Bir Sen Doğdu
Hergün gittiğim ufak bir büfede fark ettim onu. Gözlerini daha yakından görebilmek için bir çay istedim kendisinden. İyiliği o kadar belliydi ki beni ilk defa görmesine rağmen gülümseyerek getirdi çayı masama. Teşekkür ettim kendisinden karşılığında bir rica kelimesi için. Çünkü ses tonunu da merak etmiştim. Çayımı yudumlarken sigaram eşlik etti bana. Aldığım her yudumda gözlerim onu daha çok arıyordu. Ona doğru yöneliyordu adeta tüm zihnim ve ne olduğunu henüz anlamış değildim. Biten çayın ardına bir çay daha, bir çay daha, bir çay daha.. Çayı seviyordum fakat o an çay içme hazzımdan çok gözlerini yakından görebilmekti amacım. Sesini kulağımda hissedebilmek.
Aralıksız her gün onun çalışmaya başlamadan 1-2 saat öncesinde orada beliriyordum. Sanki onu orada ben karşılarcasına. O gün tek başınaydı, yetişemiyordu siparişlere. Kalktım yardım ettim, çünkü en azından adını öğrenirdim. Öğrenemesem bile ona yakın olacaktım. Ansızın boşlukta otururken adımı sordu bana;
''Onur'' diye yöneldim kendisine.
- Neden sormuştu acaba? Beni merak ettiğinden mi yoksa o an birşey olduğunda seslenebilmek için miydi?
Kafamda saniyede oluşan onlarca soru işareti bir anda çıkmaza sürüklemişti beni. Kısa günün karı lafını ilk defa o an düşündüm. Hiç birşey olmamıştı belki o gün. Karşılıklı bir sigara içmek harici..
Pes etmedim. Yani bırakmadım onu her gün görmeyi, öylece sürdürdüm. En ufak sıkışıklıkta yardım ettim yakınında olabilmek için. Ve ilerlemeler oluştu. Artık her gördüğünde gözlerime, yüzüme bakıp gülümsüyordu. Farkında değildi belki ama o her gördüğünde ben içten içe eriyordum sanki mutluluk ve huzurun zerdelişi ile.
Ondan önce çalışan bir arkadaşı gördüm sonraki günlerde büfede otururken. Hızla yanına oturdum muhabbet etmek için. Muhabbet esnasında birden o belirdi masada. Çayımı istedim, getirdi ve kendiside oturdu masamıza. O an ne yapacağımı şaşırdım. Birşeyler sormalıydım ona ses tonunu en derinimde hissetmeli gözlerine bakmalı ve onun hakkında birşeyler öğrenmeliydim. Nereli olduğunu sordum bir anda;
- ''Tekirdağ'' dedi ve beni benden aldı. Çünkü aslen bende oralıydım ne kadar hiç gitmesemde. Sonra okuduğu bölümü ve kaçıncı senesi olduğunu.. Ardı sıra bir kaç soru ile yöneldim ona. Anlamsızca onu deli gibi tanımak istiyordum..
Tanısam ne olacaktı, o an hayatımda biri yani sevgilim vardı. Fazla istemememe rağmen biri vardı hayatımda. Bu beni baştan sona eksiye düşürecekti biliyordum.
Günler akıp geçtikçe her geçen günün ardına bir tık daha yaklaşıyordum ona, yakınlaşıyordum. Fakat ona yaklaşırken tanıdığım bir arkadaşımı ayarlamaya çalışıyordı kendisine. Gerçekleri bilmiyordum sadece bildiğim konuştuklarıydı. Kendi ortamımdan bir başkası da yazmıştı konuşmak için. Biliyorum zarar görürdü ondan izin veremezdim. Geri çekmek istedim kendimi. Çünkü bildiğim selamlaştığım insanla yapmaya çalışıyorlardı arasını..
