Merhaba, varlık barışında son aya girildi. Bugüne kadar çok farklı vergi dairelerine başvurular yapıldı. Yaklaşık 7/10 netice alındı, teftiş süreçleri devam ediyor, müfettişlerin bazılarından varlık barışına olumlu reaksiyon gözlendi. Ancak incelemeler çoğunlukla devam ediyor.

Ancak sorun çıkaranlara ise dava açılması gerek.

Peki sorun nasıl çıkmaktadır.

1- Varlık barışı istemi reddedilmektedir. Bu cevabi yazı gelince veya başvurudan sonra 60 gün dolunca gerçekleşir. Vergi dairesi bir hakkın yerine getirilmesini sağlamamaktadır.
2- Vergi dairesi dilekçe tarihi itibariyle 1 günlük mükellefiyet kaydı açmak yerine, gelirin elde edildiği dönemden bu zamana kadar gelir, geçici ve KDV mükellefiyeti tesis etmektedir. Bu da oldukça hatalı ve hukuka aykırı bir işlemdir.
Bu iki işleme ayrı ayrı dava açılmalıdır. Dava işlemi tesis eden idarenin işlerine bakan vergi mahkemesinde açılır. Örnek dilekçeleri paylaşıyorum. Dava açmak isteyenlerin dilekçeleri kendi durumlarına uyarlamaları lazım.


VARLIK BARIŞI DAVA DİLEKÇESİ ÖRNEĞİ

....... VERGİ MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’NA

DAVACI: TC Kimlik No:

ADRES:

DAVALI: ..... Vergi Dairesi Başkanlığı (... Vergi Dairesi Müdürlüğü)

ADRES:

DAVANIN KONUSU: 05.05.2020 gün ve 111111 sayılı varlık barışından yararlandırılma isteminin reddine ilişkin davalı idarenin 07.05.2020 gün ve E.22222 sayılı işleminin öncelikle yürütmesinin durdurularak ardından iptali istemine ilişkindir.

DAVA KONUSU İŞLEMİN TEBLİĞ TARİHİ: 12.05.2020

AÇIKLAMA ve YASAL MEVZUAT:

2015 ila 2017 yılları arasında internet üzerinden elde ettiğim reklam kazançları nedeniyle, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun Geçici 90. maddesi uyarınca varlık barışı müessesesinden yararlanmak ve gereken işlemlerin yapılması (beyanname verebilmem için dilekçe tarihi itibariyle mükellefiyet kaydı açılması) için 2577 sayılı Kanun’un 10. maddesi uyarınca davalı idareye başvuruda bulundum. Ancak davalı idare dava konusu işlemi tesis ederek söz konusu istemi reddetmiştir. Dava konusu ret işlemi hukuka uygun olmayıp iptali gerekmektedir. Şöyle ki:

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 51. maddesinde her türlü ilan ve reklam işleriyle uğraşanlar veya bu işlere tavassut edenlerin basit usulden yararlanamayacağı, diğer bir deyişle ticari kazancın tespiti açısından gerçek usule tabi olduğu kuralına yer verilmiştir.

213 sayılı Kanun’un 8. maddesinde mükellefin, vergi kanunlarına göre kendisine vergi borcu terettüp eden gerçek veya tüzel kişi olduğu düzenlemesine yer verilmiştir. Yukarıdaki kurallara göre reklam işiyle uğraşan kişilerin gerçek usulde vergilendirilmesi gereken bir vergi mükellefi olduğu açıktır.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun Geçici 90. maddesinin 6. ve 7. fıkrasında ise: ”Gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince sahip olunan ve Türkiye’de bulunan ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazlar, 31/12/2019 tarihine kadar vergi dairelerine beyan edilir. Beyan edilen söz konusu varlıklar, 31/12/2019 tarihine kadar, dönem kazancının tespitinde dikkate alınmaksızın kanuni defterlere kaydedilebilir. … Vergi dairelerine beyan edilen varlıkların değeri üzerinden %1 oranında vergi tarh edilir ve bu vergi, tarhiyatın yapıldığı ayı izleyen ayın sonuna kadar ödenir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Kuralda bahsedilen beyanname verme mühleti Cumhurbaşkanı Kararı ile 6 ay uzatılmıştır. Söz konusu düzenleme ile daha önceki paragraflarda yer verilen kurallar dikkate alındığında, ticari (organizasyon halinde ve devamlı) reklam geliri elde edenlerin 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun Geçici 90. maddesinin 6. ve 7. fıkrasında yer verilen varlık barışı imkanından yararlanmasına herhangi bir kanuni kısıtlama bulunmamaktadır. Ancak varlık barışı beyannamesi verilebilmesi için vergi dairesince gerekli işlemlerin yapılarak mükellefiyet kaydı açılması gerekmektedir. Bu kayıt açılmadan benim veya benim adıma mali müşavirimin e-beyanname verebilmesi mümkün değildir.

