2008 varlık barışına direkt yazmışlar mükellef olmayanlarda yararlanabilir diye. son varlık barışında bu unsur olmaması çok üzücü. ben okumuştum.
Vergi daireleri kanunların uygulanmasını açıklamak için tebliğler çıkarır. Ancak bu tebliğlerde bazı zamanlar kanunla getirilen hakların kısıtlandığını ya da uygulanmasının zorlaştırıldığını görürüz. Aslında mevcut varlık barışı düzenlemesine göre kayıt dışı adsense geliri elde edenlerin bundan yararlanmasının önünde engel yok. Zaten elimizdeki örneklerde bunu gösteriyor. Tek sorun bürokrasinin engellerini aşmak. Bu ya idarenin ikna edilmesi ile ya da yargı yolu ile olur.
VARLIK BARIŞIYLA İLGİLİ ŞU BİLGİLERİ GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURURSANIZ, SİZLERE DAHA MANTIKLI GELECEK, VERGİ MÜFETTİŞİ KABUL ETMESE BİLE MAHKEMELERDE KABUL ETME OLASILIĞININ YÜKSEK OLDUĞUNU ANLAYACAKSINIZ.
Varlık Barışı kanunu bugüne kadar defalarca çıkmıştır. Yani bu son düzenleme ilk defa yürürlüğe giren varlık barışı değildir. Daha önce 2-3 defa daha çıkmıştır. Çeşitli seferlerde çıkmaya devam etmektedir.
Daha önce çıkmış olan bir varlık barışı yasasına göz atalım bakalım, Maliye Bakanlığı ne demiş:
06.12.2008 tarih 27076 sayılı Resmi gazetede yayımlanan 1 SERİ NOLU 5811 SAYILI BAZI VARLIKLARIN MİLLİ EKONOMİYE KAZANDIRILMASI HAKKINDA KANUNA İLİŞKİN GENEL TEBLİĞ
"5.3.5. Bildirim ve beyana konu edilen varlıkların gelir unsuru ile ilgisi ve mükellefiyet tesisi (2 Seri Nolu 5811 Sayılı Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanuna İlişkin Genel Tebliğ ile eklenen bölüm) Kanun kapsamında varlıklarını beyan eden ve defter tutma yükümlülüğü bulunmayan gelir vergisi mükellefleri ile ilgili olarak, diğer nedenlerle inceleme yapılması durumunda bulunan matrah farklarının hangi gelir unsuru ile ilgili olduğunun önemi olmaksızın, beyan edilen tutarlar bulunan matrah farklarından mahsup edilecektir. Beyan tarihi itibarıyla mükellefiyet kaydı olmaksızın devam eden ve defter tutma yükümlülüğü bulunan ticari veya mesleki bir faaliyetle ilgili olarak Kanun kapsamındaki varlıkların beyan edilmesi halinde, bu faaliyete ilişkin olarak tutulması gereken yasal defterlere varlıkların kaydedilmemesi durumunda Kanunun 3 üncü maddesinin beşinci fıkrası hükmünden yararlanılması mümkün olmayacağından, öncelikle bu şekilde faaliyeti bulunan kişilerin mükellefiyet tesis ettirmeleri gerekecektir." Sıra No: 2009/1 Sayı: B.07.1.GİB.0.03.49/4938- Tarih: 06/02/2009 5811 Sayılı Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanun
İç Genelgesi
(Seri No: 2009/1)
................................................VA LİLİĞİNE
..................VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞINA
1 seri no.lu Tebliğin; "3.1.1. Yurt dışında sahip olunan varlıklara ilişkin bildirim ve beyan"başlıklı bölümünde, gerçek veya tüzel kişilerce 1/10/2008tarihi itibarıyla yurt dışında sahip olunan ve kapsama giren varlıkların, Kanunun yürürlüğe girdiği 22/11/2008 tarihinden itibaren izleyen üçüncü ayın sonuna (2 Mart 2009 Pazartesi akşamına) kadar Türk Lirası değerleriyle; bankalara bildirilebileceği veya vergi dairelerine beyan edilebileceği, "3.2. Türkiye'de sahip olunan varlıklara ilişkin beyan ve verginin ödenmesi" başlıklı bölümünde de gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince sahip olunan ve Türkiye'de bulunan ancak 1/10/2008 tarihi itibarıyla yasal defter kayıtlarında işletmelerin özkaynakları arasında yer almayan kapsama giren varlıkların, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren izleyen üçüncü ayın sonuna (2 Mart 2009 Pazartesi akşamına) kadar Türk Lirası değeriyle, gelir veya kurumlar vergisi yönünden bağlı olunan vergi dairelerine beyan edilebileceği belirtilerek, bildirim veya beyanın nasıl yapılacağı ayrıntılı olarak açıklanmıştır. 