Yaşamın kendisi aslında virütiktir.
Diğer canlılar doğa ile uyum içinde yaşıyor tezi saçmalıktır.
Varolan türlerin %99'unun yok olduğunu görürseniz aslında hiç bir türün dengeli yaşamadığını anlarsınız.
Tüm canlılar doğup, yiyip için üremek güdüsüne sahip.

Bu üreme işini kontrol eden şey sahip olunan kaynak miktarı ve tehdit eden tür miktarı.
Virüsler hızlı şekilde mutasyon geçiriyorlar ve yeni koşullara adapte olarak kaynaklarını genişletiyorlar.
Yeni türlere sıçrayarak aslında bizim amerika kıtasına geçmemiz gibi yeni kıtalar keşfediyorlar.
İnsanoğlu en güçlü tür olduğu için artık avlanamayacak bir network kurmuş durumda.
Aslanlar insan avlayamıyor, kurtlar insan avlayamıyor.
Ama virüsler insan avlayabiliyorlar.
Antibiyotikler bulunana kadar ortalama insan ömrü 35 sene, dünya nüfusu 1 milyar.

İnsanoğlunun koyundan tek farkı koyunun doğayı kendine uyarlayıp yayılma alanını genişletememesi.
Yani koyunlar da boş arazilere ot ekebilecek kapasiteye sahip olsalar ve birleşerek kurtlardan kendilerini koruyabilseler tüm dünya koyun olurdu.
Yani koyunlar kaynak kullanabilecek evrimler geçirselerdi tüm dünya koyun dolardı.
Ve dünyayı kirleten insanlar değil koyunlar olurdu.

Doğa ile denge içinde yaşayan canlıların kurdukları denge geçicidir.
Kalıcı olsaydı yer yüzündeki türlerin %99'u yok olmazdı.

İnsanın doğa ile kurduğu denge de kalıcı değil.
Bu nedenle bir gün insan da kendi kendini yokedecek.

Çünkü kaynaklar kısıtlı ve dengeli değil.
Canlılık üremek üzerine kurulu olduğuna göre insan nüfusunun sürekli artması kaçınılmaz.
Ve kaynakların yetmemesi ve dünyanın içine edilmesi son derece normal.
Bir gün yeterince içine ettiğimizde doğa dengeyi yeniden kurar.