Yanlış anlaşılan muhabbetler sayesinde gerçek anlamda konuşma fırsatımız oldu. Ne kadar ben dışı olsada konu bana seslendiğinde yaralı halimle sanki koşarak gidiyordum ona. Konuşamamamıza ilk defa o kadar sevinmiştim. Çünkü biliyordum bir şekilde bana ulaşacaktı yoksa merak edicekti konuyu.. Umduğum gibi oldu herşey ve bir mesaj attı bana. Ne yapsam ne desem bilmiyordum. Bir anda hislerimin yöneltmiş olduğu mesajla karşılık verdim;
- ''Numaram bu, mesaj atarsın daha rahat konuşuruz''
Çok geçmeden mesajı attı ve anında o halde kalkarak kendisini aradım. Çünkü bu fırsatı kaçıramazdım. İlk defa telefonda onunla sürekli sadece onun sesini duyarak konuşucaktım. Zihnimde beynimin içinde hissedicektim sesini. Onu hiç tanımadığım halde bir güven duygusu belirdi içimde. Tüm olayı gerçekliği ile anlattım ve karşılığını aldım. Aynı şekilde yaklaşmıştı bana güvenerekten. Uzun zaman sonra biri bana kim olduğumu bilmeden sebepsizce güvenmişti. Bu o kadar iyi birşeydi ki benim için. Demek ki hala iyi bir insan çerçevesi varmış içimde. Konu konuyu açtı azda olsa. Çünkü açması gerekliydi sesini daha çok duymam ve huzuru daha çok yaşamam lazımdı. O an anlam veremeden bir söz söyledim ona ;
- " Eğer hayatımda biri olmasa gerçekten peşinden koşardım. " diye bir söz..
Çekinerek korkarak söylemiştim bu sözü. Kızmamıştı aslında gülmüştü sadece. Yanlış anlamasını beklerken hiç birşey dememişti.
İlk konuşmamız bunların ardına yavaştan sona ermişti. Çok sevinçliydim ya. Günlerdir görmek için gittiğim insan ile dakikalarca telefonda konuşmuştum. Bu tarif edilemezdi.
Ve gece iyice çökmüş eve dönüş vakti gelmişti. O gece büfede başladığım yazıyı evde devam ettirerek sonlandırmıştım. Arkadaşıma atacaktım oysa, fakat yanlışlıkla bir anda ona gönderdim. Ne olduğunu şaşırdım. Kusura bakmamasını yanlışlıkla olduğunu söyledim. İşte herşey o an başladı. O şiirle. Bir şiir bu kadar değiştirebilir miydi insanın hayatını ? Evet fazlasıyla değişti aklımın alamayacağı kadar içten içe.
Şiire yorum yaptıktan sonra aramak istedim onu. Açar mıydı bilmiyordum yada gecenin o saatinde aradığım için kızar mıydı bilmeksizin sadece aradım.. Ve açtı.
Şiirlerden konuştuk. O şiirden sonra attığım diğer şiirlerden. Yazılarımdan yazmalarımdan. O kendinden ben kendimden bahsettim dakikalarca. Yani bana göre dakikalardı, oysa ki saatler olmuştu 2 saati geçik kimse ile aralıksız konuşmamıştım. Onlarca şey anlattım ona. Yaşantılarımdan, kaybettiklerimden, kazandıklarımdan. Uzun zamandır ilk defa bu kadar dosdoğru yaklaşmıştım birine. Tam olarak tanımadığım birine güvenerekten dosdoğru. Saatler alan o telefon konuşması değiştirmişti herşeyi. Onun ve benim içimde gizli olan hissiyatları dışarı çıkarmıştı. Konuşurken bile sesi telaştı tedirgin gelmeye başlamıştı. Vazgeçilmez ve değişilmez konuşmaydı. Hiç birşeyi bilmiyordu hayat hakkında. O kadar temizdi ki dudaklarımla adını anmaya bile çekiniyordum. Anlam veremediğim hisler çıkmaza sürükledi iyice beni. Farkındaydı bir sevgilim vardı ne kadar ''sözde'' de olsa. Ama o an sadece düşündüğüm oydu. Malesef ki sabahın aydınlanması ile konuşmamız son bulmuştu. Bana kalsa hala konuşurdum fakat esnemeye başladı ve kıyamadım uyuması gerekliydi.
Ertesi gün yine yanına varmak için çıktım. Sonuçta onu görecektim ve yüzü bana gülecekti. Tam büfeye gelirken yolda karşılaştık. Ufak bir laf atıp seslendim kendisine. Bankaya gidiyordu ve bende büfeye devam ettim. Onu geçtikten sonra biliyordum ki arakdasını dönüp bakacaktı. Aniden kafamı çevirdim ve gözleri gözlerimde karşılaştı. O an ki duygularımı anlatmaya kelimelerin yetemeyeceği için yazamıyorum. Kafamda farklı plan vardı fakat o gün için. İş çıkışında onu karşılayıp az da olsa ona eşlik edicektim. Bedenen ve ruhen yanımda olucaktı. Sıcaklığını hissedicektim. Bunları düşünürken gün içinde canını sıkan olayların olması beni gece çıkışta yanına varmam için neden olarak kıldı. Aniden yolunda belirdim ve şaşkınlığı gözlerinden belliydi. Yürümeye başladık fakat bir kez olsun gözleri gözlerimle çarpışmadı. Garip bir yürüyüştü. Veda vakti geldiğinde ne yapacağımı şaşırdım. Elimi uzatmak istedim fakat acele ile kaçar gibi bir hali vardı. Çünkü biraz sıkıştırmıştım aslında onu. Geriye dönüp bakması konusunda. Telaşlıydı hafiften ve birazda ürkek..