5811 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin beşinci fıkrasında, Kanun kapsamında bildirilen ve beyan edilen varlıklar nedeniyle 1/1/2008 tarihinden önceki dönemlere ilişkin hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmayacağı hükme bağlanmıştır. Bu nedenle, yurt içinde ve yurt dışında sahip olunan varlıklardan beyana konu edilenler ile ilgili olarak, yurt dışında bulunan taşınmaza sahip olunduğuna ilişkin belge dışında herhangi bir belge talep edilmeyecek ve beyanın hangi gelir unsurundan kaynaklandığı sorulmayacaktır. Öte yandan, potansiyel mükellef olan gerçek kişilerce Kanun kapsamındaki varlıkların beyan edilmesi halinde, ilgili kişinin mükellefiyet tesisine ilişkin herhangi bir talebi olmaması durumunda mükellefiyet tesis ettirilmeksizin beyanlar kabul edilecektir. Söz konusu beyannamelerde T.C. Kimlik numarasının doğru yazılıp yazılmadığının ise mükellefin kimliğine bakılmak suretiyle kontrol edilebileceği tabiidir. Bu çerçevede, 5811 sayılı Kanun kapsamında beyanda bulunan mükelleflere her türlü yardım ve kolaylığın sağlanmasını ve Kanun kapsamında yapılan beyanların 1 seri no.lu Tebliğde ve yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde kabul edilmesi hususuna özen gösterilmesini rica ederim. Potansiyel mükellef nedir? Genel olarak bütün vatandaşları kapsar. Yani vergi kimlik numarasının yaygınlaştırılması ve çeşitli işlemlerde (ev, arsa, taşıt alım satımında kullanılması amacıyla) kullanılması amacıyla ihdas edilmiş bir düzenlemedir. Yani Ticari faaliyeti olmayan, herhangi bir işyeri olmayan, maliyeye herhangi bir işi ile ilgili beyanname vermeyen her vatandaşın bir vergi kimlik numarası bulunur. Bu kişilere potansiyel vergi mükellefi denir. Yani sizin gibi google kazançları nedeniyle geçmişe dönük olarak incelenen kişiler potansiyel mükelleftir. İncelemeye başlama tutanağınızda "Potansiyel Mükellef" yazar. Yani burada diyor ki, google kazancı olan vatandaşlar 2008 yılında varlık barışından faydalanacaklarsa, bu kişilerin beyanname verebilmesi için mükellefiyet tesis ettirilmeksizin yani maliye adlarına firma açmaksızın, varlık barışıyla ilgili beyanname verebilirler ve bu şekilde faydalanabilirler idi. Son çıkan yani bizleri ilgilendiren Varlık Barışı yasasına ilişkin Maliye Bakanlığı'nın (tebliği) açıklamasında aynen şu ifade yer alıyor: "ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Türkiye'de Bulunan Varlıkların Beyanı ve Verginin Ödenmesi Türkiye'de bulunan varlıkların beyanı MADDE 6 (1) Gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince sahip olunan ve Türkiye'de bulunan, ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan; para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazlar, 31/12/2019 tarihine (bu tarih dahil) kadar Ek-3te yer alan beyanname ile gelir veya kurumlar vergisi yönünden bağlı olunan vergi dairelerine doğrudan beyan edilebileceği gibi 340 sıra no.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde belirtilen usul ve esaslar doğrultusunda elektronik ortamda da beyan edilebilecektir.
(2) Yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannamelerini elektronik ortamda vermek zorunda olan mükellefler, Ek-3te yer alan beyannamelerini de 340 ve 346 sıra no.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğlerinde belirtilen usul ve esaslar doğrultusunda elektronik ortamda vermek zorundadırlar."
Burada diyor ki; beyannamelerini elektronik ortamda vermek zorunda olanlar bu varlık barışı beyannamesini mutlaka elektronik ortamda vermek zorundadır. Peki kim beyannamesini elektronik ortamda vermek zorunda. Vergi kaydı olan gelir vergisi mükellefleri. Yani sizin vergi kaydınız şu an yok ise bu beyannameyi elektronik ortamda kesinlikle veremezsiniz, mümkün değil. Peki, yukarıda ne diyor? bu beyannameyi vergi mükellefi değilseniz -ki sizler değilsiniz- kağıt ortamında, tebliğ ekinde örneği bulunan EK-3 denen bir beyanname ile de kağıt ortamında vergi dairesine verebilirsiniz. Kağıt ortamında beyannameyi kimler verebilir? Potansiyel vergi mükellefleri :-) Yani vergi kaydı olmayan sizler.... Peki ben vergi kaydı bulunan bir mükellefim. Kağıt ortamında beyanname vermek istesem vergi dairesi kabul eder mi? Etse ne anlama gelir? O beyanname hiç verilmemiş sayılır, yok hükmündedir. Bir de üstüne beyanname vermedim diye özel usulsüzlük cezası yerim. :-) Yani Maliye Bakanlığı kendi çıkardığı genel tebliğde bile 2016,2017,2018,2019 gibi yıllarda vergi kaydı bulunmayan, vergi mükellefiyeti bulunmayan kişilerin yani potansiyel vergi mükelleflerinin, yani google kazancı elde edenlerin beyannamesinin kağıt ortamında vergi dairesine verilebileceğini belirtmek suretiyle varlık barışı başvurusunun kabul edilmesi gerektiğini açık bir şekilde kabul etmiş oluyor. :-) İsterseniz sorun vergi müfettişine kimler beyannamesini kağıt ortamında verir, kimler elektronik ortamda vermek zorundadır? Büyük ihtimalle net bir cevap veremeyecektir. Pratikte Bilmiyordur. En az bir 10 dk evrak kurcaladıktan sonra cevap verecektir. Bu cevabı verdikten sonra tekrar tebliği okursa, belki kafası biraz karışabilir.
