Merhaba,
Aklıma 1999 depreminde Gölcük'e gelip depremzede gibi yardım toplayıp, evini arabasını alıp, memleketine dönen insanlar geldi. Çok yardım sever bir toplum olduğumuz için, afet durumlarında ve acil durumlarda, bir kısmımız gerçekten canı pahasına çalışırken, bir kısmımız can kaybını arttırmaya yönelik çalışıyor. Bu hastalığın adı aslında Devlet/Türk düşmanlığı. Depremde enkazdan kolu sarkan yaşlı kadının, kolunu kesip bileziklerini çalanı da gördüm, yan yatmış binaya depremin ertesi günü yıllık kira isteyen ev sahibini de. Öte yandan 12 yaşında genç kızı kurtarmak için girdiği binanın altında kalan adam da vardı. Çocuğu canlı çıkardılar, ancak adamı kurtaramadılar.
Pahalıya satanların biraz daha farklı kategorisi var tabi ki. Onlar da para gelme olasılığını gördüğü yerde, paranın kendilerini ne kadar değiştirebileceğini kanıtlıyorlar bizlere. Bir kısmı borçtan ya da parasızlıktan kalkışıyor ve ne yapacağını bilemiyor, diğer bir kısmı hayatları boyunca paranın esiri olduğu için karakterlerini normal çizgide tutamıyorlar. İstediğiniz gibi nitelendirin, daima yetersiz kalacak bu gibi insanlara söylenebilecek şeyler.
Maske üretimi ile ilgili de şunu söyleyebilirim: "Üretim şu fiyatlara geliyor" diyerek güldürmeyin kendinize. 0.4 TL'ye Türkiye'de o maskeyi, rahatlıkla üretirsiniz, teliyle birlikte. Ama gidip tek bir makine alıp, ben maske üreticisiyim diyip, maske üreticiliğine soyunursanız, elbette aldığınız malzeme ve üretiminiz yaptığınız masrafı karşılamaz. İktisat bilginiz yok, ekonomi görmemişsiniz, girişimcilik anlayışınız talebin en yoğun olduğu dönemde ürünü pahalıya satmak, bir miktar yatırımla girişimci/yatırımcı/üretici oluyorsunuz. Migros'un yanına 200 ürünle market açmaya benzer.
Umarız faydalı olmuştur,
Teşekkür ederiz