Vee beklenen başa geldi. Sonralarda aradığımda görüşmek istemediğini herşeyin yanlış geldiğini izah etti. Bunları söylerken bile o kadar temizdi ki. Gelde herşeye tamam de ve hayatından çek git! Olmadı yapamadım. Ben ki kimseyi umursamayan bir insan bu sefer başaramadım. İzin veremezdim. Bana bu duyguları yeniden hatırlatan, yaşama sevinci veren, gülme sebebim olan onu kaybetmeyi bir anda kabullenemezdim. Onu anlıyordum fakat anlamamak için direniyordum. İstemiyordum anlamak. Sebepleri o kadar ağırdı ki.. Uzaklaştıkça koştum peşinden. Gidicekti az bir vaktim vardı. Yoluna koymalıydım herşeyi. Onu bu düşüncelerden uzaklaştırıp zamana ve akışına bırakmasını sağlamam gerekiyordu.
Günler sonra bayram için kardeşi gelicekti. Nasıl fırsat bulabilirdim yanında olmak için. Düşünmekten kafayı yiyordum. Ansızın beklemediğim bir anda bir mesaj. Ne olursa olsun eğer arkadaşlık dahi biterse yüz yüze söyleyecekti yani son defa olsun konuşucaktık. '' Sözümü tutucam son defa görüşücez '' içeriğinde bir mesaj. Çocuk gibi sevinmiştim o an. Anında aradım bunu sesiyle duymam gerekliydi. Sesini duyaraktan tekrardan sözümü aldım. Salı günü demişti ve pazartesi de ısrarlıydım. Bir yolunu bulup pazartesi konuşmalıydım çünkü dayanamıyordum. O 1 gün geçmek bilmezdi..
Ve pazartesi oldu. Akşam kardeşi ile birlikte birşeyler yapıcaktı. Bense arkadaşlarımla içmekte kafam hafiften sallantıya girmişti bile. İşte bu an da gitmeliydim yanına. Herşeyi söyleyecek cesaretim olucaktı çünkü. Israrlarım üzerine bir şekilde ikna oldu. Ayaklarım koşarcasına yanlarına gittim. Amacım sadece konuşmaktı. Kardeşiyle tanıştım güzel birşeydi bu. Sevmiş beni bu ayrı güzel. Onunla konuşurken beynimin ayrı bir bölmesi nasıl baş başa kalırız konuşuruz düşünceleriyle çalışmaktaydı. Ve bir anda kardeşi lavaboya gitmek için kalktı. Bu tam da istediğim durumdu. Konuşma fırsatımız oldu nihayetinde..
Nerden başlayacağımı bilmiyordum neler demem gerekli bilmiyordum. Komple kendimi anlattım ona çoğu kişinin bilmediği beni yani bende saklı olan hayatımı. Beni komple tanımalıydı. Ve birden konu bize bağlandı. Hoşlandığımı söyledim kendisine. Biliyordum o da benden hoşlanıyordu fakat engel vardı arada.. Muhabbetin en önemli yerlerine geldiğimizde aniden kardeşi geldi ve o an ki hayal kırıklığı tahmin edilmez bir duygu. Bana bir iyilik yaptı ve kardeşinden müsade istedi 10 dakika. Aslında kardeşi de anlamıştı sadece arkadaş olmadığımızı..