Diğer taraftan, şimdiye kadar çıkmış olan bütün varlık barışı yasalarının metinleri aynı olmasına rağmen, muhasebe, denetim mesleği ve vergi hukuku bakımından yeterli bilgi ve ehliyete sahip olmayan acemi vergi müfettişlerinin (kendilerine göre herkesten daha bilgililer, kendilerine eğitim vermiş olan bütün eski maliyecilerden, eski teftiş kurulu başkan yardımcılarından, Danıştay'ın saçı başı ağarmış vergi hakimleri'nden daha bilgililer maşallah, üç günlük ata binmişlikleri var bizlere seyisliği öğretiyorlar :-)) keyfi uygulamalarıyla öncekilerde böyle uygulama, sonrakilerde farklı uygulama yapmak, önceki varlık barışı yasalarını bu şekilde kabul edip sonrakilerde yasa maddelerinde yazmamasına rağmen keyfi davranarak varlık barışından faydalanamazsın demek bırakın vergi yasalarını en başta Anayasa'ya aykırıdır. Anayasa'da hakim olan "Düzenli İdare İlkesi" ve "Hukuki Güvenlik" ilkesine aykırıdır. Düzenli idare ilkesi genel olarak; idarenin düzenleme yetkisine sahip olduğu alanlarda, idari metinlerde objektif düzenlemeler yapması ve sürekli uygulamalar ile hukuki istikrar tesis ederek buna uymasını ifade eder. Yani yerleşik ve istikrar kazanmış uygulamaları, zırt pırt keyfi olarak değiştirmemesini ifade eder. Hukuki Güvenlik ilkesine göre ise; devlet kurumlarının hukuk kurallarına bağlı olması, hukuk kurallarının öngörülebilir olması, vatandaşların tüm işlem ve eylemlerinde devlete güven duymasını, devletin de yanlış uygulamalar yapmayarak bu güveni boşa çıkarmaması gerekir. Fakat bu varlık barışı olayında önceden farklı bir uygulama, şimdi farklı bir uygulama yapmak, sürekli görüş değiştirmek, kişilerin güvenini boşa çıkarmak suretiyle Anayasaya aykırı bir durum meydana gelmiştir. Özet olarak vergi müfettişlerinin veya bazı mali müşavirlerin (ben onlardan değilim, görüşlerine kesinlikle katılmıyorum) "varlık barışından faydalanamazsınız", "o sizin için olmaz" demelerine şiddetle karşı çıkıyorum. Çok ciddi bir hata içerisindeler. Her şey apaçık meydanda.
Kenan GÜMÜŞ
S.M. Mali Müşavir
ANKARA
Kenan bey yazdıklarınıza katılıyorum.
Son günlerde en çok şu soru ile karşılaşmaktayım. Hakkımda inceleme yok varlık barışına başvurursam arının kovanına çomak sokmak olur muyum? Açıkçası bana göre dikkat çeken bir adsense kazancı var ise, banka kayıtlarından kaçıl olmaması nedeniyle müfettiş muhakkak kapıyı çalacaktır. Bunun kaçışı yok. Dolayısıyla varlık barışı dilekçesi ile idare kayıt dışı kazançtan haberi olsa dahi, varlık barışı istemini kabul etmezse bu durumda en kötü ihtimal komisyona sevk edecektir. Bunun avantajı da şu, müfettiş yerine komisyon vergilendirmelerinde gider ve istisna hesabı detaylı yapılmadığından idarenin hata yapma ihtimalleri fazladır. Ve genelde vergi yargısı komisyon kararına dayalı vergilendirmelerde iptal kararı verir. Bu açıdan iş müfettişe intikal etmeden komisyona havale edilebilir. Ancak bu durumda karşılaşma oranımız 10 başvuruda yalnız bir tane. Ona da itiraz edildi. Dolayısıyla eğer göze çarpan bir kazanç varsa arılar saldırmadan balı almaya çalışmak, arıların saldırısını beklemekten iyi.