaratılmamıştır, doğmamıştır. o her daim vardı ve varolacaktır.
Şayet Müslümanlara bakıp islamdan soğuyorsanız , mükemmel olan İslamdır. müslümanlar değil.
her insan hata yapabilir , günah işleyebilir .İnsanın doğasında var bu.