10 dakika gibi kısa bir sürem vardı. Bizi konuşurken birden anlamadan elimi ellerinin arasında parmak uçlarında buldum. O kadar güzeldi ki elleri. Biliyorum hayatında ilk defa ben tutmuştum ellerini. İlk defa ben hissetmiştim avuç içini. Çok güzel bir duyguydu o an yaşadığım. Yanı başımda, rüzgarın esmesiyle saçları yer yer yüzüme karışıyor kokusu burnuma siniyor.. Ellerinin sıcaklığı adeta kalbimi ısıtıyordu. Ne kadar elini çekmek istesede bırakamıyordum ellerini. O anın bozulmasına izin veremezdim. Ben bunları düşünürken kardeşi gitmek için seslendi. Biraz yalnız kalmak istediğimizi söyledik ve bozulmuştu. O an tekrardan sarıldım ellerine fakat aklı kardeşindeydi. Onun ardı sıra bizde kalktık. Yürümekte zorlanıyordum. Tek başıma yürüyebilirdim fakat yanımda o varken ona tutunmak yerine ellerini hissetmek yerine tek başıma zorluk çekerek yürümeyi seçemezdim ki. En kötüsü yolun ayrım kısmına gelmekti. Yüzüme gözlerime bakmalıydı gözlerine bakmalıydım. Başını kaldırmak için. Yakalarını avuçlayıp bana bakmasını istedim. Öyle tatlıydı ki o an. Utangaç, telaşlı ve ürkekti. Yanakları öyle hoş öyle yumuşak.. Üstüne daha fazla gitmemeliydim. İyice benden kaçıp uzaklaşmamalıydı. Nasıl olduğunu anlamadan sarıldım ona. Kokusunu içime çektim. Saçlarını sarmaladım ve okşadım. Bambaşka birşeydi bu tarif edilmez bir duygu. Biliyorum bu yaptığım ona zarar vericekti. Fakat kokusu teni öyle güzeldi ki kendimi ayıramıyordum bedeninden.. Sonunda ayrılık vakti.. Ondan uzaklaştım ve kardeşinin yanına gitmeliydi. Her an onu düşünüyordum. Biliyorum o gecenin hesabı ağır kesilecekti.
Ve tahmin ettiğim gibi oldu herşey. O gece o anlık sorun yoktu fakat ertesi günü yine aynı olay. Bir vazgeçiş bir yarıda bırakılış. O kadar çok haklıydı ki kendince. Birşey diyemiyordum. İlk defa bu kadar çaresiz kalmıştım belkide. Bir şekilde onu konuşmaya ikna ettim. Ve ben bu satırları yazarken bile mesajıma cevap veriyor olması mutlu ediyor.. Böyle süre gelen bir durumdayım. Aklım onda o gecede, gülüşlerinde. Kendimi ondan koparmak istemiyorum. Biz olamayacağımızı düşünüyor ve bu yüzden sürekli bir adım geride kalıyor bana. Arkadaş olmakta anlaştık aslında. Bilmiyorum olabilir miyiz. Bu yaşananlardan sonra, onun ellerini, kokusunu, tenini hissetmişken olabilir miyiz bilmiyorum. Yada arkadaşmışız gibi mi yapıcaz. Aklımda onlarca soru işareti duruyor. Memleketine gidişi ayrı üzdü beni. Ne kadar artık yanına vardığımda yüzüme bakmasada onun orda olduğunu bilmek, aynı şehirde nefes almak ile güzeldi. Şuan günleri sayıyorum gelmesi için. Vakit durmuş belli geçmek bilmiyor. Geldiğinde ona ne diyeceğim ne yapacağım bilmiyorum. Tekrardan ellerini tutmak ona sarılmak istiyorum delice, sımsıkı. Ama bu sefer buna imkan vermezdi. Belki suratımın üstünde sert bir şekilde ellerini hissedecektim. Onu kaybetmeye değer miydi ellerini tutmak ?
Aklım onlarca karışıklık ve ne yapacağımı bilmiyorum. Bu satırları yazarken bile tereddütte kalıyorum. Şuan tek istediğim bir an önce gelmesi ve yanında olabilmem. Kokusunu, gülüşünü, sesini hissedebilmem. Belki bu satırları okurken yanında olucam belki de yalnız başına okuyacaksın. Fakat sen bunları okurken nerde olursam olayım aklım sende olacak. Hikayemizin sonuna geldik malesef ki. Şuan seni beklemekten başka şansım yok. Bunları okurken eğer yanında değilsem bittikten sonra senden isteğim beni sadece araman. Ve düpedüz içinden geçenleri söylemen. Mantığını o an devre dışı bırakıp herşeyi söylemen..
Ve ve veee sen iyi ki varsın..
Not : Bir Sen Doğdu..
Okuyan arkadaşlar yorumlarını iletirse çok mutlu olurum