Zeytinyağının zeytinin bölgesine göre, sıkımına göre sıkım yapılan yere ve sıkıma girmeden önceki sıkıma göre bile tadı değişir. Mesela ben Kuzey Ege Ayvalık, Edremit ve Çanakkale taraflarının yağını severim. İç Ege yağlarını (Akhisar hariç) sevmem, tadı, kokusu hoşuma gitmez. Hatay tarafının yağını sevmem... Ama bu o yağın kötü olduğu, hele ki "iğrenç" olduğu anlamına gelmez. Bakın o bölgelerin zeytini de yağı da meşhurdur ama ben sevmem, benim damak tadıma uygun değil. Bununla birlikte, yağı gerçekten iğrenç yapabilecek sıkım sorunları var... yok değil. Beklemesi, beklerken küf tutmaya başlaması gibi.
En önemlisi, zeytinyağ tüketmeyen birinin direkt olarak yemekte, hamur işinde zeytinyağı kullanması damak tadına aykırı olabilir. Şimdi bana margarinli bir yemek, pata, börek verseniz yiyemem... Aynı şey.
Zeytinyağı öncelikle damak tadınıza uygun olan bir bölge ve sıkım olacak. Asit oranı önemli, acılık veren şey asit oranıdır ama çoğu zeytinyağı aslında keyifle yenebilir. Genzi yakmayacak yağ 0.1-0.5 arası; 0.5 artık yakmayaya başlar genzinizi. Yine de daha yüksek asit bile yenebilir. En ideali 0.1 asit. Soğuk sıkım yağın kokusu, tadı ve sıkımdan evvel bekleme süresi yok ise çok iyi olur. Sorsanız herkes soğuk sıkım satar, sıkımda 30-40 dereceye kadar (halbuki bu sıcaktır) soğuk diyenler oluyor, aslında soğuk sıkım soğuk sıkımdır. Ürün daha az çıkar, onun için üretici bunu tercih etmez, daha çok ürün elde edebileceği sıcak sıkımı tercih eder.
Sadece sağda solda otelde kahvaltıda falan zeytinyağ ile tanışıp da onun hakkında fikir yürütmek yanlış olur. Zeytinyağı ilaçtır ilaç... Ekmek banıp yersin, doyamazsın, fincana koyar içersin, şifa bulursun.