Vergi Usul Kanunu'na göre vergi mükellefi, vergi idaresince sicil nosu, tarh dosyası bulunan, fatura kesen ya da beyanname veren değil, kendisine vergi borcu düşen diğer bir deyişle ister kayıtlı ister kayıt dışı olsun verginin konusuna giren bir kazanç elde eden ya da işlem veyahut muamele yapan kişidir. Örnek vermek gerekirse bir kişi bir ay içerisinde onlarca araç alıp satarsa bu ticari kazancı nedeniyle vergi mükellefi olacaktır. Ve bir vergi mükellefi için geçerli olan hak ve yükümlülüklere sahip olacaktır. Matrah artırımına dair kurallarda bu minvalde yorumlanıp uygulanmaktadır. Bu bakımdan varlık barışından yararlanmak açısından potansiyel ya da kayıtlı mükellef ayırımı bulunmamaktadır.

Olayda ise, 2015 ila 2017 yılları arasında internet ortamında yürüttüğüm çalışmalar sonucunda Google Ireland Limited şirketinden reklam geliri elde ettiğimi ileri sürerek, bu dönemlerde vergi mükellefi olmam hasebiyle yukarıda ayrıntısını paylaştığım varlık barışı imkanınından yararlandırılmam noktasında gerekenin yapılmasını vergi idaresinden istedim. Vergi idaresi ise yasal ve maddi koşullar uygun olmasına rağmen hatalı değerlendirme yaparak beyanname vermem için gerekli imkanı sağlamak yerine (beyannamenin kabulü için dilekçe tarihi itibariyle mükellefiyet kaydı açmak yerine) istemimi keyfi olarak reddetmiştir. Oysa ki muhtelif vergi dairesi müdürlüklerince benim durumunda olan ve benzer şekilde internet üzerinden geçmişte gelir elde eden kişiler için bu imkanın sağlandığını, mükellefiyet kaydı açılarak beyan alındığını ve tahakkuk işlemi yapıldığını biliyoruz.

Vergi idaresince, geçmişe dönük vergi incelemesi yapılıp cezalı vergi salınırken hatta fatura kesilmediği için özel usulsüzlük cezası kesilirken ve bunu o dönemlerde vergi mükellefi olunduğu sebebine bağlanırken, lehime olan varlık barışı kurumunun işletilmesi noktasında vergi mükellefi olunmadığının değerlendirilmesi kabul edilemez.

Bu açıklamalar karşısında, gelir elde ettiğim yıllarda ticari kazancı gerçek usule göre tespit edilmesi gereken bir vergi mükellefi olarak dikkate alınmam ve varlık barışı imkanından yararlandırılmam istemimin reddedilmemesi ve beyanname verebilmem için dilekçe tarihi itibariyle adıma mükellefiyet kaydı açılması gerekirken bu istemin hukuka aykırı şekilde reddedildiği görülmektedir.

SONUÇ ve İSTEM: Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin öncelikle yürütmesinin durdurularak iptaline ve yargılama giderlerinin davalı idareye yüklenmesine karar verilmesini arz ederim.

Davacı


MÜKELLEFİYETİN İPTALİ DAVASI

..... VERGİ MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’NA

DAVACI: TC Kimlik No:

ADRES:

DAVALI: ....... Vergi Dairesi Başkanlığı (Akşehir Vergi Dairesi Müdürlüğü)

ADRES:

DAVANIN KONUSU: Hakkımda tesis edilen gelir vergisi, geçici vergi ve katma değer vergisi mükellefiyet işlemlerinin yürütmesinin durdurularak ardından iptali istemine ilişkindir.

