İyilik ve kötülük aslında kısmen soyut kavramlar denilir. Yani kime göre iyi kötü boyutu vardır. Başkalarının hakkına girmediğin sürece biraz muallak konu. Yukarıda yazışmış ahlaklı olmanın güzelliğine her yerde atıfta bulunulur.
Her insan bence özünde iyidir ama şeytanlarımız var. Bir şeyi yapmış olmak için yapmak mantıklı olmaz çünkü iki yüzlülüğe işarettir. Doğal davranacaksın ancak bu seferde kusurlarımızı hep görmezden gelmeye devam ediyoruz. Bence en iyi yöntem insanın kendisini tanımasıdır, dediğim gibi her insan özünde masumdur güzeldir biz kendi elimizle ve çevrenin etkisiyle farkında olmadan kendimizi hep değiştiriyoruz.
İnsanlar yavaş yavaş inanmamayı, güvenmemeyi, sevmemeyi, kronik şüpheci olmayı öğrenir. Bu gerçekleştiğinde, artık ne yazık ki çok geçtir. İnsanların "tecrübe" dediği şey budur. Kalbiyle bağlantısını kaybetmiş bir insana tecrübeli denir.
Mesela sen bu soruyu sorabilmişsin kimsenin böyle bir derdi olmadığı gibi her insan kendisini bildiği son şekliyle tanımlar kabul eder, gün gün değiştiğimizin farkında da değilizdir.
Hepimiz bazen hoş olmayacak şeyler yaptık ve yapmaktayız yani kendimizin bile tasvip etmeyeceği pişman olduğumuz şeyler. Sebebi kendimizi yeterince tanımıyor oluşumuz bu yüzden kendimizi "tam" olarak görerek kusurlu olmamıza rağmen kusursuz görmemiz daha doğrusu kusurlarımızı kendimizin birer parçası olarak kanıksamışız.
Hayat gayemiz iyi insanlar olmak çünkü iyilik ruhu yüceltir aksi halde neden böyle bir amacımız olsun. Bazıları da hayatlarının hatalardan ibaret olduğunu ileri sürerek böyle geldi böyle gider diyerek pişmanlık duymamak için kendilerini alıştırırlar geçmişe saplanarak yaşarlar. Halbuki güneş balçıkla sıvanmaz. Kişi kendi değerini bilmeli, değerli olduğunu başkalarından farkı olmadığını anlamalı ve bu ortak değeri yüceltmek için çaba göstermeli emek vermeli.
İnsanlar başkalarında hep kusur arar bulurlar çünkü kendimizde olan kusurları aramıyoruz ve başkaları bunu bizim yerimize yapıyor. En iyi örneğini siyasette görebilirsiniz. Vahim olan kendimizdeki kusurları kabul etmezken karşının kabul etmesini beklemektir.
Her şeyin bedeli vardır tuvalete bile paranız yoksa gidemiyorsunuz. Peki öldüğümüzde ahirete gidince bizden ne istenecek?
Alışverişe çıkmadan önce, bir işimiz halletmeden önce yola çıkmadan önce gideceğimiz yere göre cebimizde para bulundururuz. Hiç kimse işini hallettirmek için veya mal almak için parasız yola koyulma aptallığını yapmaz. Hiç gördünüz mü adam markete giriyor sigara alıyor kasiyer ödeme bekleyince param yok diyor. Cüzdanı evde unutmuşum! Haydi koçum eve bir koşu git gel derler değil mi. Onca zahmeti çekmişindir giyinmiş markete gitmişsindir cüzdan yok veya içi boş. Ben eşeğim diye bağırırsın.
Ayna niçin var? İnsanlar neden sürekli bizi eleştirir? İnsanlar sürekli bizden bir şeyler yapmamızı isterler...
Gözlem yapıyoruz ama her daim dışarı ile alakalı. Hiç kendimize bakmayız sorgulamayız düşünmeyiz. Eğer kendi üzerimizde hakimiyetimiz yok ise, bu kendimizi tanımadığımızı gösterir. Hakimiyeti ele almamız için insanlar tarafından hoş olmayan davranışlarla karşı karşıya gelebiliriz. Askere gidersin yeni gelin gibi, üst devreler seni nerede görürse görsün tanırlar hatta izne çıkmış geziyor olsan bile tanınırsın. Masumiyet görünce onu senin elinden almak için hemen harekete geçerler. Masumiyete saldırılmaz ancak masumiyetin açık hedefse onu kollaman gerektiğini zor yolla anlarsın. Savunman gereken bir şey olduğunu bilmiyorsan sendeki masumiyetin de farkında değilsindir.
Aslanda çok iç içe mevzular fazla uzatmayayım. İyi insan olmak için insanlara hizmet etmek gerekir. İçinden gelmiyorsa nasıl olacak bilmiyorum. İnsanları kendinden farklı görmeyerek hizmet edebilmek insana büyük değerler katabilir. Allah kulunun rızkını yine kulundan veriyor.
Ruhumuz nasıl öğreniyor ben bunu merak ediyorum. Yani ruh sonuçta yeni bir bilgi öğrenebilmek için önce onu görmesi lazım. Bir kişiye yardım edeceksin ve zorlanacaksın çünkü demek ki içimizde yoktur ve zorlandığımız halde bunu yaptığımızda ruhumuz yeni bilgiyi kayıt ederek öğreniyor. Yeni şeyler mi öğreniyoruz yoksa sınırları mı kaldırıyoruz merak ediyorum. Bazen hani insan bir şeyler yapmak ister ama içinde ki ses yapma der. Dilenci görürsün para verip vermeme konusunda çelişkiye düşersin. Vermemek istiyorsan yani vermemeyi seçtiysen bu seçenek baskın çıktıysa bahaneleri sonrasında sıralar kendini haklı çıkarırsın. Param azdı dersin eli ayağı tutuyor dersin bunları alıştırmamak lazım dersin. Muhtaç insanlar olmasaydı sen nasıl iyilik yapacaktın. Onlar muhtaç ama sen değil misin. Paranı sıkı sıkı koruyarak kendine iyilik mi edersin yoksa zarar mı verirsin. Cebin delik değildir amma gönlün delik deşiktir. Gönlün delikse yaptığın iyiliğinde faydası olmaz. Allah buyurmuyor mu gören gözler değildir gören gönül gözüdür.
İyilik insanın kendine yakışanı yapmasıdır. İnsan olabilmek içinde kendimizi iyice tanımamız şarttır. İnsan gibi yaşamalı insan gibi yaşatmalıyız.