DAVA KONUSU İŞLEMİN TEBLİĞ TARİHİ: 08.05.2020

AÇIKLAMA ve YASAL MEVZUAT:

2015 ila 2017 yılları arasında internet üzerinden elde ettiğim reklam kazançları nedeniyle, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun Geçici 90. maddesi uyarınca varlık barışı müessesesinden yararlanmak ve gereken işlemlerin yapılması (beyanname verebilmesi için dilekçe tarihi itibariyle mükellefiyet kaydı açılması) için 2577 sayılı Kanun’un 10. maddesi uyarınca davalı idareye başvuruda bulunmuştur. Ancak davalı idare söz konusu istemi gerekçesiz olarak reddetmiştir. Bu konuda ayrı dava açılmıştır.

Davalı idare bu ret işlemi ile kalmayıp aynı zamanda adına gelir vergisi, geçici vergi ve katma değer vergisi mükellefiyet tesisi yapıp benden beyanname vermemi istemiştir. Ancak tarafımca tarafından yapılmış bir işe başlama bildirimi bulunmadığı gibi mükellefiyet tesisini gerektiren bir yoklama ve sonucu itibariyle 2015 yılının başından bu yana mükellefiyet tesisini gerektiren tamamlanmış bir vergi incelemesi de bulunmamaktadır. Bu durumda; gerek iradi, gerek resen mükellefiyet tesisini gerektiren bir hukuki ya da maddi neden bulunmaksızın varlık barışı gibi kanuni bir hakkımı kullanmak için davalı idareye başvuruda bulunmam son derece hatalı değerlendirilmiştir.

Bu mükellefiyet kaydının hukuka aykırı olduğu ve geri alınması için şifahi görüşmeler reddedilmiş ve dava açmak zorunda kalınmıştır.

Benzer durumda gelir elde eden mükellefler için birçok vergi dairesi tarafından, dilekçe tarihi itibariyle mükellefiyet kaydı açılıp kapanarak varlık barışı beyannamesinin kabulü sağlanmaktadır. Davalı idare varlık barışı beyannamesinin elektronik ortamda veya fiziki olarak kabul edilmesini sağlamak üzere mükellefiyet kaydını dilekçe tarihi itibariyle açıp kapamak yerine (ki bu noktada takdir hakkı da bulunmamaktadır), 2015 yılının başından bu yana çeşitli vergi türleri itibariyle mükellefiyet kaydı açmış ve herhangi bir faaliyet yoklaması veya istemim olmamasına rağmen özel usulsüzlük cezaları ile muhatap olmamın yolunu açmıştır.

Öte yandan, söz konusu gelirleri 2017 yılının Aralık ayından bu yana elde etmemekteyim. Dolayısıyla 2018, 2019, 2020 yılı için gelir elde edilmediği halde bu kaydı açmak hiçbir şekilde anlaşılır değildir.

Davalı idare tamamen keyfi bir işlem tesis etmiş, kanun önünde eşitlik ilkesini gözetmemiş ve örnek gösterilmesine rağmen benim durumumda olan kişilerin yararlandırıldığı gibi şahsımı varlık barışı imkanından yararlandırmamıştır. Üstelik dava konusu mükellefiyet tesisi işlemini yaparak hukuka aykırı işlemlerine bir yenisini eklemiştir.

Daha önce temas ettiğim gibi vergi daireleri varlık barışında gelirin elde edildiği değil dilekçenin ya da başvurunun alındığı tarih itibariyle mükellefiyet kaydı açmakta ve buna özgü beyannameyi kabul edip tahakkuk yapmaktadır.

Söz konusu mükellefiyet kayıtlarının açık kalması halinde verilmeyen beyannameler nedeniyle özel usulsüzlük cezaları kesileceğinden, telafisi zor durum meydana gelmemesi için dava konusu işlemin yürütmesinin durdurulması gerekmektedir.

SONUÇ ve İSTEM: Açıklanan nedenlerle, dava konusu gelir vergisi, geçici vergi ve katma değer vergisi mükellefiyet işlemlerinin yürütmesinin durdurularak ardından iptaline ve yargılama giderlerinin davalı idareye yüklenmesine karar verilmesini arz ederim.


Davacı